Mahmut ŞAHİN

Referandumda en çok fireyi Ak Parti mi verecek?

Mahmut ŞAHİN

Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’ye çok oyun oynandı.
Ama hiçbir zaman günümüzdeki kadar çetrefilli olmadı.
Her döneminde egemen ülkeler bizim kaderimizi çizdiler.
Kendi göbeğimizi kendimizin kesmesine izin vermediler.
Nasıl yönetileceğimizden tutun yönetim binamıza kadar.
Sınırlarımız çizildi, ölçümüz alınıp dikilen elbise giydirildi.
Elbisemiz eskidikçe yenisini dikip aynı elbiseyi giydirdiler.
Elbiseye razı olunduğu sürece istedikleri gibi yönettiler.
Bugün dikilen elbise ve çizilen sınıra razı olmayanlar var.
İşte bunun içindir ki bizi hem cezalandırmak istiyorlar;
Hem de istedikleri kalıba tekrar girmemizi sağlamak.
Şükürler ki her zamankinden daha milli bir MİT’imiz var.
Teslimiyet üzerine kurulu olan istihbarat tarihe gömüldü.
Siyaset için aynı duyguyu paylaşmak pek mümkün değil.
Şu an ülkemiz için tarihi bir referandumun arifesindeyiz.
Safını belli edenler var, kararsızlar var ve bekleyenler var.
Safını belli edenleri severim; hangi tarafta olursa olsunlar.
Safını belli etmeyip bekleyenler de kısmen problem değil.
Aslolan, bu taraf gibi gözüküp de diğer tarafa çalışanlardır.
Ben yaklaşık 2 aydır kendime sürekli şu suali soruyorum:
Ben Ak Partili yönetici ya da vekil olsaydım ne yapardım?
Çok zor bir sual ile karşı karşıya olduğumun farkındayım.
Senelerin verdiği bir alışkanlıkla yönetilip gitmekteyken.
“Başkanlık” denen ‘acayip’ bir yönetim şekline geçilecek.
Konjonktür, denge, menge bir şekilde işi götürüyorduk.
Dengeler gözetilip milletvekili olanlar ne yapacak şimdi?
Konjonktür gereği bir şekilde bir kademede bulunanlar;
Tayyib’in hatırına, özgül ağırlığı olmadan seçilen kişiler;
“Düzeni kurduk, gidiyorduk ne güzel” moduna geçtiler.
Başkanlık sisteminde milletvekilleri bakan olamayacak.
Bu tarafta mâlum terör yapılanması ile mücadele ediliyor.
Her meslek grubu ve kamuda her kademeyle uğraşılıyor.
Ancak ne hikmetse siyasi ayağına bir türlü dokunulmuyor.
En üst siyasi makamlar “içimizde FETÖ’cü yok dese de”…
Millette siyasi ayağına da uzanılacak beklentisi bitmiyor.
Şimdi mecburen siyasete dokunulmuyor beklentisi var.
Espri yapıyormuş gibi birçok mecliste şunlar söyleniyor:
Siyasi ayağına dokunulsa Ak Parti çoğunluğu kaybeder.
O zaman ülkedeki istikrarsızlığı düşünemiyoruz deniyor.
Peki, siyasi ayağına ne zaman dokunulacağı bekleniyor?
Referandumdan güçlü bir evet çıkarsa tamamdır deniyor.
Çoğu insanın cumhurbaşkanlığı sistemi beklentisi yok ki.
Sistem ne olursa olsun ben oyumu Tayyibe veririm diyor.
Siyasi ayağa dokunma beklentisini kimse hafife almasın.
Şimdi başlıktaki suale cevap vermenin tam zamanıdır:
Ben Ak Partinin herhangi bir kademesinde olsaydım;
“Evet” oyu verip kendimi riske atar mıydım? Ya siz?
Bu beklentinin önünde hiçbir güç duramayacaktır(!!!)
Askerinden polisine, hâkiminden savcısına, avukatına;
Devletin her kademesindeki bürokratına, müdürüne;
Hatta çöpçüsüne, işçisine kadar dokunup işten attınız.
1.300 lira maaş alan adama by-lock kullanıyor dediniz.
Zaten zor geçinen adamı şimdi ekmeğe muhtaç ettiniz.
Sonra da karşımıza geçip siyasi ayağı yok diyeceksiniz.
Geçin bunları geçin…
Şu anda böyle demek zorunda olduğunuzu da anlıyoruz.
Ama “Evet”ten sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız.   

Yorumlar 3
Alparslan Bozkurt 09 Nisan 2017 17:51

Çok güzel noktalara deginmisiniz Mahmut Bey,çok beğendim

Taka Nuri 09 Nisan 2017 13:31

Mevcut sistemdeki kör döğüşünü bitirecek her sistem bundan iyidir.. Kıçı kırık bir siyasetçi ile bütün bir ülkeyi oyalayabilenlerin feryadı artık buna güçlerinin yetmeyeceğindendir..

Yiğit Yılmaz 06 Nisan 2017 11:01

Mahmut bey yine mükemmel bir yazı olmuş ... Teşekkürler ...

Yazarın Diğer Yazıları