Gidecek Başka Toprak Kalmadı
Bugün sabah, bir adam önümü kesti ve bir kağıt uzattı. Kağıtta adres yazılı. Hemen arkasında bir kadın ve iki de çocuk var. Suriyeli misin? dedim. Kafasını salladı. Ters istikamete gidiyorlardı. Tabi yardımcı oldum, biraz da halleştik. Bir bodrumda tek odada kalıyorlar ve hiçbir şeyleri yok. Adres devlet adresi ve devleti, varlıklarından haberdar etmek için sabahın erkeninde tüm aile yola düşmüş yaya halde gidiyorlar. Gerekli yönlendirmeleri yaptım. Hoş, devlet ne tarz imkanlar sunuyor, o ayrı bir dram. Sivil toplum kuruluşlarının gönüllüleri çırpınıyorlar onlar için. Hilal Der, İlim Hikmet Vakfı, İHH, İYC ve daha başkaları; ama ne kadar yetişebilirler ki? Bu şekilde kayıtlı kürekli 1.000 civarı aile var şu an şehrimde, bilmediğimiz ne kadar bilemem ve her şehirde niceler...
Şunun için yazdım: Bu satırları yazabildiğime ve siz de okuyabildiğinize göre rahat bir ortamdayız ve en azından başımızı sokabildiğimiz bir yuva, bir eminlik hissi ve hemen yarına ait ciddi bir belirsizlik kaygısı taşımıyoruz.
Rahatsız olanlar var!
Bizi, sabah karşılaştığım insanlardan beter duruma sokmayı ibadet bilen insanlar var.
Bence biraz rahatsız olmalıyız bu rahatsızlardan.
Göçe göçe geldik!
Gidecek başka toprağımız, sığınacak bir kapımız da yok üstelik!
Otel Denince
Bu milletin kültüründe "otel" handır. Bir beldeye gidersin, iki üç günlük işin vardır, halledene kadar kalırsın ve sonra yoluna...
Tahsil için başka bir şehre gönderdiği evladının güvenliği, selameti için fikrini beğense de beğenmese de onu birilerine emanet edenlere doğru alternatif önermek icap etmez mi?
Otel olmaz!
Kızını oğlunu koyar mısın otele?
Ya ne olur?
Çok şey olur da…
Şu Suriye’den gelenleri bile bodrumlarda barınmaya mecbur bırakan bir yapımız var.
Hantallığını atamıyor yapı.
Sadece şehrimde mesela, gözlerimin önünde her gün önünden geçtiğim 150 daire bomboş duruyor!
Sümer Lojmanları. Boş ve kapısını penceresini tarumar etmişler...
Ne yapılır bu durumda?
Bu soruyu sormak şu halde ve bu zamanda isabetli değildir!
Kin
Kin,
egonun tavanıdır.
İntikam hissi
kinin kankası
ve antranörüdür.
Kindarın şiddeti,
yediği tokadın kuvveti ile orantılıdır.
Güçsüzse o an tilki gibi kurnazlık ile
kinine mahal olanı boğmak için
strateji geliştirtir.
Güçlüyse, işkencenin kimyasını bozacak
usuller keşfettirir...
Kim kinini sever?
Egosunu ilahlayanlar...
Kin, kınından çıkmış gazab kılıcıdır.
Kin, kibrin kız kardeşidir.
Öfkenin tek yumurta ikizi...
Anası nefret ve intikam çocukları...
Kana bulanmadan,
ezmeden,
yırtmadan,
düşürmeden,
almadan durulmaz.
Kin, bir gülü soldurtur acılıkta zehirlidir.
Kin, yakıcıdır, kuraktır;
sıcağında susuzluğunu hemen hissedersiniz.
Kin, bir boğayı devirecek sertlikte nazardır.
Kin, bir yiğidin sırtını
toprağa çarpacak adranalin salgılatır.
Kin, dostu küstürür, düşmanı azdırır.
Kin, bulut gibi kesiftir,
üstünü kapladığındaki fazileti göstermez göze.
Kin, gözü döndürür ve ciğeri söktürür.
Kin, büyük kumpastır, sahibini cellat yapar.
Kin, acımasızdır, sahnesinde gözyaşı vardır.
Kin kıskançlık
Kin çekememezlik
Kin beğenmemek
Kin hazımsızlık
Kin darbe
Kin hile
Kin entrika
Kin sadist
ve kin her türlü zorbalıkla
kendini ortaya koyar...
Kin, sahibinin asitidir,
içerden eritir.
göz dönünce kararır
manzara bir mayhoş kırmızı
dalgalanır çayır çimen
ayak kesilir yerden ve
insan üstüne abanır ruhunun...