Kamu kurumlarının malzeme alımlarında belirli yöntemleri vardır.
Usulsüzlük olmasın diye teferruatlı bir ihale kanunu hazırlanmıştır.
Her gün yüzlerce ihale yapılıp devletin ihtiyaçları temin edilmektedir.
Bu ülkenin vatandaşları olarak “bu ihalelerden bize ne!” diyebilir miyiz?
Devletin kendi parasının olamayacağını uzun zamandır anlatıyorum.
Onun için devletin harcadığı her kuruş; sahibi olan milleti ilgilendirir.
Milletin vergilerinden elde edilen paranın üzerine kurulur devletler.
Yapılan ihaleler için vatandaşların çoğunun kafasında sorular vardır.
Özellikle de cezaevlerinde ihaleye fesattan yatanlar olduğunu bilince...
İhaleye fesat karıştıranların tamamı ceza evine girmişler midir sizce?
Yoksa sadece yakalananlar girmiş, diğerleri fesada devam mı ediyor?
"Yakalanmayacak hırsız çalsın!" düsturu burada da geçerli bir kural mı?
İhale Kanunu’nu yasama olarak adlandırılan Millet Meclisi yapmıştır.
Usule uygun düzenlemeler içerir ve yüzeysel olarak kuralları belirler.
Ama her ihalenin detayları kurumlarca hazırlanan "ŞARTNAME"dedir.
Halk arasında yapılan konuşmalara biraz kulak kabartırsanız duyarsınız:
"Adrese teslim şartnameler" olurmuş, ne demekse ve nasıl oluyorsa?
"Kişiye has sınavlar"dan bahsedildiğinde de hiç anlamamıştım denileni.
Denilene göre üniversitelerde oluyormuş bu kişiye has sınav tiyatrosu.
“Kişiye has sınav olur da kişiye has ihale şartnamesi olmaz mı?” diyorlar.
İtiraz edip, ihaleye herkes eşit şartlarda giriyor ama diyecek oluyorum.
Şartnamelerin asla eşit olmadığını, gayet emin bir şekilde söylüyorlar.
“Örnek verebilir misiniz?” dediğimde ise mesela T.C. Karayolları diyorlar.
Karayolları personelinin yılın belli dönemlerinde kıyafet hakkı varmış.
Karayollarının yaptığı ihale ile bir giyim firmasından alınırmış kıyafetler.
İhale dediysek işte usulen ihale, tüm detayları ŞARTNAME ile belirlenen.
“Ne varmış ki bu şartnamede de kişiye has ihale adını takıyorsunuz” dedim.
“Bak hocam” dedi ve anlatmaya başladı bir vatandaş yumruklarını sıkarak...
İhalenin verileceği firma önceden belirlenir ve ona göre de hazırlık yapılır.
ŞARTNAMENİN şartlarına da sadece önceden belirledikleri firmalar uyar.
Aslında hazırlanan şartname değil malum firmanın açıkça tarif edilmesidir.
Başka firmalar bu şartlara uymadığı için de ihale bizim ortağa kalmaktadır.
"Yaşa ki göresin" demiş ya adam 40 yaşımdan sonra duyduklarıma bakın (!)
İyi de arkadaşlar, kıyafet firmaları arasında nasıl bir fark olacak ki bu kadar?
Diyelim ki başka bir markanın da aynı ölçülerde ve sayıda mağazaları olsun.
Çalışan eleman sayısını yazarlar, mağazaların cephe uzunluklarını yazarlar.
Hatta çok zorda kalırlarsa markanın baş harfi "b" olacak diye bile yazarlar.
Hadi canım siz de, gerçekten bunlar yazar mı dediğimde ise acı acı güldüler.
Öğrenmenin yaşı olmazmış diyerek bunu bir kenara not edip geçiverelim.
Şartnameler kişiye has hazırlanabiliyormuş tamam da başka bir konu var:
Karayolları bir kamu kurumu ve bağlı olduğu bakanlık Ulaştırma Bakanlığı.
Ulaştırma Bakanlığı da Cumhurbaşkanlığına bağlı.
Gezi olaylarında ortalığa dökülenlere Cumhurbaşkanı ne demişti?
"Bir avuç çapulcu".
Peki, "Ben de bir çapulcuyum" diye pankart taşıyan kimdi hatırladınız mı?
...
Cem Boyner, Tayyip Erdoğan'a karşı tavrının ödülünü mü aldı bu ihale ile?
Gezicilerin yanında olan başka çapulcu iş adamlarına da ihaleler verildi mi?
Bu ihalelerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın haberi var mıdır bilemiyorum.
Olmadığını varsayıp şu an itibari ile öğrendiğini hesap edelim.
Bu ŞARTNAME'nin objektif olup olmadığını soruşturma talimatı verir mi?
Bu ŞARTNAME adrese teslim ise eğer bunu hazırlayanlara ödül verilir mi?
Oldu ya hazırlayanlar suçlu bulunup Karayollarındaki işlerine son verildi;
Meşhur 1000 metrekarelik mağazalarda kendilerine ertesi gün iş verilir mi?
Ya da mesela açıyı biraz genişletip şöyle bir soru sorsam cevap alır mıyım?
Kamu kurumların tamamında şartnameleri hazırlayanları tespit etsek ve
Emekli olduktan sonra bir yerde çalışıp çalışmadıklarını kontrol etsek ve
Çalıştıkları yerlerin önceki kurumundan bir ihale alıp almadığına baksak ve
...
Nasıl sonuçlarla karşılaşırdık acaba?
...
Karayollarına girince kolay kolay çıkılmadığını bir kez daha görmüş oldum.
Ne diyordu kamyonların arkasında:
"Ömür biter yollar bitmez."
Karayolları hakkında yazı da bitmez.
Haftaya Kayseri Karayolları ile devam edelim...
Sevgili Haydar Gezmez kardeşim... Aklı selim ile sizin dediklerinize geliriz ama herkesten de bu feraseti bekleyemeyiz... Ne kardeşim ne de başka bir akrabamın işe girmesinde en ufak bir dahlim olmamıştır... Hatta bir çok akrabam işsizdir ve bazıları bana küserler... onları işe aldırabilecekken aldırmadım diye... Herkesin rızkını verecek olan Allahtır... Hal böyle iken neden bir başkasının hakkını yeme durumunda olayım ki?.. Onlar kendileri aynı şekilde iş yaptıklarından bizi de kendileri ile karıştırma gafletine düşmüşler... O çapsız ve liyakatsizlerle uğraşmaya devam...
Haydar "gezici"! Haydar "gezmez"! Bu ne ya??? :)
liyakat deyince siz birileri makamlarına layık olmadıklarının farkına varıp rahatsız olmuşlar. yine rahatsız etmişsiniz mahmut bey. lütfen rahatsız etmeye devam edin...
Evet Mahmut bey seninde bir akrabanın aile sosyal politikalarda çalışıyor diyor benim adaşım doğru söylüyor senin akraban 2001 yılında bakıcı olarak ise başlamış ve halen aynı unvanları aynı yerde devam ediyor hangi firma tarafından ise alındı onu hatırlayan bile yok sizin o zaman ne iş yaptığınızı bilen yok o yıllarda siz gazetecimiydiniz bilen yok ama benim adadım bunu yazdığına göre onun bu ihale işleri ile ilgisi vardır ki bu kadar çok zoruna gitmiş cumhurbaşkanlarının başbakanların bakanların belediye başkanlarının gazetecilerin hiç bir akrabası hiç bir iş yapmaya herhalde sayın adaşım selam ve dua ile kalın
Evet Haydar Gezici... ya da Ergenekoncu... gerçek ismin olsa Haydar bey yazacağım ama gerçek isminle yazacak kadar cesur olacağını sanmıyorum... telefonum belli, ofisim belli, yürüdüğüm yol belli... şahsıma diyeceğiniz bir şey olsa ve bunu benim yüzüme söyleyecek yüreğiniz olsa da cevabınızı alsanız... bel altı vurup beni yıpratacağını mı zannediyorsun?.. liyakat konusuna değindiğim köşe yazısına takılıp kaldığın ve hangi kurumda çalıştığını bu kadar belli etme... seni memur yapan devletime yazık... beni cesur ve akıllı düşmandan mahrum etmesen olmaz mı?.. bak bu liyakat konusu için bütün akrabalarımı sayayım... bir akrabam vali... bir akrabam emniyet müdürü... bir akrabam bakanlık müfettişi... bir akrabam yüksek rütbeli subay... üstelik senin bahsettiğin kurumda bir değil üç akrabam var biri kayseri diğerleri Ankara da... bunların liyakati var deyip senin liyakatsizliğinden mi bahsettim ki bu kadar alınıp istihbari çalışmalara girdin... istersen beni ara isimlerini de vereyim
SENINDE AKRABAN AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜD. VE BAĞLI KURUMLARDA ÇALIŞIYOR MU? HANGİ LİYAKATLA ÇALIŞIYOR. CEVAP VER.
Mahmut bey bu liyakatsizlikler torpiller üstüne gidile gidile tükenecek inşAllah. Bunlardan çıkar sağlamak yerine üzerine giden nadir insanlardan olduğunuz için teşekkürler.
devam edin mahmut bey bakalım neler göreceğiz neler öğreneceğiz.cesaretiniz hayranlık verici. cesur olupta kaybetmekten korkuyorlar insanlar malını mülkünü makamını. keşke kavrayabilsek Allahın rızasından daha önemli hiçbir şey olmadığını. Allah yolunuzu açık etsin.