Ahh Karayolları ahh!...
Memleketimizin iç kesimleri ağaç noktasında çok fakirdir.
Hele de karayollarımızın kenarları tek tük ağaçlarla kaplı.
Buralarda ağaçların artırılması için ciddi çalışmalar(!) var.
Sürekli ihaleler açılıyor yol kenarlarının ağaçlandırılması için.
İhale ne kadar çok açılırsa o kadar ağaç olacağını sanıyorlar.
Ağaçla ilgili bir ihale açmak için ilk kime danışmak gerekir?
Elbette ağaç işi ile uğraşan bir uzman ya da direk bakanlığa.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı diye bir bakanlığımız var bizim.
Hangi ağaç nerede yetişir, hangi mevsimde dikilmelidir;
Bakımları ve sulaması nasıl olmalıdır diye sorulabilir.
Bunun için para da istemiyorlar başvuran kimselerden.
Hoş, zaten siz para harcamaktan çok kaçınmıyorsunuz da.
Çok ihale olunca çok ağaç olmayacağını anladınız mı ki?
Yoksa hâlâ sıcak yaz aylarında ağaç dikmeye devam mı?
Diktiğiniz her 1000 ağaçtan kaç tanesi yaşıyor saydınız mı?
50 tanesi kurumadan yaşıyorsa neler hissediyorsunuz acaba?
Bu ihalede de millete iyice kazık attık diyor musunuz mesela?
Bir gün biri hesap sorarsa ne deriz endişesi taşıyor musunuz?
İhaleyi verdiğiniz firma bu mevsimde ağaç dikilmez diyor mu?
Demiyorsa eğer bundan kim en çok faydayı sağlıyor?
Her sene aynı yerlere ağaç ihalesi yapmanız dikkat çekiyor mu?
Bunun millete ihanet olduğunu hiç aklınıza getiriyor musunuz?
Temmuz ayında ağaç dikmek asla vatana-millete ihanet değildir.
Asıl ihanet Temmuz ayında ağaç dikilmeyeceğini bilmemektir.
Sulama ihalelerine ne kadar ödediğinizi soran oldu mu size?
Savcılarımızın çok fazla işleri var bu aralar unutmuş olabilirler.
Amirlerinizin de daha önemli işleri var belli ki sormuyorlar.
Ama bunu fırsat bilip siz de sağıra yatarak kurtulamayacaksınız.
Kimse, “ben devletim, devletin parasını harcıyorum” diyemez.
Devletin parası olmaz, para milletin parasıdır.
Devletin temeli milletin parası ile atılır ve böyle devam eder.
Kimse sormasa da millet bunun hesabını bir şekilde sorar.
Mesela, ülkemizin her tarafı tünellerle doldu.
Bu tünellere de LED lambalar döşüyorsunuz değil mi?
İlk yapım ihalesinde bu lambaların tanesi kaç liradan takılıyor?
Müteahhit firmalar 300 lira mı alıyorlar yoksa sizden?
Aynı lambalar patlayıp çatladığında tamirinde ne ödeniyor?
Böyle ufak tefek işlerle uğraşmıyor musunuz yoksa?
Vicdanı olan biri buna nasıl müsaade eder?
Devletin müfettişleri nasıl bir denetim yapıyor anlayan var mı?
10 kat fiyat farkını bir ilkokul talebesi bile anlar.
Hiç mi vicdanlı bir amiriniz yok, hak hukuk kavramlarını bilen?
Nereye kadar gideceğini zannediyorsunuz acaba?
Bal tutan parmağını yalar şerefsizliğini ne zaman terk edeceğiz?
Ülke olarak devletin malı deniz yiyenler domuz diyecek miyiz?
Devletin tahsis ettiği araçla Ankara’ya gideceksiniz;
Sonra da onunla gitmemiş gibi harcırah alacaksınız…
Olmaz değil mi böyle bir şey?
Ya ihaleler öncesinde kamu kurumlarına giden hediye çantaları?
Bunların kamera kayıtları duruyor mu acaba?
Yoksa tam o anda elektrikler mi kesilmiş?
Yatın sağıra yatın.
Millet olarak bizim de yapacaklarımız var elbet.