Kemal Sunal ile Şener Şen ikilisinin filminde paralı wc sahnesi:
“Ağanın pohunun üstüne poh olur mu bre dürzü” diye kızıyor.
Ağa ağalığını, maraba da marabalığını bilecek anlayacağımız.
Bu film sahnesini seneler sonra T.C. Karayollarında seyrettik.
Karayollarının lojmanları ile işyeri arasındaki mesafe 5-6 km.
Servis araçları sabah lojmandan alıp akşam tekrar bırakıyor.
Servisin birinde altı kişi diğerinde ise on kişi gidip geliyorlar.
İkisini aynı servise bindirdiğinizde hala boş oturak bulunuyor.
10 yaşındaki bir çocuk zekâsı ile gayri ihtiyâri soruyorsunuz?
Yazık değil mi, neden iki araç ile gidilip israf ediyorsunuz ki?
Aldığımız cevap ise 55 yaşlarındaki adamların zekâ (!) düzeyi.
Başmühendisler normal mühendislerin servisine binmezmiş.
Ağanın pohundan daha önemli bir mevzu ile karşılaştık iyi mi.
Aynı yerden aynı yere farklı servislerle gitmenin zenginliği(!)
Mühendisin şeyinin değdiği yere başmühendisinki değer mi?
Bir başmühendis bir de normal mühendis var ama bitmiyor.
Bunlardan hariç bir de kontrol eden mühendislerimiz varmış.
Bunlar hiç servise binmeyip özel kiralık araçlarla giderlermiş.
Arazi için kiralanan bu araçlarla her yere gitmeleri serbestmiş.
Bu her yerin içine meyhane de dâhil, camii de, kuran kursu da.
Ülke olarak bu zenginliğe sevinsek mi, üzülsek mi bilemedim(!)
Bunları öğrendikçe aklımıza başka başka sorular geliyor tabii.
Bir araç israfı var da acaba Karayollarının kendi araçları mı?
Hayır… araçlar KİRALIKmış…
Bir araçla halledeceğimiz iş için birden fazla araç kiralamışız.
Peki, bu araçların kirası için ne kadar bedel ödemişiz acaba?
Şimdi bu araçların kira fiyatını bilgi edinme kapsamında sorsak;
Karayolları yetkilisi arkasına kaykılır ve aynen şu cevabı verir:
Bizim iç işleyişimizle alakalı olduğu için bu bilgiyi size vermeyiz.
Sonra mahkemeye verirsiniz aylarca onun sonucunu beklersiniz.
Mahkemenin kararına da itiraz ederler, bir üstüne başvursanız;
Ona da itiraz ederler, takip ederseniz eğer yıllarca süründürür.
Vatandaşın vergileri ile yapılan harcamayı soramazsınız bunlara.
KASKİ’ye 8 sene önce sorduğum sualin cevabını hala alamadım.
Belki de Karayollarının Kayseri yetkilisi bizi utandırır ve cevaplar.
Onu da yakında göreceğiz.
Hani olur da cevap verecek olursa hazır başka sorularımız da var:
Yaş haddinden emekli ettiğiniz adamı tekrar işe neden aldınız ki?
Bu eleman işinize yarıyor idiyse daha dün neden emekli ettiniz ki?
Ayağı sakat olan bir adamı neden arazide çalışacağı işe aldınız ki?
Adama mı zulmetmek istiyorsunuz yoksa zaten çalışmayacak mı?
Devletin, artık benim işime yaramaz diyerek emekli ettiği biri bu.
Birisi devlete meydan mı okuyor bu adamı tekrar aynı işe alarak?
Bu işten Bölge Müdürünün haberi var mı diye hiç sormayacağım.
Yok dense bir ayıp, var dense zenci…
Karayolları gibi zengin bir kuruma 2-3 tane araştırmacı da lazım.
Maaşlarının Bölge Müdür Yardımcısına eşit olduğunu biliyorum.
Ama bilmediğim şu ki bu araştırmacılar acaba neleri araştırdılar?
En son araştırıp da müdürün önüne koydukları bir şey var mıdır?
Mesela bir ihale yapıyorsunuz, firmanın biri bu ihaleyi kazanıyor.
Daha sonra hem ihale iptal edilir, hem de firmaya ihale yasaklanır.
Ama bu firmanın sahibi başka bir ad altında yeni ihaleyi de alıyor.
Bunun cevabını verecek en baş bir mühendisiniz de vardır illa ki.
Bölge Müdürü merak edip şu soruyu sordu mu acaba bunlara:
Arazi için kiralanan araçla bir ay içinde ne kadar araziye gidilmiş?
Ben merak ettim de…
Soru çok ama yer bitti.
Arkası yarın…
tebrikler
Ellerine sağlık mahmut bey. Bir devim vardır devletin malı deniz ..,.... Gerisi malum bu kurumları içindeki yöneticiler arpalık haline getirdi. Tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyorlar ben onlara hakkımı helal etmiyorum.
Sıfır araç satın alınmayacak.Ancak Kiralanan her bir aracın devlete maliyeti yıllık 30 bin tl.sadece karayolları değil tarım,sağlık vb kurumlarda da durum aynı.
Yine dokturmussun kardesim kalemine yuregine ellerine saglik