Öncelikle yazıma neden böyle bir başlık attığımı açıklayayım.
Çünkü bu yazıyı sadece il valileri ve yöneticilerine yazmadım.
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve İç işleri Bakanına yazdım.
Bu ülkenin bir vatandaşı olarak üzerime düşeni yapmalıydım.
Bizden öncekilerin bize bıraktıkları sorunların farkındaydım.
Bilerek, bilmeyerek, basiretsizliklerinden ya da menfaatten.
İçinde bulundukları ânı kurtarmak için bizi borçlandırmaları.
Siyasilerin yeniden seçilebilmek için bol keseden dağıtmaları.
Sadece ekonomik anlamdaki sorunların bırakılması neyse de;
Siyasi ve sosyal sorunları bile isteyerek sonraki nesle bırakmak.
Türkiye’nin burnunu boktan çıkartmak istemeyenlerin hedefi.
Askerî diktatörlükler altında sesini çıkartamayan milletimiz.
Batının elinde oyuncak gibi oynatılan Türkiye Cumhuriyeti...
Millet olarak sadece seyrettik ülkemiz üzerindeki bu oyunları.
Her seçimde bir ümitle sandığa koştuk 'belki bu sefer' diye.
Aslında çaresizlikti belimizi büken ve beklentiye girdiğimiz.
Son on beş senedir millette bir kararlılık ve duruş görüyoruz.
Bunun zirveye çıktığı tarihi bütün dünya gördü ve afalladı.
Peki, yüz yıllık planı olanlar 15 Temmuzdan sonra pes etti mi?
Elbette etmediler ve b, c ve x planlarını devreye sokacaklar.
Alevi-sünni, sağ-sol ve PKK sorununu kucağımızda bulmuştuk.
Şimdi ise yeni bir sorunu özenerek pişirip önümüze koyacaklar.
FETÖ soruşturması hakkında ara ara eleştirilerde bulunduk.
Soruşturmanın doğru gitmeyen yanlarının olduğunu söyledik.
Lüzumsuz ve haksızca işten çıkarılanlar için uyarıda bulunduk.
Önce Cumhurbaşkanımız doğruladı bizi sonra İç İşleri Bakanı.
At izi it izine karıştı dediler, daha derinlere inemedik dediler.
Ben de onları bu konuda hem uyardım hem de yol gösterdim.
Öncelikle FETÖ yapılanmasıyla ilgili herkesin bildiği gerçekler.
FETÖ, hangi makam ve mevkidekilerle kadrolaştı diye sorsam.
Akıl ve vicdan sâhibi her vatandaşın vereceği cevap aynıdır:
Bakan, müsteşar, vali, kaymakam, emniyet müdürü, general,
Hâkim, savcı, akademisyen, büyükelçi, ataşe, Daire Başkanı,
İl müdürü, rütbeli asker, etkili kişiler ve tabii ki para sahipleri.
Peki, gerçekte bunlarla hiç alakası olmayan işleri yapanlar?
Temizlikçi, kaloriferci, çöpçü ve tüm alt kademede çalışanlar.
Bu insanların Fetö’cü diye işten çıkartılmalarına ne diyeceğiz?
20 Temmuzdan bu yana bütün yetkililere söylediğim bir şey var.
Nerede bir yetkili çöpcüyü Fetö’den dolayı işten çıkartıyorsa,
Alt kademeden işten çıkartılmalar nerede fazla uygulanıyorsa,
Bilin ki bunu yapanlar asıl Fetö’cüdür ve derhal tutuklanmalıdır.
İç işleri Bakanının söylediği de işte tam da bu gizli Fetö’cülerdir.
Haksız yere işine son verilen bu insanlar ve etrafını bir düşünün.
10 sene sonrasında kucağımıza bırakılacak ciddi bir tehlikedir.
Bu anlamda en büyük sorumluluk da valilerimize düşmektedir.
Kendilerine imzalatılan listelerde bulunanları iyice incelemeliler.
Bu listelerde asgarî ücretli varsa listeyi vereni görevden alacak.
Listelerin gittiği kurumlar bu istekleri kararlılıkla reddedecek.
Sebebi sorulursa da 'asgari ücretli Fetö’cü mü olurmuş' diyecek.
Bunun birçok ilimizde ısrarla yapıldığına şahit olduğum için de,
Bunu yapan yetkilileri Ankara'ya ihbâr ettiğimi de söyleyeyim...