Mahmut ŞAHİN

Davulcu ve Keşiş…

Mahmut ŞAHİN

 Eski zamanlarda kasabanın birinde bir keşiş yaşarmış.

Kendi halinde, dünya işlerinden uzak bir din adamı.

Günlerini ibadetle ve öğütlerle geçiren bir Hıristiyan.

Kasabanın kenarında, tenha bir yerde de bir manastır.

Her sabah kalkıp talebeleri ile birlikte ibadete gidiyor.

Bu vakti seçmesinin sebebi hûşu içinde ibadet etmek.

Rablerinin huzurunda gürültülü bir ortam istemiyorlar.

Bu sessizliği bozan tek şey keşişe sürünen sevimli bir kedi.

Keşişin bacağına sürünerek sürekli mırıldanan bir kedi.

Keşiş ise son derece yufka yüreklidir ve kediyi kovamaz.

Fakat ibadetini de yapmak istediğinden bir çözüm bulur.

Her sabah gelirken yanında bir kap dolusu mama getirir.

Kedi iştahla mamasını yerken onlar da ayinlerini yapar.

Önde keşiş, yanında mama yiyen kedi, arkada talebeler.

Bu iş mütemâdiyen her sabah tekraren yaşanmaktadır.

Fakat bir gün yaşlı keşişin vadesi dolmuş ve ölmüştür.

Sade bir törenle gömerler manastırın kenarına keşişi.

İçlerinden en kıdemlisini manastırın yeni keşişi yaparlar.

Yeni keşiş de hocasının izinden devam ettirir her şeyi.

Kedinin mamasını da hiç ihmal etmezler aynı şekilde.

Bu sefer ölüm sırası manastırın kadrolu kedisindedir.

Kediyi de özenle hocalarının yanına gömerler törenle.

Ertesi sabaha kadar bir kedi bulmaları lazımdır tabii ki.

Yeni buldukları kedi de bir süre sonra ölünce yeni kedi.

Fakat bu kedi arama işi can sıkmaya başlamıştır hâliyle.

İçlerinden birisi kesin bir çözüm bulmuştur bu soruna.

Bir kedi heykeli yapmaya karar verirler kabıyla birlikte.

Sürekli mama yiyen pozda lüle taşından bir kedi heykeli.

Aslında ilk keşişin vicdanî ve insanî uygulamasıyla başladı.

Derken ibadetin şartı hâline getirildi talebeler tarafından.

Ve o gün bu gündür bu manastırda durur o kedi heykeli.

Onların heykelleri var da bizim onlardan ne eksiğimiz var?

Bizim sonradan eklediklerimizi çıkarmak 14 asrımızı alır.

O kadar vaktim de yok gazetede yazacak yer de tabii ki.

Din başkasına bırakılmayacak kadar önemlidir hayatımızda.

Herkes kendi derdine düşse bu iş hallolur haddizâtında.

Ben bugün sadece Ramazan davulundan bahsedeceğim:

Eski zamanlarda bir ihtiyaç olarak başlamış davul çaldırma.

Mahalle ve köylerde insanlar sahura davulla kaldırılırmış.

Saat yok cep telefonu yok, uykunun en derin zamanında.

15 dakikada herkesi kaldırıp evlerine gidermiş davulcular.

Şimdi öyle mi ya, gece 1’de başlayıp 3’e kadar çalınıyor.

Caddenin başı 1’de kalkarken sonundakiler 3’de ancak.

Peki, kim davulcuyla uyanıyor söylermisiniz Allah aşkına?

Herkesin saati var cep telefonu var kuruyor ve kalkıyor.

Bu anlamsız uygulamayı kim kaldıracak merak ediyorum.

Yoksa dini bir uygulama kalkmaz diye mi düşünülüyor?

Büyükleri bilmem ama küçükler dini bir olay sanıyorlar.

Her mahalleye bir davulcu heykeli yaptırsak olmaz mı?

İyi fikir, en azından gürültüsünden kurtulmuş oluruz.

Dinde bir sürü heykelimiz var, bide davulcu olsa ne olur ki?

 

Yazarın Diğer Yazıları