Mahmut ŞAHİN

Ramazanınız mübarek olsun mu?

Mahmut ŞAHİN


Kurbağayı sıcak suya atma deneyi çok konuyu aydınlatıcıdır.
İçinde bulunulan ortama çaktırmadan alışmanın örneğidir.
Bu, birçok zıtlığı bir arada yaşama başarısıdır aynı zamanda.
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı için de cuk oturuyor sanki.
İslam’ın yasakladığı israf ile İslam’ın mübarek ayını yaşıyoruz.
“Yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz” ayeti dillerde pelesenktir.
Ama gelin görün ki israf Ramazan ayında tavan yapmaktadır.
Herkesin günde 3 öğün yemek yediğinden yola çıkacak olursak;
Ramazan da sadece bir öğününü yemeden geçirmiş oluyoruz.
Bu durum gıda tüketimimizin azalması ile sonuçlanmalıyken;
Aksine, normal zamandan daha fazla tüketmeye başlıyoruz.
İki öğün yemek yiyip üç öğünden fazla tüketme çelişkisidir bu.
Gözün doymadıktan sonra karnın doyması mümkün değildir.
Nefsine hâkim olamayanın oruç tutmakla barışık olması zor.
Aç kalarak hem kendine hem de etrafına zarar vermektedir.
Keşke bunlar orucunu yese de orucun yerine fakir doyursa.
İşe yaramayan ve kabul olmayacak oruçtan faydalı değil mi?
Gün boyunca yemek yemeyip hak yiyenleri hiç saymayayım.
Fakir için alacağı iaşe paketinin ucuzunu arayana ne dersiniz?
Fakire verilen malın Allaha verilen borç olduğunu bilir misiniz?
Kâbil malının kötüsünü Allah için verdiğinde kabul edilmemişti.
Ucuz iaşe paketlerini veren cimrilerinki de kabul edilmeyecek.
Yeni bir buzdolabı aldığında eskisini fakire kibirlice verenler.
Eskisini koyacak yeri olmadığı için bir fakire vermiştir aslında.
Bunu da kafasını yukarı dike dike birkaç sene herkese anlatır.
Fakirin ihtiyacı var tamam elbette hiç olmamasından iyidir de.
Bunu zekat hanesine yazılmış sayan zavallılara çok üzülüyorum.
Malınızın iyisini zekat olarak vermemişseniz asla kabul edilmez.
Evimize aldığımız gıdanın aynısı iaşe paketinde yoksa işimiz yaş.
Ramazan ayında eline mikrofonu alanın söylediği ilk söz nedir?
Mikrofon da şart değil, her ortamdaki konuşmayı kastediyorum.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyenin ümmetiyiz.
Bu sözü öpbe öpbe söyleriz de kaçımız gereğini yerine getiririz?
Peygamber hakkında söyleyecek başka bir özelliği yokmuş gibi;
Açlıktan karnına taş bağlardı deriz ama enva-i çeşit gıdayı alırız.
Süslü süslü konuşur ardından da süslü sofralarda tıka basa yeriz.
Peki, bunun sebebinin ne olduğu konusunda hiç kafa yorduk mu?
Hayatımızda kaç amelimiz Kuran’a uyuyorken kaçı uymuyor?
Uymayanlar daha fazlaysa bunun sebebini hiç düşündük mü?
Kurbağanın soğuk suya konup alttan ısıtılmasını düşünelim mi?
Evet, bu bizim yaşadıklarımıza birebir uyan güzel bir örnektir.
Cuma ve kandil mesajı gönderip dindar olduk kendi aklımızca.
En ucuz iaşe paketinden üç beş tane dağıtınca da cömert olduk.
Nefsimiz tarafından yönlendirildik ama Kuran’a hiç bakmadık.
Kuran ne demiş, kime nasıl hitap etmiş aklımıza bile düşmüyor.
Ne diyordu bir Müslüman: “Kuran onu okuyana hitap eder”(!)
Biz ise Kuran’ı okumamak için bin bir dereden su getiriyoruz.
Kuran, kendisini okununca anlaşılan bir kitap olarak tarif eder.
Biz ise adeta buna itiraz eder gibi anlaşılamayacağında diretiriz.
Allah anlaşılır diyor, biz anlaşılamaz diyerek meydan okuyoruz.
Yaşantımızın Kuran’a uymamasının cevabı işte tam da burada.
Ali Şeriati’nin sözü konuyu özetliyor.
Ne okuyan okuduğunu anlıyor,
Ne dinleyen dinlediğini anlıyor,
Geriye okuyanın sesi kalıyor,
Çok güzel okudu canım çok…

Güzel okuyan sevap kazandığını zannediyor…
Ondan etkilenen ne kadar dindar olduğunu zannediyor…
Ama hep şeytanın dediği oluyor…
11 ayın sultanı olamayan Ramazanınız mübarek olsun mu?

   
 

Yorumlar 3
Ali İhsan YURTERİ 23 Haziran 2017 10:40

Sn. Yetkili bilenler biliyor Kayserimiz son dönemlerde ekonomik olarak çok kan kaybetti. Anadolunun ortasında meşru-gayrimeşru sınır ticaretinden mahrum, iklim olarak devavantajlı yapıda, yerel ürünler fuarları adı altında kendi ürünleri yerine diğer bölgelerin sahte ürünlerini millete yediren, Konya, Manisa gibi iller Avrupa fonlarından yararlanırken, KOP, DOP gibi büyük projelerden mahrumken birileri vizyonkent teranesiyle ulusal basında çokça anılan bir şehirde yaşıyoruz. Bakanlarımız Kayseri için değil Diyarbakır, Muş için kendini hırpalıyor. Halbuki Kayseride gençler işsiz, gençler parasızlıktan evlenemiyor, evlense de istatistikler gösteriyor ki boşanmalarda Türkiye birincisiyiz. Geçenlerde Şükrü Karatepenin dediği gibi milletvekillerimiz çok rahat, söylenti doğruysa KCETAŞ'ın çağrı merkezi dahi Trabzona kurulmuş, Kayserili gençlerin bakanlıklara atanmasında en ufak bir dahli bile bulunmayan ve ay gibi parlayan bu miletvekillerini hoca Nasrettinin dediği gibi kırpıp kırpıp yıldız

Nurgül Yıldırım 09 Haziran 2017 11:53

Yine mükemmel bir yazı yazmışsınız. Bu söylediklerinizin uzerinde ciddi anlamda düşünülüp gereğinin yapılması en büyük arzumuz .

Yiğit Yılmaz 09 Haziran 2017 11:46

Mahmut bey ramazan ile alakalı en doğru tespitleri yapmışsınız ... Bu konuda da program yapsanız çok faydalı olurdu... Sizin gibi dopdolu bir insanın yazılarını okumak fikirlerini dinlemek gerçekten çok güzel ...

Yazarın Diğer Yazıları