Dünya bir sınav alanıdır denir ya; özü şudur:
Bu dünyada kim, kime, ne ile, ne maksat güderek, neye ulaşmayı hedefleyerek, nasıl muamele ederse; Allah Teala, yarın rüz-u mahşerde ona, muadiliyle muamele edecektir.
Borcu var sana, ödeyemedi. Merhamet ettin, mühlet verdin veya affettin. Bunu sen cılız bünyenle, tahammül ve şefkatinle yaptın da O celle ve ala, sana fevkinde olanı yarın yapmaz mı sandın!
Haksızlığa uğradın, sabrettin, eza edene dua ettin, ezasına tahammül ettin ve hatta eza sahibini afuv ettin, intikam gütmedin. Bunu sen zayıf ruhunla düşündün ve yaptın da, O, senin O'nun karşısındaki ezik haline karşı, alasını yapmaz mı sandın!
Bunun gibi bütün fiil ve niyetlerimizi, Onun huzurunda olacağımız o anlarda, hangi yüzümüz ve hukukumuzla merhametini umacağımızı düşünerek düzenlemeye bakalım.
Vurmak, almak, kızmak, bağırmak kolaydır.. Almamak, vaz geçmek, tahammül, vefa, feda zordur ve zoru yapan niyeti ve yapmaklığı ile muadil karşılığını elbet görecektir.
Bir nefesin hesabını O'na vermekten aciz insanoğlunu, O'nun huzurunda rahatlatacak tek şey, O'nun sıfatlarından hayatına uyarladığının nasibincedir..
Hak gördüğünü alan, yarın hakkındaki hükme razı olsun...
Adalet istemeyelim.. Merhamet dilenelim...
Dinin özü dahi aslında sadece budur ....
İnsanoğlunun en büyük payesi beşer olmasıdır. Onu meleklerden üstün kılacak olan bu vasfıdır. Hata yapacak; ama dönmeyi bilecek. Dönüşündeki samimiyetçe mukarreblik kazanacak.
Ben hata yapmıyorum, hatasızlığı hedefliyorum, hatadan uzağım diyen her kişi ne ile yüzleşeceğini bilmeli.
Hele hele Mü'min bir kardeşi hatasını usulüyle söylediğinde ona karşı kibirlenip 'hadi oradan sendecilik' yapan neyi iddia ettiğini iyi idrak etmeli.
Allah, şirki en büyük günah ilan etmiştir.
-
Biri hakkındaki lehte aleyhte değerlendirmeleriniz, elbette birilerince karakterinizi değerlendirmede kullanılacaktır. Çoğu zaman insanların kişiliği böyle anlaşılır. 'Falan kişi nasıl biri' denildiğinde vasfeden, esasta vasıflarını, algı ve muhakeme gücünü teşhir eder.
Bir atın yiyeceği arpayı aç gözlü farenin önüne koymak arpayı çürütür, fareyi öldürür. Lezzet, şerbeti kıvamınca ayarlamaktadır. Fazla şişen patladığında içi ortalığa saçılır, siperi olmayanın vay haline...
Kısaca şöyle de diyebilirsiniz. Kafaya taktığını aldığında kafandan çıkıyor mu? Bu araba, iş, karşı cins; fark etmez, aldığında, sende almadan önceki değerinde kalamıyorsa o, bu senin şişirme üfürme indirme bindirme seanslarının türevi kesinlikle.Tatminsize dengesiz biçimde zarar verici bir virüs gibi etki ettiğinde ettiği, etmediğine de sokulması kaçınılmaz oluyor. Yanan canlardan canı yanmayanın yangınından korunmak çok zordur. Bu nedenle, yangını gördüğünde yüzünü koru. Herkes gider bir sen kalırsın geride.
Ne görüntü yakalamışsa osun sen başkası için. Seni, seninle değil, gördüğü ve algıladığınca bilir muhatap.