İsmail ARSLAN

Tarafçıl ibikli bir kuştur

İsmail ARSLAN

Cemaatçilik, particilik, mezhepçilik, tarikatçılık, kısaca tarafgirlik ’baş nerede topyekün teba orada’ mantalitesi şahsiyet sahibi insanlar için kepazeliktir. Bu olgunun sağı solu ortası olmaz.
100 doğrusu olan birinin 3 yanlışını 100 doğrusunun hatırına doğru kabul etmemeliyiz ve onu, Galatasaray karşısında Fenerbahçe kötü oynadığında ’olsun benim takımım, sonuna kadar ardındayım. Hata mata yok, fıstık gibi oynadı’ diyen fanatik taraftar misali ölesiye savunmamalıyız. 3 yanlışa yanlış deyince 97 doğru lekelenmez. Çoğu doğru olan da kirlenmez.Hatasızlık beklentisi kirden sakınmak adına lağıma düşmektir. Hatasızlık hastalığı insan için en sıkıntılı çıbandır. Kusursuz hatasız biri beklentisi nedeniyledir insanın insanı gütmesi. Birine olduğundan fazla giydirme hasletidir insanı insana köle kılan. Herkes annesinden doğarken kıçına şaplak yemiştir. İnsanı tanrılaştırdığınızda Tanrı’ya karşı sorumlu olursunuz.
’Onun sürübaşı kaka, benimki sütten çıkmış akkaşık amca’
’Benim sürüm güzel, sizin sürü işe yaramaz’
’Sürün beni’
’Güdün’
’Mee’
’Möö’
 
Bazen sağ adına, bazen sol...
Bazen Tanrıyı önüme yeşillik koyun, bazen Marks’ı
ve bazen adı Liberalizm olsun davanın, bazen Turan
 
Oynamama hakkımı kullansam, ’vay hain vay’cı sayın ve vurdurun kaldırımlarda afyonculara, boylu boyuna devirin beni.
 
Sürü değiliz. İnsanda sürü rengi sırıtıyor. Bir insanın her sözü doğru olmaz. Peygamberler bile günde en az yüz defa ’hata ettim, affet’ dermiş. Sokaklarda yürürken bakın çevrenize. Hep aynı tip insanlar...
Lütfen yani! Yağlı kuyruklu koyunlara döndük. Sağ olmazsa sol, din olmazsa dinsizlik... Bu ne ahmaklık? Dinsizin her şeyi hatalı olamayacağı gibi dindarın da her şeyi doğru olamaz. Bu durum insan tabiatına aykırı.
 
Taraf mı tutacaksın? Kendi tarafını tut. Vicdanını... Birilerinin doğrusu doğrun olduğunda; ya da eğrisi eğrin, içi sende dolmuyorsa kavramların, kalben ve aklen benimsememişsen, kara kaşına kara gözüne, havasına civasına tav olduğun için bu böyleyse hiç kusura bakma arkadaş: Sürüsün, sürüm sürüm sürünesin. Haltınla hakkınla barış... Yaşa.
 
Yazı başlığının anlamı şu: Horoz, tavukla birleşeceğinde onun üstüne çıkar ve ibiğini gagasında sıkıştırır. Kontrolü horoza veren tavuk kıpraşamaz!
*
Depresyonsavar
 
Depresyondan korunabilme/kurtulabilmenin reçetesi, kişinin kendisiyle barışıklığıdır. Bıkkınlık, çöküntü, yalnız kalma arzusu, ani duygu değişimleri, -mutluyken aslında mutsuz, mutsuz görünüm altında aslında mutlu- kırıcı olmak, kırılmayı isteme, istemsiz ağlama, bağırma, titreme v.s gibi tepkilerde en makul metod sakinleştirici -ilaçtan daha çok ortam/meşgale/ilgi yoğunluğu-eşliğinde, sakin ilgili samimi dost/arkadaş/iş v.s ile zaman geçirmek... Bu gerçi geçici çözüm... Doğrusu insanın hormonlarının dizginini eline almasıdır ki bunun da tek yolu kendisi ile barışması... Yani ’ağız tadı’ başka bir ifade ile ’geniş tabanlı mutluluk...’
 
Zamane insanlarının herbiri kronik yoğun bakımlık teknoduygusal varlıklar. Eskiler gibi değil karmaşalıkları. Karışınca içinden çıkılmaz, çözülmesi çok zor problemlere kendilerini salabiliyorlar. Bunun nedeni ise, çok yoğun yaşanması, çoğalmamız alabildiğince.
Aslında günümüz insanı da mezradaki Ayşe Kadın’ın tekdüze yaşam levazımları ile yaşama meziyetine sahip; ama elinde alet edevat fazla ve çeşitli olunca, bu çeşitlilik hormon komuta merkezinin kimyasını bozuyor. Gözü dönüyor, afallıyor, çırpınıyor, karışıyor, karıştırıyor, karıştırılıyor...
Yaklaştırmak lazım his ve maddeyi birbirine. yaşamı barışık kılmak ve yaşanasını yakıştırmak kendine.
Hormonlar toprağın altı ile üstü arasında getir götür hamallarıdır. Ağız tadı emekçileri... Toprakta iki ayak üstünde yaşaması ona keyf vereni ayakta tutmaya ve yaşama heyecanını kaybedenleri arıza bombardımanı ile bir an önce devirmeye çalışırlar, işleri bu... ’Ağız tadı’nı kaybederse biri, ’bunun işi bitmiş, doğru geldiği yere’ emrini alıp, ona bir an önce ’gömülmeye elverişlidir’ raporu verdirmek; ağız tadı varsa o birinin, ömrünü lezzetli geçirmesi adına var güçleri ile çalışırlar. Bundandır depresyonda baş mide ağrıları, halsizlik bitkinlik, hevessizlik ve ölme duygusu... Hep bu hormonların mezar kazarken çıkan kürek sesleri...
Barışın kendinizle ve yaşayın...
 

Yazarın Diğer Yazıları