Türk müziğinin yasaklanıp frenk müziklerinin çalınması.
Geleneksel kıyafetlerin yerini frenk fraklarına bırakması.
İslami yaşamın terki, frenk mukallitliğinin dayatılması.
Ne güzel de danslar edilmeye başlanmıştı balolarda.
Dans ederken eş değiştirme çağdaşlığıyla tanışmıştık.
Osmanlı, danslarda eş değiştirmediği için yıkılmıştı.
Abdesti rakı ile almadıkları için Çanakkale geçilmişti.
Nasıl yaşamışsak ölürken de öyle olmalıydık hâliyle.
Yaşarken batı müziği dinleyen ölürken de dinlemeliydi.
Biz sevdik mi tam severiz; taklit ettik mi bir kalemde.
Batılılar cenaze marşıyla ölüyorsa bizim neyimiz eksik?
Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek var mıydı yani?
Adamlar yapmışlar bir marş ve güzelce de çalıyorlardı.
Yeni bir cenaze marşı yazma yarışması mı yapılacaktı?
Mehmet Âkif’in İstiklal Marşı az mı sıkıntı olmuştu.
Onun gibi biri daha çıkar batıdan uzaklaştırırdı bizi.
Neyse ki İstiklal Marşını Rus bestesi ile kurtarmıştık.
Cenaze marşımızın batılı olması amma da iyi olmuştu.
Şehtilerimiz için saygı duruşunda huşu doluyorduk(!)
İçimiz kıpır kıpır ediyordu adeta gavur müzikleriyle.
Bunları bize kazandıranları 1.000 yıl yâd etsek azdır.
Amma gel gelelim ki her güzelliğin bir sonu vardı.
Bu sonu getirenler bugün güneydoğuda savaşanlardır.
Çanakkale deki 7 düvel bugün güneydoğu da hortladı.
Karşısında Çanakkaleyi çok iyi idrâk edenler vardı.
100 yıldır milletçe Çanakkaleyi konuşup anlatıyoruz.
Bundan sonraki 100 yıl boyunca ise: Güneydoğuyu.
Askerimiz ve polisimiz arasındaki bağa ne dersiniz?
Uzun zamandır şâhit olamamıştık bu birlikteliğe.
Yaralanan asker ve polisin bölgeden ayrılmayışı.
Hâk-Batıl mücadelesi dedikleri cephede kalmaları.
Çatışamaz diye rapor verecek doktoru tehdit etmeleri.
Yaralısın, git hastaneye iyileşte gel diyen komutanına:
Bu emre itaat etmem, sakın beni zorlamayın demeleri.
Babası vali olan polisin gizlice Nusaybin’e gitmesi.
Bunların bize ve dünyaya bir şeyler hatırlatması lâzım.
Güneydoğu halkının teröristleri devlete ihbar etmesi.
Her türlü tehditlerine rağmen safını belirlemeleri.
Güneydoğu halkı onlara destek verseydi ne olurdu?
Bugün BM gözetiminde sınırları çiziyor olurduk.
Güneydoğu halkının bu sadakati asla unutulmaz.
Asker ve polisimizin vatanı böldürmem kararlılığı da.
Bu esnada bir devrim daha gerçekleştirdiler sessizce.
Şehadete koşan kardeşlerini uğurladılar tabutlarla.
Fakat içlerine sinmedi uğurlarken çalan cenaze marşı.
Çalan marşı bastırdı yürekten getirdikleri tekbir sesleri.
Yıllardır tahammül etmişler ama kabullenememişlerdi.
Tekbir sesleri karşısında anlamsız kalmıştı çalan marş.
Çalanlarda bu anlamlı öfke karşısında susmuşlardı.
O cesur yürekler bir yanlışı daha tarihe gömüyorlardı.
Şehitlerini tekbirlerle uğurlamaya kararlıydılar.
Şehitliğe ve yaşadıklarına yaraşır bir şekilde.
80 yıllık bu yanlışa sâhip çıkan bir fosil var mı?