İsmail ARSLAN

Olan Bitenin Sosyal Boyutunu Konuşmak

İsmail ARSLAN

Herkes meselenin siyasi ve ekonomik boyutları hakkında yazıyor, çiziyor, konuşuyor. Peki bu mevzunun sosyal boyutları şu konuşulanlardan daha mı az önemli?

Bu milletin kalbinde ilme, ilim adamına, dine, din adamına, düşünceye ve düşünce adamına bir hürmet ve iştiyak her devirde vardı.

Nice insanlar bu milletin gönlünü hep din, ilim ve fikir ile fethetmişlerdi.

Ya şimdi ne olacak?

35 yıl din ve fikir ile nice insanın kalbini kazanmış bir zatın liderliğindeki bir hareket, siyasi mülahazalar ve gavurun hesabına işler ile bu milletin kalbindeki sevgi kıstaslarını bir anda yok ediverdi.

Şimdi bu millet “Allah, Peygamber, Kitap” ile piyasaya çıkan, önüne geçen ve ahir sözü, evvel fiilini tutmayan, ama bu sıfatlar ile tanınmış bilinmiş, sevilmiş bu insanları bağrına nasıl basacak?

Asıl büyük yolsuzluk ve çapsızlık bu milletin kalbine düşürülen fitnedir. “İlim yanıltmaz” diye bilirdi bu millet. İlim ehline daima hürmet gösterir idi. İlim, fikir, iz’an ile vasıfladığı bir zatın, gavurdan ummadığı bir zararı ona vermesini nasıl hazmedecek?

Gavurdan ummaz; zira gavurun gavurluğuna daima tetiktedir. Ondan gelen her söz ve harekete şerbetlidir. Müthiş bir dikkat ve firaset ile gardını alır.

Ya kendinden bildiği, gübendiği, inandığı bir müslümanın, hem de vasıflı bir müslümanın gavurun yapamayacağını ona yapmaya kalkışması?

Cebini talan etmesi?

Tüm maddi manevi variyetini heder etmeye teşebbüsü?

Güvenini mızraklaması?

İnancını zehirlemesi?

Bunların cemiyet hayatındaki etkileri nasıl olacak?

“Canım ne olacak? Gördük işte. Hiçbir şey olmaz. Yine alime, mütefekkire meylimiz devam eder, bu da unutulur gider” mi diyorsunuz?

Aldanıyorsunuz!

Zira virüsün azgını girdi vücuda. Artık içeride sürekli çalışıp duracak. Bazı insanlar kendilerini, özlerini gizleyerek var olmak zorunda kalacak. Neye inanıyor ise onu değil, senin inanmanı istediği şeyi sana söyleyecek.

“Güven” ölçütü, fitneye tosladı.

Üstelik daha bu bir başlangıç.

Bu saatten sonra sosyal doku tamiri mümkün olmayacak biçimde bozulmuştur.

Radikalleşti. Uç oldu. Bunun sosyal hayata illa ki ciddi bir tesiri olacak.

Mevlana’nın anlattığı bir vezir hikayesi vardır. Hıristiyanların arasına yahudi vezir, hıristiyanlığı bozmak için tam imanlı bir hıristiyan gibi girer ve güven/iman silahlarını kullanarak tüm hıristiyanları birbirine düşürür.

Türkiye topraklarında müslümanlar arasında bu güne kadar hiç tartışılmayan bir mevzu artık tartışmaya açılmıştır:

Din ile muktedir olmak!

Dinin sırtına binip, dini emeline dehlemek!

Dinden nemalanmak!

Din ile ukba derdi!

Bunlar zaten hep vardı; ama “estağfirullah” denirdi bir müslümana nisbet ile duyulunca…

Artık Köylü Mehmet Efendi bile “hacı, hoca, alim, önder” lafını duyunca kaşını çatacak ve tüyleri dikelecek bu saatten sonra.

Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık bir şekilde telafi edilebilir.

Sosyal hayata sirayet edecek şu tahribat ise doğrusu yüz yıl geçse telafi edilemeyecek bir zarar vermiştir.

Hocanın kasedi çıksa iyiydi! “Estağfirullah” derdi. “Beşer, şaşar” der, geçer giderdik. Böyle devasa bir organizasyon kabiliyetine ulaşmış bir yapının kanaat önderinin müslümanların umumunun tasvip etmeyeceği/etmediği bir operasyonel taktik ile müslümanların zararına bir faaliyete girişmiş olması iman ve sosyal hayat bağlamında kaygılanılmayacak bir husus değil…

Bir öğretmen kardeşimizin tespiti. Oğuz bey paylaşmıştı:

‘Şimdiye kadar tüm cemaatler, cemiyetler surda bir gedik açmak için didindi durdu ve sonra Allah lütfetti, bir ortam doğdu. Biri geldi o suru komple yıktı. Şimdi ise sur var iken engeller var ile yan çizenler, sur yok edilince ileriye niyetlenenleri engelleme gafletine düştüler”

“Neymiş bu zarar kardeşim? Ne yani yolsuzluk yapanlar ile uğraşılmasın mı demek istiyorsun? Rüşvet yiyenler ile bizim derdimiz” ile meseleyi sulandırmak isteyenlere de bir cümle ile yazımı bitireceğim:

Meselenin rüşvet, yolsuzluk veya dersane görünümlü insan tersaneleri olmadığını, hakkı olmayan bir iktidara taliplik ve tüm imkanların bir zihniyete teslimi meselesi olduğunu sağır sultan bile duydu. Başka sözler türetin artık. Hatta türetmeyin “estağfirullah” ile ümmet yönüne yönünüzü döndürün.

Allah basiret nasip eylesin hepimize. Amin.

 

Yazarın Diğer Yazıları