Peygamberin hayatını anlatmak için seçilen bu isim.
Ne kadar doğru bir isim uzun zamandır düşünürüm.
Bir şeye kutsallık atfetmek o şeyi kutsallaştırmak…
Gerçek hayatın üstünde ve ötesinde ulaşılamayacak…
Sadece anlatılacak ama yaşanması bizim için muhal…
O zamana ve o şahsa ait olan ve tekrarlanamayacak…
Bizim için bir efsane veya bir mitolojiden ibaret olan…
Diyelim ki O’nu anlatmak için seçilen bu isim doğru:
Peki, peygamber güzel bir şekilde anlatılabilmiş mi?
Buna olumlu cevap verebilmek pek de mümkün değil.
İnsanları bir şeyden soğutmanın farklı yolları vardır.
Onu karalamak ve anlatıldığı gibi olmadığını söylemek.
Ki, her zaman savunma mekanizmasını harekete geçirir.
Suya sabuna dokunmadan bir metod belirlenmelidir.
Bu metod 14 asırdır çok güzel kullanılıyor maalesef.
Hiçbir müslümana kuran okuma diyeni duydunuz mu?
Birkaç azılı inkârcı ya da câhil dışında duymamışızdır.
Ama müslümanları kurandan uzaklaştıran metod şu:
‘‘Abdestsiz ele alınmaz, herkes onu anlayamaz’’ vs vs…
Sanki onun yanındaymış gibi, onu yüceltiyormuş gibi.
Asla karşı çıkamayacağınız ve teslim olacağınız metod.
Kuranı kutsallaştırıp yüceltirken hızla ondan uzaklaşmak.
Şeytanın bile aklına gelmeyecek esfeli safilin bir plan.
Çoğunlukla abdestsiz olduğumuz için elimize almadık.
Yukarılarda bulundurduğumuz için gözden ırak oldu.
Herkesin onu anlayamayacağına inandırılmıştık zaten.
Bir de yanlış anlayıp yanlış yorumlarsak Allah muhafaza(!)
Durup dururken günaha girmeye gerek yoktu tabii ki.
Kuran, ‘‘kolayca anlaşılabileceğini’’ yazmasına rağmen.
Öyleyse kendimizi sağlama almanın yolu okumamaktı.
Ya da arapça lafzıyla okuyup bol bol sevap kazanmaktı(!)
Hiçbir müslümanın tepkisini çekmeden yapılan işlem şu:
Kuran’ı kutsayarak Müslümanları Kuran’dan uzaklaştırmak.
Tereyağı bile değil zeytinyağından kıl çeker gibi yapmak.
Aynı şey peygamberimiz için yapılmadı mı zannediyoruz?
‘‘Ondan kötü şey sadır olmaz, hiç tuvalete gitmemiştir.’’
Hop diye her istediğini elde etmiştir masalları mesela.
Elini aşağı uzattığında beş parmağından sular akmıştır.
Acıkmak, yorulmak, üzülmek bizim gibi faniler içindir.
Peygamber ki Allahın sevgilisi, kâinat onun için yaratıldı.
O, öyle büyük öyle büyük ki, biz kim onu anlamak kim?
Peygamberi güya öven ama hiç aslı olmayan hikayeler.
Bütün bu yalanları kitaplardan, takvim yapraklarından;
Temizlediğimiz zaman gerçek peygamberi göreceğiz.
Oysa ne diyordu kendisi kolayca anlayacağımız Kuran’da:
‘‘Ben de sizin gibi bir beşerim, sizin gibi insanım.’’
Peygamberi bizim gibi bir insan olarak anlatmalıyız.
O zaman onu örnek alma cesaretine sahip olabiliriz.