Mahmut ŞAHİN

'Sivil Toplum Örgütü' olmanın dayanılmaz ağırlığı…

Mahmut ŞAHİN

 
Devletçi bir geleneğe sahibiz.
Kafa yapımız da devleti öncelemeye çok müsait.
Devleti “kutsayan” bir şekle bürünmüş haldeyiz çoğunlukla.
Olması gerekenin ne olduğunu aslında hepimiz biliyoruz.
Ama bilmekle yapmak arasındaki derin uçurumun da farkındayız.
Katı bir devletçi gelenekten sivilliğe evrilmek öyle ‘pat’ diye olmuyor.
Bir yandan devleti millete hizmet için kurulan aygıt diye tarif ederiz.
Diğer yandan devletin yanında millet kim oluyor moduna geçeriz.
Bir makama oturan kişinin ilk söylediği sözleri neredeyse ezberledik:
“Önce devletim gelir.” (!!!)
Millete hizmet edecek adam ilk golünü millete atmıştır bile.
‘Millet mi önce gelir devlet mi?’ konusu tavuk-yumurta meselesi değildir.
Bir organizasyonu milletin önüne geçirmek akıl sağlığına zarar verir.
Sivil Toplum Örgütleri ülkelerin gelişmişliğinin de göstergesidir.
Gelişmiş ülkeler bunun en net örneklerini verirler:
Bir kişi en az beş sivil toplum örgütüne üyedir.
Ülkemizde bu sayı son derece düşük ve yetersizdir.
Sivil toplumu, örgütlü bir çabanın içine sokmamız gerekiyor.
Bunun için ilk yapılacak şey sivilleşmektir.
Sivil Toplum Örgütlerinin sivilleşmesidir.
Sivil Toplum Örgütlerinde sivilleşme çabası görüyor musunuz?
Zor olanı seçmek her babayiğidin kârı değildir.
Hazır devletçi gelenek de varken, eski köye yeni âdete ne gerek var.
28 Şubat sürecinde ne güzeldi değil mi beşli çete (!)…
İslâmi Sivil Toplum Örgütlerinin ağzına nasıl da tükürmüşlerdi (!!!)
Devletin gücünü de arkalarına almışlardı.
Devletle aynı yerde yatmanın karşılığını ne de güzel alıyorlardı.
Her gün bir hediye ile geliyordu devlet hazretleri onlara.
Onların ilikleri de her hediye ile birlikte biraz daha gevşiyordu.
O günlerde o sivil toplum örgütlerini eleştirenler şimdi ne yapıyor?
Hediyelerin cazibesine kapılmışlar ama onlara bir tavsiyem var:
Bir yemek ve bir geziye kanıp kendinizi ucuza getirmeyin.
Dün eleştirdikleri sivil toplum örgütlerinin yerini almak istiyorlar.
Devletin gölgesine sığınarak Sivil Toplum Örgütü olunmaz.
Bunu anlamak için önce “sivil” olmak gerekiyor.
Belediye başkanları ile verilen fotoğraflar sizi sivil yapmaz.
Paylaştığınız yemek fotoğrafının sizi büyüttüğünü mü sanıyorsunuz?
Belediye başkanı sizi davet edince halkı arkasına mı almış oluyor?
Siz halkı mı temsil etmiş oluyorsunuz?
Sivil Toplum Örgütü devletle arasına mesafe koyandır.
Devlete ne düşmandır ne de gölgesi altına sığınır.
Sivil Toplum Örgütünü yemek davetlerine indirgemişseniz sorun yok.
Sizi sahiplenenler işlerini biliyor da sizin bildiğiniz şüpheli.
Sizi öne çıkarmaya çalışmalarını anlıyorum da;
Sizin verdiğiniz o fotoğrafların sizi çirkinleştirdiğini siz anlamıyorsunuz.
Ben belediye başkanı ile görüşüyorum havası size yetiyor.
Sivil Toplum Örgütünden anladığınız işte bu kadar…
 
 
 
 

Yorumlar 1
Tüyü Bitmemiş Yetim 19 Şubat 2018 15:03

sayın mahmut şahin çok önemli bir konuya parmak bastığınız için çok teşekkür ederim. bazı stk ların daha dikkat etmesi gerekmez mi. mesela türkiye mimarlar odasının hükümetin herşeyine karşı çıkması dava açması ne kadar yanlış ise kayseri mimarlar odasının da bir belediyenin tahsis ettiği yerde hizmet etmesi de o kadar yanlış değil midir? kayseri mimarlar odası kendisine yer tahsis eden belediye nin imar yanlışlarına ne kadar karşı çıkabilir. doğrusuna doğru yanlışına yanlış diyebilir..

Yazarın Diğer Yazıları