İsmail ARSLAN

Tır Kimi Ezdi?

İsmail ARSLAN

 Devlette paralel yapı kurulması talimatını verdiği sohbetlerinden birinin bant kaydının 1999 yılında basına yansıması sonrası, onun hakkında Nuh Mete Yüksel tarafından 2000 yılında dava açılmıştı.

Bu davada savcı, onu "yasadışı örgüt kurmak ve yönetmek ile" suçlamış ve tutuklanmasını talep etmişti. Dava gerekçesi ona ait sohbet toplantısındaki  şu sözlerdi:
"Arkadaşlarımızın mevcudiyeti İslami geleceğimiz adına bu işin garantisidir. Bu açıdan Adliye, Mülkiye veya başka bir hayati müessesede, bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp, öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bizim varlığımızın bunlar nabzıdır.
İstikbalde yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin. Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. İster Adliye’de ister Mülkiye’de arkadaşlarımızın gittikleri yerlerde daha rahat iş yapmaları, tutulmaları; kaymakam ise vali olmaları; sıradan bir hakim iseler tekdir olunan bir hakim olmaları.
Fuzuli kahramanlık yerine ele geçirmeyi tercih edelim. Bu nedenle Mülkiye ve Adliyede çalışan arkadaşlarımız için bu çok önemlidir.  Yani gelecek adına bizim o ünitelerde garantilerimizdir."
Savcı, bu talebi dillendirir dillendirmez, savcının bir kadın ile cinsel ilişkisini gösteren bir kaset piyasada dolaşmaya başladı.
Savcı, o davadan alındı, yerine başka bir savcı atandı.
Ve sonra dava zamanaşımına uğradı.
Bu gün gündemde olan paralel devlet tespitlerine ışık tutsun.
Ayrıca piyasalarımıza düşen ilk seks kasetini de böylece yad etmiş olalım.
İşin ilginci o konuşmalarda “İslami gelecek” demiş o zamanlar...
Bugün Müslümanların öfkesinin sebebi o geleceği tarumar etmesinden ibaret oysa...
*
Öyle ya bu tırı, İskoçlu bir ekip ile Malezya üzerinden ulaştırmaları gerekiyordu. Kendi ülkesinin savcı ve jandarmasının, basınının devletini zaafa uğratmaya teşebbüs edebileceğini hesaba katmaması büyük hata!
Dindaş ve soydaşım, orada ekin tanesi gibi toprağa düşerken, devlet onlara elini uzattığında o eli kırmaya çalışanın kim olabileceğini düşünürken insanın aklına hiç kendi dilini konuşan, kendisi ile aynı topraklarda yaşayan kendi gibi giyinen, yiyen içenler gelmiyor değil mi?
Amerika, Irak'ı işgal ederken ses yükseltmeyen, Suriye’de masum sivillerin üzerine bomba yağdıranları kollayan, Gazze’ye yardım için yola çıkanlara burun kıvıran ve herhalükarda ülkesinin itibarını zedelemek için çırpınanların tâbiiyetini herkes sorgulamalı.
O tırı kim haber verdi?
O tırı kim durdurdu?
Tırın içindeki devlet görevi demesine rağmen kim basına haber verdi?
Bu tır kimin üzerinden geçti?
Kimin üzerinden geçti bu tır?
Kim bu haberi herkesten önce İngilizceye çevirip dünyaya duyurdu ise onun!

Yazarın Diğer Yazıları