Başkalarının iyi-kötü algılarını sahiplendik hep ve arınmamızı istediler sürekli. Asıl kötülüğü böyle ettik kendimize. Bizi kendimizden sıyıranlar, kendilerini giydirdiler bize.
Teknoloji, duygu katliamı yaptı. Şimdi her şey mutasyon, her duygu tekno ve duygunun kimyası bozuldu.
Onun içinden geçenlerden haberin olsaydı, senin içinden geçenlere ne olurdu acaba?
Karşılık beklentili her eylemin pahası vardır. Pahalı eylemler ucuz malzemeden çıkmaz
Katırların anırmaları, alamadığını kepaze eden ’aşık’ların böğürmelerinden hoştur. Aldığında aldığını ve verileni ona arzusunca vereni değersizleştirenin sıfatı domuzdur.
Onda olduğun anlar kadar varsan, aidiyet ve sahipliğinde tutmak içinse uğraşı, o böğürdüğünde, frekans değiştir. Can’ın cam gibi çizilir ve çatırdar.
Plüral takılmaya devam dünya. Sürü sürü ’güt beni’leri gütmeyenlerin aklını sevsinler. Biri aşk’a bir anlam yüklüyor, milyarlar peşinden yaşamı dipliyor. Başka biri merhamet’i tarifliyor, aynı... Daha başkası nefret diyor, demesiyle sazan mevsimi.. Bir kelime söyle, içi -sence değil- birince doldurulmamış olsun
Dürüst dürtmez ve dürtülmez. Sınamak için sevdiğini şebek etmez.
İçini boşaltamadığın ve yanında huzur bulamadığın, kendini ondan sakındırdığına karşı, kendi kendini aldatma. ’Aşırı sevgi maraz doğurur’un açılımı budur. Sen onu değil, kendini sevmişsin. Onda seni görmediğin bir an, düşmanlık yaparsın.
Ünvansızın kalite ve sağlam sözünü, kalitesiz marka mala gözlerini pörtleterek harcayanın adamlıkla ne işi olabilir? Ünvanla sözü değerlendirenleri futbol takımı kurmaya; ya da kurulmuşların meddahçılığına, tabiiyetine davet ederim. Cümleyi yazana değil, cümleye bakmak gerekli. İsmini çerçevelettikleriniz geçti gitti, sözleri ise baki kaldı. Ey isme methiye düzenler! Siz ne büyük bir tezatın ibibiklerisiniz?