Arap ve Farisi'nin örfünü dinleştirip İslam'ın evrenselliği iddia edilemez. Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem evet Arap'tı; ama o, 'üstünlük takvadadır' dedi ve takva için de adres gösterdi.
Peygamber aleyhisselam'ı sevmek, kuru bir kalıp ile onun gibi giyinmek, onun gibi yemek içmek ile ifade edilip, özde iman sakala, cübbeye sarığa indirgendiğinde bir kısım yazar taifesi, bunu diline dolayınca 'yuh!' diyenlere acı acı tebessüm ederim; başka değil...
'Takva buradadır' diye kalbini işaret eden, sanırım giydiği entariyi kastetmemişti işaretine simge olarak. Ya da 'oldu efendim, bütün dünya çöl iklimli Arabistan yemek kültürünü, giyim kültürünü benimsesin. Bunun adı İslam inancı olsun...'
Kızılderili sarık takınca ciddi müslüman mı olmuş olacak? Kızın başını açınca saf Avrupalı olduğu gibi! Kepi mezuniyetinde havaya fırlatanın adam olmuşluğu gibi ya da! İnsanların imanından önce kılığına bakılsın. İman ölçerimiz de kılığımız olsun! Bu mu yani? Gömlek cebinde misvak taşıyan Kızılderili en dindar müslüman olsun! Söze 'binaenaleyh' ile başlayan en sıkı mütedeyyin, 'başarılar' yerine 'muvaffakiyetler' dileyen en sadık mümin olsun.
Yine de hamd olsun ya Rasulu Muhterem aleyhisselam, Antartika'dan va'z etseydi dinini! Yağlanmayanı gavur ilan ederdik herhalde! Ya da kızılderili bir kabile'den cihana yayılsaydı İslam, tamtam çalmak, duman tüttürmek, gece ateş etrafında dans etmek ile mi bilinecektik İslamlık sıfatımızla!?
Abarttım! Evet, ne var da! Herkes kendi haline baksın! Aleyhisselam'ın yaşamını örnek almak... Bu nasıl oluyor?
Aleyhisselam yalan söylemezdi mesela. Bu yaşamından örnek alacağımız bir husus olarak algılıyorum. Kırmazdı, zarifti, merhametliydi, dinini yaşamada cesurdu, abitti, zakirdi v.s... Bunlar dinin ortak paydaları...
Tesettüre uymak mı? Bu zaten örf değil, din... Kur'an emri... Örf olan, o yörenin uygun kılığı... Burada buranın kılığınca örttüğünüzde dine uygunsuz bir iş yapmış olmazsınız. Örneğin: Erzurum'da eski kadınların giyimi şu an belki en müslümanca giyimdir gibi...
Yeme içmede ölçüler hep asılda nezafet ve nezaket odaklıdır. Az yemek, ölçülü yemek, yemek öncesi, sonrası temizlik v.s.. Bunlar sünnet olan... Yani maksatlar irdelenmeli... Din terminolojisinde mekasıda/gerekçe, amaçlara hakim olmak bir çok mevzuyu çözmeye bir vesiledir. Diş bakımı sünnettir. Oburluk yapmamak sünnettir. Temiz ve bol giyinmek sünnettir gibi...
Faraza Amerika'dan Kızılderili, sahabe olmuş ve dini yaymaya da Amerika'ya gitmiş olsaydı aleyhisselam devrinde, yanında misvak ağacı mı götürmeliydi ağız temizliği adına gibi... Örneklemeler çoğaltılır, amaç bu açılı...
Aslında işin içinde enteresan işler var: İçerilerde öyle derin meseleler var ki, İslam terminolojilerinin/ıstılahlarının sosyolojik etüdlerini yapmamak/yapamamak gibi bir moda gelişmiş kendi kendine. Halbuki din en büyük sosyal gerçeklerdendir ve dinin sosyolojik degerlendirmeleri özellikle bizde oldukça ihmal edilmiştir.
İslamdaki sîret ve sûret dengesini kurmak, ne ne amaçla neden nasıl sorularında doğru soruyu doğru cevap için kullanmak da zor bir hadise. Yığın yığın ölüyoruz artık. Son yüzyılda şu ana kadar yaşayan insanların toplamı kadar insanı toprağın altına yolculadık. Bir mana arayışı için hiçbir zaman geç değildir.