İsmail ARSLAN

Yıldızlı satırlar

İsmail ARSLAN

 Hormonlar bedende getir götür hamallarıdır. Yaşamdan tad alanı ayakta tutmaya, ağız tadını kaybedeni ise toprak altına yollamaya programlıdırlar.

Beyaz bir kağıtta siyah nokta dikkatimizi çekiyor ve tüm o beyaz satıh bir anda önemsizleşiyor ise bizde, insana bakışımızda problem var demektir.

Bir çocuk bir yerlerde babasının verdiği soğan cücüğü ile mutlu olurken başka bir yerde verilen kabarık harçlığa burun büker. Mutluluk esasen paranoyadır.

Mikro adalet kökenli basiretsiz muhakemeler ile katli caiz görülen makro adaletin âhı, toplumu bin yıl geriye götürür.

Kişi, kendine söylediğince etkili olabiliyor. Önce kendisi için olmalı öğüdü. Evet, her fikir işçiliği gerçekten değerli, fakat etkili degil

Bazı insan, bazı insandan niçin mi özeldir? Yakut da bir taştır; fakat taşlar içinde özel bir taştır.

Cübbe, tanrısal yetkinlik özentisi ürünü devşirme anlamlar taşıyor ise; o cübbeler ne zaman yakılır, o zaman adalet parlar.

Ne görüntü yakalanmışsa o, osun sen onun için. Aslında sen ne gördüğü sensin; ne de gördüğünden başkasısın... Herkes algısı kadar akleder.

Şu bir gerçek ki, mana bizde satırların malı olmuş, sadrı genişlerin de anmaya lüzum hissetmediği..

Biri, biri hakkında konuşurken aslında kendi korku, zaaf ve özlemlerini de deşifre eder. Dikkat kesilin, o, onda kendini vasfetmededir.

Yaşam ise önce sınava sokar, sonra ders verir...

O neden gitti? İstedin ki o, sen olsun; sen ne dersen o olsun. Canın çekince boynuna dolana, sıkılınca sen, toz ola! Aşk bildiğin kuru şehvet.

Yıllarda yazarsın da anlarda okurlar seni…

Bir anlam arıyor insan, çırpınarak; ya da bir anlam tüccarının heybesine malzeme oluveriyor. Yeri geliyor sadece bir kelime boyut atlatıyor; ya da çukura yolluyor.

Bir örnek varsa yaşamda, o gibi olma uğraşı, o olunsun ya da olunmasın; olma meraklısı asla kendi olamayacaktır.

Dostlarla iyi ortam paylaşmak ve düşmanları idare edebilmek zanaattir.

İnsan hayatını yaşamalı, kendi gibilerle yaşamalı, kendi olarak yaşamalı. Başkaların hayatlarına atanmış yetkin özne olacağına kendi yaşamında esir yüklem ol.

Yakınca cehennem kadarını göze alacak boyutta hırslı ve megaloman birine yanaşan muhakkak kavrulacaktır.

Anlattığı, ’benimse’ dediği kıymetleri ona ait hayatında görmemiz mümkün olmayan niceler başkalarının hayatını, kabul ettiğini iddia ettiği değerler ile paramparça etmede uzmanlaşmışlardır.

Ben böyle yaşıyorum, sen de öyle... Ben senin gibi düşünmüyorum, sen de onun gibi... Mecbur muyum eşeğini sürmeye ben, mecbur musun öküzümü gütmeye sen?

 

Yazarın Diğer Yazıları