İsmail ARSLAN

Tarafçıl İbikli Bir Kuştur

İsmail ARSLAN

Cemaat, parti, mezhep kavramları toplumsal hayatta birer realitedir; ancak cemaatçilik, particilik, mezhepçilik, tarikatçılık, kısacası ‘cılık, culuk’, yani fanatik tarafgirlik 'baş nerede, teba topyekun orada' mantalitesi insan için erdemli bir tavır sayılması mümkün olmayan bir aymazlıktır. Zira ancak ren geyiği topluluklarında boynuzu uzun olan, sürüyü keyfince yönlendirir. Üstelik insan medeniyeti için bu durumun sağı, solu, ortası olmaz. İdrakın, muhakemenin yeri olmadığı bir itaat kültürü, hayvan topluluklarının özelliğidir.
‘Beşer şaşar.’ Şaşmamasına şaşırmak icap eder. 97 doğrusu olan birinin 3 yanlışını, 97 doğrusunun hatırına doğru kabul etmemiz gerekmez. Hataya, hata dememek en büyük hatadır. 3 yanlışa yanlış demek de 97 doğruyu asla lekelemez.
Nereden çıktı bu hatasızlık hastalığı? Hatasızlık saplantısı, en köklü hatadır. Hatasızlık özlemi D.N.A. dizilimine aykırıdır ve doğrusu psikolojik bir rahatsızlıktır.
İnsanın insanı sevmesi tabiidir; sevdiğinin ufak tefek hatalarını görmezden gelmesi de anlaşılabilir. Tabii olmayan, fahiş, çok açık hataları sırf sevmeden dolayı doğru kabul edip, hatalının, hatada olduğunu inkar etmektir. İnkardan da öte başkalara, kendisinin dahi fikretse inanmayacağı saçmalığı ‘doğru budur’ diye dayatmasıdır ki bu, insan erdeminin kalbinde dinamit patlatmaya eşdeğer dehşet bir suçtur!
'Onun sürü başı kaka, bizimki sütten çıkmış ak kaşık amca'
'Benim sürüm güzel güdülür, sizin sürüde iş yok'
'Sürün beni'
'Güdün'
'Mee'
'Möö'
Bazen sağ adına, bazen sol; bazen dini argümanları önüme yeşillik koyun, bazen felsefi şatahatları… Ve bazen adı falanizm olsun davanın, bazen de filanizm…
Oynamama hakkımı kullanmak istesem, 'vay hain vay'cı sayın ve vurdurun kaldırımlarda afyonculara, boylu boyuna devirin beni.
Sürü değiliz, olmamalıyız...
İnsanda sürü vasfı sırıtıyor. Bir insanın her sözü doğru olmaz, her sözünün yanlış olamayacağı gibi. Sürü olmamanın sağlaması, doğrusuna taraf olduğunun, yanlışında meddahı olmamaktır.
Sokaklarda yürürken çevrenize bakınız. Hep aynı tip insanlar... Yağlı kuyruklu koyunlar mıyız?… Birbirimizden farkımız, kimimizin kuyruğunu sağa doğru, kimimizin sola doğru sallaması mıdır?
Bir densizin her yaptığı hatalı olamayacağı gibi, olgun birinin de her yaptığı doğru olamaz. İnsan olmanın, beşer olmanın gereği illa ki bazı defolarımız vardır ve olmalıdır. 
Taraf mı tutmanız gerekiyor? Hakkın tarafını tutalım. Vicdanımızı özgür bıraktığımızda hak bangır bangır ‘ben buradayım’ diye feryad edecektir. Birilerinin doğrusu doğrumuz olduğunda; ya da eğrisi eğrimiz, içi bizde dolmuyorsa kavramların,  kalben ve aklen benimseyemiyor isek, kara kaşına kara gözüne, havasına civasına, afrasına tafrasına tav olduğumuz için yanındaysak, hiç kusura bakmayalım, sürüyüz ve sürüm sürüm sürüneceğiz…
Biz böyle isek, ibiğimizi ısırıp tepemize binmeyenlerin, bizi güdüm düdüm gütmeyenlerin aklına şaşarım… 

Yazarın Diğer Yazıları