Bodrum katının olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum.
Bu durumda tripleks mezarlık denmesinde de mahzur yok.
Mezarlıkları ne kadar sıklıkta ziyaret edersiniz, bilmiyorum.
Dini bayram arefesinde tavan yapıyor mezarlık ziyaretleri.
Ben üniversite yıllarımdan beri mutat olarak ziyaret ederim.
Ölülere bir faydamız dokunsun diye mi gideriz mezarlıklara?
Bu amaç ile gidenleri bir hayli hayal kırıklığına uğratacağım.
Ölülere fayda için gittiğini düşünenler kendini kandırmasın.
Çünkü hiç kimse ölülerine ne bir yarar ne de zarar veremez.
Benim mutat ziyaretlerim de ölüler için değil kendim içindir.
Birçoğumuza garip gelebilir ama ben bu amaç ile gidiyorum.
Genelde ağaçlık alanlar olması tercih sebeplerim arasındadır.
Ağaca dokunur, temiz hava alır, vücudumuzdaki stresi atarız.
Faydalandığımız şeyler sadece ağaç ve toprak ile sınırlı değil.
Mezarların en önemli faydası yaşayanlar için ibret olmasıdır.
İnsanoğlunu yanlışa götüren temel sebep hırs ve istekleridir.
Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi heveslerinin peşinden koşturur.
Bu esnada “helali, haramı, doğruyu, yanlışı” pek düşünmez.
“Bütün lezzetleri acılaştıran ölüm” işte burada devreye girer.
Mezarlıklar bütün sessizliğiyle bizlere şöyle haykırmaktadır:
Burada yatanların tamamı kendilerini vazgeçilmez sanıyordu.
Tıpkı şu anda sizin kendinizi vazgeçilmez zannettiğiniz gibi.
Ben de öyle mi zannediyorum acaba diye sormamız gerekiyor.
Bu sorunun akabinde bulacağımız cevap bizimde öleceğimizdir.
Yarın senin de geleceğin yer burası, hazır mısın diyor mezarlık.
Acaba burada yatanların arkasından nasıl konuşuluyordur?
İnsanın kendisi hakkında iyi konuşulması elbette hoşuna gider.
Ölenler içerisinde Karun kadar zengin olan da vardır tabii ki.
Ama zenginlikleri onları bir saatliğine de olsa geri getiremiyor.
Bir saat bile geri gelemeyeceğimiz dünya için nedir bu telaş?
Ölülere asla işittiremezsiniz diyen Kuran, ne demek istiyor?
İnsanlar mezarlıklara gittiklerinde fısır fısır ne okuyorlardır?
Okuduklarının ne anlama geldiğini bilerek mi okuyorlardır?
3 ihlas 1 fatiha da ölüye faydadan bahsedilmediği mesela(!)
Hem işittiremiyoruz hem de bir fayda sağlayamıyorsak eğer;
Hiçbir ölünün görmemesine rağmen bu süslü mezarlar niye?
İtalyan mermerleriyle, Fransız sanatıyla yapılan mezarlıklar.
Bütün ihtişâmı ile mezarlığın her yerinden gözüken mezarlar.
Sahi, bazıları neden böyle süslü tripleks mezarlar yaparlar?
Anne-babasını ya da eşini herkesten daha çok sevdiği için mi?
O ihtişamlı kabirlerin ölüye gerçekten bir faydası var mıdır?
Cehennemden daha çok korkulan kabir azabını engeller mi?
Gerçekte olmayan ama çoğunun inandığı çirkin isimle anılan;
Münker ve Nekir bu gösterişli kabirler giremiyor mu mesela?
Toprağın altında yatıyorsa ölülerimiz neden üstü gösterişli?
Aslında hepimizin bildiği ama itiraf etmediğimiz şeyler bunlar.
Ben hepimizin adına doğruları burada itiraf edeceğim şimdi.
Mezarlıklarda yaptığımız hiçbir şey ölülerimiz için değildir.
Ne okuduğumuz ayetler ve ne de yaptığımız süslü kabirler;
Bunların tamamını bizzat kendimiz için yapıyor, yaptırıyoruz.
Mezarlıklarda bile zengin-fakir ayrımı yapacak kadar hırslıyız.
Toprağın altında çürüyen ölüler için bu ihtişama gerek var mı?
Nasıl başlıyor Kuran’da ölümü en güzel anlatan Tekasür süresi?
“Malınızın çokluğu ile övüne övüne sonunda kabre geldiniz.”
Bu da yetmedi, şimdi de kabirlerin ihtişamı ile övünüyorsunuz.
Önceden övünenler kabirde, şimdi övünenler kabri yaptıranlar.
Kabirlere gitmeler de, süslü kabir yaptırmalar da hep diriler için.
“Adama bak annesine ne güzel kabir yaptırmış desinler” diye.
Kadına bak babasının kabrine gidip sürekli dua ediyor desinler;
Rahmetlinin mezarını sürekli suluyor, mezarı çiçeklerle dolu…
Mezarlıkları çok ziyaret edelim ama gösteriş için yapmayalım.
İbret alıp kendimize çeki düzen vermek için sık sık gidelim.
Ama yine de mezarlıkların en güzel tarafı yeşillik olmaları.
Yeşilliğin ve çiçeklerinde ölülere faydası yok ama dirilere var…
(Rahatsızlık verdiysem eğer çok mutlu olurum)