İsmail ARSLAN

Sözün Özü

İsmail ARSLAN

Dünya bir sınav alanıdır denir ya; özü şudur:

Bu dünyada kim, kime, ne ile, ne maksat güderek, neye ulaşmayı hedefleyerek, nasıl muamele ederse; Allah Teala, yarın ruz-u mahşerde ona, muadiliyle muamele edecektir. 

Borcu var sana, ödeyemedi. Merhamet ettin, mühlet verdin veya affettin. Bunu sen cılız bünyenle, tahammül ve şefkatinle yaptın da O celle ve ala, sana fevkinde olanı yarın yapmaz mı sandın!

Haksızlığa uğradın, sabrettin, eza edene dua ettin, ezasına tahammül ettin ve hatta eza sahibini afuv ettin, intikam gütmedin. Bunu sen zayıf ruhunla düşündün ve yaptın da, O, senin O'nun karşısındaki ezik haline karsi, a’lasını yapmaz mı sandın!

Bunun gibi bütün fiil ve niyetlerimizi, Onun huzurunda olacagımız o anlarda, hangi yüzümüz ve hukukumuzla merhametini umacağımızı düşünerek düzenlemeye bakalim. 

Vurmak, almak, kızmak, bağırmak kolaydır… Almamak, vaz gecmek, tahammül, vefa, feda zordur ve zoru yapan niyeti ve yapmaklığı ile muadil karşılığını elbet görecektir.

Bir nefesin hesabını O'na vermekten aciz insan evladını, O'nun huzurunda rahatlatacak tek sey, O'nun sıfatlarından hayatına uyarladığının nasibincedir…

Hak gördüğünü alan, yarın hakkindaki hükme razı olsun... 

Adalet değil, merhamet dilenelim... 

Dinin özü dahi aslında sadece budur.... 

İnsan evladının en büyük payesi beşer olmasıdır. Onu meleklerden üstün kılacak olan bu vasfıdır. Hata yapacak; ama dönmeyi bilecek. Dönüşündeki samimiyetçe mukarreblik kazanacak.

Ben hata yapmıyorum, hatasızlığı hedefliyorum, hatadan uzağım diyen her kisi ne ile yüzleşecegini bilmeli.

Hele hele Mü’min bir kardeşi hatasını usulüyle söylediğinde ona karsi kibirlenip 'hadi oradan sendecilik' yapan neyi iddia ettigini iyi idrak etmeli.

Allah, şirki en büyük günah ilan etmistir.

“Bilgelerden birini dinledim. Diyordu ki: "Hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna". "Ey akıllı kişi, sözün başı, sonu vardır. Sözün ortasında söze başlama. Akıllı, tedbirli, bilgili insan, eğer susan yoksa söze başlamaz." Sadi

Şunu kesin bir dille söylemek gerekiyor. Türkiye'de İslam olarak yansıtılan; ama Anadolu'da yaşam bulmamış ne varsa, hep problemli olmuştur.

İnkar ededursunlar; ama şu millete dayatılan İslam portresinin insanlığa büyük zararı olacağından hiç şüphem yok. 

Son 40 yıldır tırmanan terör ve anlayışsızlığın mimarı, İslam sıfatlı, İslam dışı ithal fikirlerden beslenen anlayıştır.

Anadolu insanı kadar İslamı net anlamış ve özümlemiş başka bir toplum bulma ihtimali yoktur. 

Hoca Ahmed Yesevi, Taptuk Emre, Edebali, Mevlana Celaleddin, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi erenlerin mayaladığı Anadolu toprakları, İslamın en doğru yaşanıldığı zamanlara şahit olmuştur. Vesileleri ile, bu milletin iman, DNA'sına işlemiştir. Öyle ki, sarhoş nara atarken bile ' Allah ' der ve o sarhoş haliyle bile, yaratıcısını reddetmez. Kendisi ağzı başka kalbi başka halde küfreder, lakin başkasına küfrettirmez. 

Günahı da bilir, sevabı da. Halt yapmayı ve özür dilemeyi de!

İstisnaları ayrı tutmakla beraber, Anadolu insanı, İslamı hayatının neresine koymasını gerektiğini her zaman bilmiştir. O, reel hayatında herşeyi dengelemiştir. İslamı Anadolu'lu gibi yaşamak tek çaredir. 

Bizi bozuyor Pakistan, İran, Vahhabi Arabistan, Mısır kökenli sapkın İslam anlayışları. Oralardan sel halinde memleketimize akan bozuk anlayışlara, kurtarıcı gözüyle bakan Anadolulu, bilmeli ki bunların sunduğu şeyin İslam ile alakası yoktur.

Bunun önüne sed çekmek gerekiyor. Kim çekerse artık. Yoksa çekilmez bir hale gelecek işler. Memleketimin önünü, mazisinin doğrularına sahip çıkmaktan başka hiçbir şeyin açamayacağını biliyorum.

İslam ile kurtulma derdi ile dertlenenlere kulak vermek lazım, İslamı kurtarma maskesi ardında, İslamı emeline hamal edenlere değil.

Yazarın Diğer Yazıları