Şu son hadiseleri dikkate alınca, açıkçası yerel seçimlerde Cumhur ittifakı ciddi bir oy kaybı yaşayacak olursa, muhalefeti kullanacak evanjelistler'in Türkiye'nin sokaklarını karıştırma niyetleri olduğunu düşünüyorum. Bu aşamadan önce de siyasi veya hukuk camiasından cinayetler ve yolsuzluk kaset kumpasları ile bir manipülasyon öngörüm var. Bunlar Türkiye'de yine gönüllü manda yanlısı bir yönetim kurgulayana kadar geri adım atmayacaklardır.
*
Dün terör sebebi ile giremediği Gabar'dan bugün petrol çıkaran Türkiye, siyonistlere göre vaad edilmiş toprakların zenginliklerine çökmüş bir ülkedir. Tüm bu karışıklık senaryolarının aslı esası Türkiye'nin durdurulması odaklıdır ve bu senaryoda siyonist tarafın figürlerı canhıraş gayretteler. Herkes mevzuyu doğru algılamak ve tarafını seçmek zorunda!
*
Vatandaşın engel oranı %90 altında, ama araç kullanabilir durumda değil, ulaşım ihtiyacı için üzerine araç alımında ÖTV ve MTV bağışıklığından yararlanamıyor. Bu durum hukuka ve hakkaniyete uyar değildir.
Engellinin ihtiyacı için alınan aracı, eşi, dostu, akrabası kullanıyor, bu uygun mu peki?
Bu da bir suistimal ve tabii olarak tespit halinde bir yaptırımı olmalı.
*
Maaşa zam haberini duyunca, ürün fiyatlarını fahiş miktarda artıranlara hem para, hem hapis cezası birlikte uygulanmadıkça bu iş devam eder.
*
En düşük emekli maaşı, ek bir geliri olmayanlar için en az asgari ücret tutarında olmalıdır.
*
Siyasal İslamcılık diye tanımlanan bir akım var dünyada. Evanjelist Hristiyanlık veya Siyonist Yahudilikle aynı paralelde, din kullanarak hükmetme heveslilerinin organizasyonu hepsi ve hiç birinde Allah Muradı, esasta bir anlam ifade etmiyor, varsa yoksa Allah ile nasıl hükmümü genişletebilirim teranesi. Tüm bu akımlar, emelleri için herkesle, her ortamda, her türlü ittifakı kendilerine meşru ve hatta hak dahi bilirler.
İnandığı tanrısını emel kağnısına öküz niyetine koşan her alçağa ebeden yazıklar olsun.
*
"Gel, ne olursan ol, yine gel, ama tevbeyle gel." sözün aslı bu ve bu cümle Mevlana'ya nispet edilse de ona ait değildir. Horasanlı Ebu Said Ebu'l Hayr'a ait olduğu hakkında rivayet çok, lakin tevbe kaydı bu söze kıymet katan unsurdur, yok öyle kuru kuruya gelmek.
*
Böylesi kuvvet ve kudret sahibi Allah'a canını feda etmeyen namerttir.
Mevlana Celaleddin i Rumî
*
En büyük beceri, beceriksizliği kamufle edebilmektir.
*
Her, her sözünde hikmet umulan ve böylece pazarlananın akıbeti, er geç maskara olmaktır insan panayırında.
*
İlk insandan bu yana kim, iyi insan olarak anıldı ise, onun böylece yad edilmesine vesile her hususiyet ile donanma imkanı, sair her insana da bahşedilmiştir. Kimi, tercihini özgür iradesi ile bu yönde ve kimi de aksi istikamette kullanmıştır.
Lamı cimi yok, mevzu net olarak bundan ibarettir.
*
Insan, bilgelikte zirve yaptığında ki bir deli bir düğmeye basarak tüm dünyayı yok etmeden önce yani, tüm yönetimsel mekanizmalarda son son hizmet odaklı, altın üstün olmadığı, profesyonel ilkesel yönetimin hakim olduğu yapıya geçecektir.
İnsana güven kurgulu değil, A olmazsa B'nin de aynı şeyi yapabileceği ilkesel temelli bir hizmet mekanizması ki evet, bir ücreti elbette olacak, ama ne bir eksik ne iki fazla.
*
Biri hakkındaki lehte, aleyhte değerlendirmeleriniz, elbette, birilerince karakterinizi değerlendirmede kullanılacaktır. Çoğu zaman insanların kişiliği böyle anlaşılır. 'Falan kişi nasıl biri' denildiğinde, vasfeden, esasta vasıflarını, algı ve muhakeme gücünü teşhir eder.
*
O, Kendisine Bizim Tanımamıza İzin Verdiği Kadar Tanıdığımız, bize kıymet verdiği kadar kıymetliyiz, ne fazla, ne de eksik!
"De ki: Ey insanlar "Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacak." Furkan 77
Av. İsmail Arslan