Ünal TAYFUR

Adaletin Kara Delikleri

Ünal TAYFUR

Bir ülkede huzurun temeli, insanların insanca yaşamasıdır. Sofrasına ekmek koyamayan, çocuğunun eğitimini karşılayamayan, hastalandığında tedavi masrafını düşünmek zorunda kalan bir toplumda huzurdan söz edilemez. Bugün Türkiye’de asgari ücretlinin ve emeklinin aldığı maaş ile milletvekillerinin ve ayrıcalıklı grupların kazançları arasındaki uçurum, işte bu huzursuzluğun en somut göstergesidir.  

2026 itibarıyla net asgari ücret 28 bin lira, en düşük emekli maaşı 17–18 bin lira. Buna karşılık milletvekili maaşı 273 bin lirayı buluyor. Emekli vekiller 177 bin lira, hem vekil hem emekli olanların aylık geliri ise 450 bin liraya kadar çıkıyor. Bu rakamlar, toplumun vicdanında derin yaralar açıyor. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, sofralarda da aranır.  

Üstelik mesele sadece vekil maaşlarıyla sınırlı değil. Bir grup bürokrat üç beş yerden maaş alıyor. Kamu kurumlarında “bankamatik memuru” olarak anılan, çalışmadan maaş alan binlerce insan var. Rivayetlere göre sayıları yüz binlerle ifade ediliyor. Hiçbir üretim yapmadan, hiçbir hizmet sunmadan her ay düzenli maaş almak… Bu ayrıcalık hangi gerekçeyle tanınıyor?  

Bir diğer kara delik ise şirketlerin milyarlarca liralık borçlarının silinmesi. Bir tarafta asgari ücretliye üç kuruş zam yapıldığında övünenler, diğer tarafta devasa borçları bir kalemde silenler. Eğer bu haberler doğruysa, nasıl izah edilecek? Eğer yanlışsa, yetkililerin çıkıp açıkça “iftira” demesi gerekir. Çünkü vatandaşın kafasında soru işareti bırakmak, güveni zedelemekten başka bir işe yaramaz.  

Asgari ücret ve emekli maaşları enflasyon farkıyla artırılıyor, ancak satın alma gücü hızla eriyor. Buna karşılık ayrıcalıklı kesimlere gösterilen ihtimam, bütçe disiplini söylemlerini boşa çıkarıyor. İnsanlar insanca yaşama standardını yakalayamadığında, “hak, hukuk, adalet” sözleri karşılık bulmuyor.  

Çözüm aslında zor değil: Bankamatik memurluğu gibi yanlış uygulamalar sonlandırılsa, birkaç yerden maaş alan bürokratların ayrıcalıkları kaldırılıp tek maaşla sınırlandırılsa, şirketlerin borçları silinmek yerine adil biçimde tahsil edilse, bu kaynaklar asgari ücretliye ve emekliye aktarılabilir. İşte o zaman toplumda huzurdan söz edilebilir.  

---

Yazarın Diğer Yazıları