Ekonomist Uzunoğlu, 'Otopark mafyası Trump görev başında'
Ekonomist Ömer Uzunoğlu, altın ve gümüş piyasası hakkında değerlendirmelerde bulunarak, 'Yıl olarak çok zor bir yıla girdik, özellikle otopark mafyası dediğim Trump görev başında. Dolayısıyla altındaki bozulmanın da dünyadaki ekonomi sisteminin bozulmasının da temel aktörü Trump'tır. Özellikle Grönland'la beraber yaşadığımız son o krizle beraber Avrupa'yla Amerika arasında net bir savaş başladı. Bu belki de ticaret savaşına dönecek' dedi.
Ekonomist Ömer Uzunoğlu, altın ve gümüş piyasası hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ekonomist Uzunoğlu, altındaki bozulmaların ve dünyadaki ekonomik sistemin bozulmasının ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirterek, “Yıl olarak çok zor bir yıla girdik, özellikle otopark mafyası dediğim Trump görev başında. Dolayısıyla altındaki bozulmanın da dünyadaki ekonomi sisteminin bozulmasının da temel aktörü Trump'tır. Özellikle Grönland'la beraber yaşadığımız son o krizle beraber Avrupa'yla Amerika arasında net bir savaş başladı. Bu belki de ticaret savaşına dönecek. Doğal olarak Batı kendini kurtarabilmek için Avrupa, Kanada'nın yanında yer almaya çalıştı, başka bir çaresi yok. Çünkü Amerika silindir gibi ezip geçecek noktaya geldi. Umarım ben bu noktada bu iş daha çok gerilmeden ortak akılla sabit bir noktaya çekilir, aksi halde gerçekten Trump'la beraber dünyanın çekeceği çok çile olduğunun da bilinmesini arzu ediyorum” şeklinde konuştu.
‘2025’TE ÖDEME GÜÇLÜKLERİ YÜZDE 130 ARTTI’
2025 yılında kart kullanımı ve kredi kullanımımının yüzde 48 arttığını, vatandaşların 2025 yılında ödeme güçlüklerinin ise yüzde 130 arttığını ifade eden Ekonomist Uzunoğlu, “İçinde de bulunduğumuz safta altın fiyatları yine bir buçuğun üzerinde artıyla açtı ve altının gramı 7 bin 200 lirayı geçti, küçük altın içinde bulunduğumuzdan 12 bin liranın üzerinde. Gümüşteki prim biraz daha fazla oldu, yüzde 5'e yakın bir prim ortaya koydu. Buradaki temel etken gümüşün fiyatının altına göre çok ucuz olması, tercih nedeni özellikle bu. Bir diğer açıdan da gümüşün kullanım alanı altına göre çok daha fazla, çok daha aktif bir maden. Ben içinde bulunduğumuz açıklanacak olan enflasyon rakamının Türkiye'de yaklaşık yüzde 4'le 5'ler civarında geleceğini tahmin ediyorum. Gıda enflasyonu daha yüksek gelecek, yüzde 7'nin üzerinde gıda enflasyonu bekliyorum. Merkez Bankası her ne kadar faizleri 37'ye çekse de reel anlamda ben bunun hiçbir anlamı olmadığını net olarak ifade etmek istiyorum. Şu anda tüketici kredileri yüzde 75'le yüzde 115 arasında. Yani Merkez Bankası'nın fiyat indirmesinin veya faiz düşürmesinin en büyük yararlı olacağı kesim bankalar kesimi olacak. Bunlar Merkez Bankası'ndan uygun aldıkları parayı piyasada vatandaşa çok daha pahalı verecekler. 2025 yılı itibariyle bankalara olan kredi kartı ve kredi borçlarının ödenme oranında çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Kart kullanımı ve kredi kullanımı 2025 yılında yüzde 48 arttı. Vatandaşların 2025 yılında ödeme güçlükleri yüzde 130 arttı. 220 milyar liralık bir risk oluştu ödenmeyen kredi ve kredi kartı borçları oluştu. Bunun da intikal edeceği nokta maalesef icralar oldu. 1 milyon 800 bin yeni icra dosyası arttı, insan katıldı ve günde neredeyse 30 bin dosya şu anda oluşturuluyor icralarda. 25 milyon insan da maalesef icralık” ifadelerini kullandı.
’TÜRKİYE DOĞRU YÖNETİLİRSE, ÜLKEMİZ ÇOK CİDDİ RAHATLIKLAR YAŞAR’
Ekonomist Ömer Uzunoğlu yaşanan süreçlerin zor bir süreç olduğunu, yapıcı reformlarla bu sürecin aşılabileceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Yaşadığımız süreç çok zor bir süreç, çok zor bir ortam. Umarım ben akılcı, realist politikalarla, yapıcı reformlarla içinde bulunduğumuz handikabı aşarız. Aksi halde bugün ve yarın Türkiye'nin geleceği çok da aydınlık değil. Ancak coğrafi anlamda baktığımızda dünyanın en etkili ülkesi Türkiye olması lazım. Şöyle ki; Asya'da, Avrupa'da topraklarımız var, Balkanlar'da ve Kafkasya'da topraklarımız var. Diğer taraftan baktığımızda Akdeniz, Karadeniz'de topraklarımız var. Dolayısıyla böyle bir coğrafyada dört mevsimi aynı anda yaşarken gerçekten maddi boyutta sıkıntıda olmamız son derece üzücü ve sıkıntılı, bunun bilinmesini özellikle ben arzu ediyorum. Eğer Türkiye doğru yönetilirse, doğru reformlar yeri ve zamanı geldiğinde yapılırsa hem ülkemiz hem de insanımız çok ciddi rahatlıklar yaşayacaktır. Emeklilerle ilgili de aslında Sayın Cumhurbaşkanımız istemiyor ama konuşmak zorundayım. Ben de bir emekliyim, Bağ-Kur emeklisiyim ve ayda 20 bin lira alıyorum. Şöyle düşünüyorum, diyorum ki 1 milyon lira parayı bankaya eğer götürsem yatırsam aylık olarak en az bana vereceği para 40 bin lira civarında. Şimdi düşünüyorum, yani 1 milyon lira, 30 yıl 35 yıl bu vatana, bu sanayiye, bu ülkeye hizmet etmiş insanların ikisinin aldığı aylıkla eşit. Dolayısıyla bu ortaya koyduğum kriteri çok iyi değerlendirmek lazım.”
Bakmadan Geçme