Şehirleri yaşanabilir alanlar kılmak belediyelerin işidir.
Yeşil alanları ile insanların nefes almalarını sağlamak.
Alternatif ulaşım hatları ile sorunsuz bir trafik düzeni.
Aklına estiği yere kırmızı ışıkla bu işin çözülmeyeceği.
Çarşı değil de çarşılar olayı ile merkezi yapıyı dağıtmak.
Dolayısı ile belli bir alanda yoğunluğun önüne geçmek.
Bu ve bunun gibi öneriler getirmek mümkündür tabiiki.
Bu önerileri dinleyen bir belediye yetkilisini düşünelim.
Söyleyeceği şey “bizde biliyoruz kardeşim bunları da!”.
Evet, biliyorlardır mutlaka ama işin bir de realitesi var.
50-60 senelik yanlışlarının bu hale getirdiği şehirlerimiz.
Seçim yatırımıyla oluşan çarpık ve düzensiz yapılaşma.
Üstüne bir de arsa rantı ve “sen-ben -bizim oğlan” olunca.
Yılların yanlışını en son Belediye Başkanına yıkıveriyoruz.
‘Ben mi yaptım ki, benden hesap soruyorsunuz?’ diyemez.
Sorunlarını bilmediği bir şehre başkanlığa aday olamaz.
Biz her yöneticinin iyi niyetli olduğundan hareket ederiz.
Yapıcı önerilerle eleştiri ve beklentilerimizi de dile getiririz.
İlimizde ciddi sıkıntılar doğuran ücretli park konusu misal.
Ticaretin olduğu bölgelerde olduğu için tacirler sıkıntılıydı.
Aslında bunu sorun haline getiren de bizzat kendileriydi.
Araçlarını dükkanlarının önüne park edip kapatıyorlardı.
Müşteri gelsin diye bir çabalarının olduğunu sanmıyorum.
Hatta bazı işyerleri birden fazla araçlarıyla işgal ediyordu.
Biz aracımızı uzağa koyup yürüyelim diyene rastlamadım.
Aynı işyerinden iki araca ne gerek vardı, tekiyle gelsenize…
Zenginlik gösterişinin toplumları yıktığını hâla öğrenmedik.
Siz yürüseniz sağlık için, müşteri de işi kadar park etse ya.
Hayır, hepimiz bunun suistimal edileceğini çok iyi biliyoruz.
Bunu çözmenin yolu belirli bir süreden sonra ücretli olması.
Ama bu park sorununu çözmek Belediyelerin işi değil mi?
Planlı hesaplı bir belediyecilik anlayışımız yok dedik başta.
Bundan sonrasına bakmalı ve mantıklı bir çözüm bulmalıyız.
Birincisi…
Ücretsiz kısmı otogarlardaki gibi 25 dakikaya çıkarılmalıdır.
Bu belediyemiz açısından da Türkiye’ye örneklik oluşturur.
İnsanların alışveriş yapmak için bu zamana ihtiyacı vardır.
25 dakikadan sonrası için ilk 30 dakikasını 3 liraya çıkartın.
İkincisi…
30 dakikanın ücretini veren ama 10 dakikasını kullananlar.
Aynı gün içinde onlara kalan 20 dakikasını ücretsiz vermek.
Sonuçta alınan 30 dakika ücreti ama kullanım 10 dakikadır.
Hem tüketici hukuku açısından farkın iadesi gerekmektedir.
Hem de kul hakkı açısından içe sinesi bir durum oluşmuyor.
Üçüncüsü…
Park işinde çalıştırılan işçilerin şartları ve aldıkları ücretler.
Tavsiye bizden değerlendirmek belediye yöneticilerinden.
Amacımız…
Bu önerinin kısa sürede makes bulmasını arzu ederiz tabii.
Tüketiciler Birliği olarak bu gururu tüm ülkeyle paylaşmak…