Mahmut ŞAHİN

Şehir dediğin pahalı olmalı…

Mahmut ŞAHİN

 Bir şehir ucuz olursa mı kıymetlidir, pahalı olursa mı?

Adı üstünde hiç kıymetli bir ucuzluk gördünüz mü?

Sarrafların ‘‘ne alırsan 5 lira’’ dediği bir kampanya.

Ya da ‘‘4 çekerinizi, şimdi alın 20 senede ödeyin’’…

Bir şehri ucuz ya da pahalı yapan etmenler nelerdir?

Ucuz bir şehirde yaşamak ister misiniz mesela?

Her şeyin sudan ucuz olduğu bir şehir düşünsenize.

5 liraya lüks bir restoranda yemek yiyebildiğiniz.

Ya da bir kıyafet mağazasında 50 liraya giyindiğiniz.

4 odalı lüks daireyi aylık 200-250 liraya kiraladığınız.

‘‘Askıda pastırma’’ döneminin başladığı bir şehir.

O kadar ucuz ki; insanlar pastırma bağışı yapıyorlar.

Asgari ücretli bir işçi aylık 200 liraya ev sahibi oluyor.

Aylık 100 lira taksit ödeyince de sıfır araca binebiliyor.

Hisarcık da bir fabrikatör de villa yaptırıp oturuyor.

Komşusu da fabrikasında asgari ücretle çalışan işçisi.

Doktorla hemşire çay bağlarında aynı sitede komşu.

Üç göbekten Kayserinin yerlisi de mercedese biniyor.

Yedi göbekten köylü Mehmet Emminin çocuğu da.

Komünizm de bile böyle bir denklik olmaz sanırım.

Şehrin ucuz olduğu yerlerde gelirlerimizde ucuzdur.

Maaşlar da azdır, ticaretle uğraşanların kârları da.

Bunu hiçbir zengin de kabul etmez asgari ücretli de.

Gelir az olan biri, yaz tatiline gidebilir mi mesela?

Ya da Avrupa-Amerika seyahatine çıkabilir mi?

Bir aylık geliri oralarda bir gün bile yetmez tabii ki.

Böyle eşitlikler içimizdeki ‘‘asillerin’’ midesini bulandırır.

Bu hayalden sonra acı gerçeklerimize birlikte dönelim.

Cebinde 100 doları olan, doların artması için dua eder.

Çocuğuna takılan üç-beş altın değerlensin diye bekler.

En ücra yerden sıradan daire alanı düşünelim isterseniz.

O bölgedeki daire fiyatlarının tavan yapmasını ister.

Babadan kalan patates tarlasının ortaklarını düşünün.

Tarlanın kenarından yol geçsin, köprü yapılsın ister.

Olmadı bir alışveriş merkezi yapılsında köşe olsunlar.

iİmar geldiğinde olacağı zenginliğin hayallerini kurar.

Tarlaya yapılacak 15 katlılara sığacak daireleri hesaplar.

Kızına üç, oğluna 6 daire, hanımına sus payı bir  jeep.

Cebine de limitsiz bir kredi kartı koyduktan  sonrası:

 Tornacıya verilecek bir ‘‘ metres’’ siparişidir haliyle.

100 lira verip imama da nikah kıydırdın mı iş tamam.

Anlayacağınız ucuz bir şehri ne fakir ister ne de zengin.

Belediye başkanlarının başarısı da burada saklıdır.

Şehri ucuzlatan değil pahalılaştıran başkan başarılıdır.

Şehir pahalılaşacak ki herkes bundan nasibini alsın.

Gayrimenkulü olanın gayrimenkulü değerlenecek.

Tezgahtaki mal kendiliğinden artı değer kazanacak.

25 dakikası 1 lira olan park ücreti de 2 lira olacak.

Bunu yapmakla şehirdekileri zenginleştirmiş olacak.

Park ücretlerine neden % 100 zam yapıldı demeyin.

Memlekette % 100 enflasyon mu varı da boşverin.

Bütün şehir ahalisi iki katı zenginleşmiş oldu(!)(?)…

Yazarın Diğer Yazıları