1960'ta alçakça bir darbe yapıldı, başbakan idam edildi.
Hiçbir vatandaş ne darbeye ne de idama ses çıkartamadı.
1971'de de aynı ihanetin oyuncuları yine sahnedeydiler.
1980'de şartların olgunlaşmasını bekleyenler devredeydi.
Şartların olgunlaşmasının ne demek olduğunu bilirmisiniz?
Binlerce genç vatan evladının ölmesi gerekiyordu darbe için.
Ölsünler ki kan emici vampirler gelmeye bahane bulsunlar.
28 Şubat'a kadar her gün bir generalden gazete manşetleri.
Üst rütbeli bir general diyerek ismi açıklanmayan batasıcalar.
Canları bir şeye sıkılır ve gazete üzerinden tehditvâri laflar.
Milletin parasıyla yaşayıp millete silahını doğrultan varlıklar.
1960'tan bu yana millet içine biriktirdi bütün bu ihanetleri.
Şapkasını alıp giden siyasiler de olmayınca noktayı koydu.
1980'de çocuktum ve balkona çıkmamıza izin verilmemişti.
15 Temmuz'da çocuklarıyla birlikte meydanlara çıktı millet.
55 senelik bir birikimin dışa vurmasını gördük 15.07.2016'da.
Bu olay kolay kolay unutulmayacak ve unutturulmayacak.
15 Temmuz kahramanlarının ismi yaşatılacak her yerde.
Yazılacak, çizilecek ve tekrarının olmaması için çalışılacak.
Fakat bu taraftan hatırlatmamız gereken bazı şeyler de var.
Hayat devam ediyor ve bazı sorunlar da maalesef sürüyor.
Her sorunu ayrı ayrı değerlendirmeyi ne zaman öğreneceğiz?
Şu anda gıda veya tarım sorunundan bahsedemiyorsunuz.
Üniversite öğrencilerinin sorununu hiç takan yok mesela.
Savcılarımızdan her zaman bir adım önde olan birileri var.
Darbe teşebbüsünden dolayı bile insanlarımızı kandırıyorlar.
Yürürken sakız çiğnemesini öğrenemediğimizin işareti bunlar.
Darbe teşebbüsünün ardından yapılanların hepsi doğru mu?
Kurunun içinde yaş da yanacak kabullenmişliği ne olacak?
Yaşın yanmasına nereye kadar sabır ve tahammül edeceğiz?
İster o hal olsun ister bu hal birine zulmetme hakkımız yok.
Şikayet edileni edene tercih edeceğimiz olayları yaşıyoruz.
Paralel yapının parlak günlerini kıskananlara fırsat doğdu.
Onların elde ettiğine sahip olamayanlar intikam peşinde.
Hangisini tercih edersiniz diye sorarsanız tereddüt ederim.
Olağanüstü şartlar içinde adaletsizliklerin olmasına tamam.
Ama ta baştan elbette yaş da yanacak kabullenişi yanlıştır.
Her gözaltına alınanın boy boy fotoğrafı ve isimleri yazılıyor.
Her isim ve fotoğrafa edilen hakaret ve küfürleri okuyoruz.
Bunun neresi insani ve islâmi bunu izah edebilecek var mı?
Her gözaltına alınanın suçlu olmadığını eşşek gibi biliyoruz.
Devletin izin verdiği okullarda öğretmenlik yapan insanlar.
Bunları F-16 dan bomba atanla nasıl aynı kefeye koyarız?
Bundan 3-5 sene sonrası için yeni mazlumlar üretmeyelim.