Murhum Aydın Karakimseli'nin Kayseri Gündem'deki İlk Yazısı

Merhum Aydın Karakimseli ağabeyimizin, 19 Şubat 1995 yılında Genel Yayın Yönetmeni olarak Kayseri Gündem Gazetesinin ilk sayısında yazmış olduğu 'İkibine beş kala'' isimli ilk yazısını yayınlıyoruz.

İkibine beş kala

Miladi ikibininci yıla çok az bir zaman kaldı. İnsanlığın 1995 yılı hasılatı nedir: Ademoğlu bugün hangi noktadadır? Kimileri karşınıza çıkıp pembe tablolar çizebilirler. Doğrusu bu tablolara inanmıyorum. Ama karamsar da değilim. Akıp giden zamana, geçmişe ve geleceğe başka bir gözle bakıyorum. 

İnsanlık tarihi bazı bilim adamlarının iddia ettikleri gibi doğrusal bir çizgi mi?Sanmam... Kuvvetle muhtemeldir ki iniş ve çıkışlarla, med ve cezirlerle bir eksenin etrafında dönüyor gibi.

Tarih boyunca hiçbir zaman dilimi mutlak olarak öncesinden iyi olmamıştır. Geçmişte, günümüzden çok daha iyi günler yaşanmıştır. Çok kötü günler de tabii ki… O halde ilericilik ve gericilik gibi zamana atıf yapan maksatlı ideolojik kavramlara aldanıp da geçmiş külliyen kötü idi, gelecek de muhakkak çok iyi olacak sanmayın. Dünya durdukça iyi ve kötü aynı anda var olacaktır.  Biri diğerinden fazlaca önde olsa da, mutlak kötü ve mutlak iyi zamanlar yoktur. Çünkü Allah her şeyi zıddıyla birlikte varetmiştir. Kötü olmazsa iyi de olmaz. Hayatın anlamı ve ağır imtihanı da aynı anda varolan bu zıtlıklardan kendi  irademizle doğru olanı seçebilmemiz değil midir?

Dünya hayatından iyi ve kötülük, güzellik ve çirkinlik, mutluluk ve ızdırap sürekli birbirinin yerine geçecek şekilde devreder durur. O halde dünyaya fazlaca bağlı gözlerle bakmaz isek eğer, ne karamsar ne de iyimser olmamız gerekmez.  Mesele ferdi olarak doğru bir hayat tarzını Seçip dosdoğru bir istikamette hayatımızı yaşamamızdır.

Günümüzde oldukça karanlık bir tablo çizmek oldukça mümkündür. İsterseniz çizelim: Bugün dünyada insanlar açlıktan ölüyor, başa çıkamadığımız ölimcül hastalıklar var (kanser, kalp, aids vs.), dünya çapında büyük savaşlar yok ama
küçük bölgesel savaşlarda çocuklar ölüyor ne kötü, çevre ve ekolojik denge sorunları hat safhada, büyük kentlerde insanlar bir nefeslik havaya, bir yudumluk suya hasret. Belirli güç odaklarına sahip olanlar ellerine geçirdikleri imkanlarla insanlara zulmediyor, onları köleleştirip kullanıyor. İçinde bulunduğumuz bu maddi medeniyet insanı insanlığından uzaklaştırdı, eziyor, sömürüyor. Bu kara tabloyu daha çok uzatabiliriz. Ama bunun yanı sıra oldukça iç açıcı tablolar da çizebiliriz. Evet belki de çağımız insanlığın yaşadığı en kesif bir çağdır. Bunca kesif karanlığa rağmen güzellikler ve iyilikler az da olsa yasıyor. Bütünüyle yok olmuyor. Bu; çağın medeniyetinin temsilcileri 21. yüzyılı şimdiden kutluyorlar. Sanki bugünkü bir çok yanlışın düzeleceği kötülüklerin yok olacağı bir çağ olarak.

Ama bu bir aldatmaca olmasın? Doğrusu ben de 2000'li yılların daha insani ve güzel olacağını kuvvetle umuyorum, ama bu kutsayıcılar anlamında değil... 
İnsanlığın bu zulüm çağının değerlerini kaldırıp sırtından atacağını ve yeniden yaratıcı kudretin pınarına, hayat pınarına rucû edeceğini sanıyorum.

Ama bu durumlar bizleri aldatıp günümüze karşı kayıtsız, bir meçhulü bekler hale getirmesin. En kısa zamanda hemen günümüz meselelerine  yönelmeyi ve ağır sorunların altına yiğitçe girip göğüslemeliyiz. Ancak o zamandır ki gelecek, bizler için daha güzel olabilir. Aksi halde gelecek, bu günümüzü de aratacak karanlıklara da gebedir, aydınlıklara da…

19 Şubat 1995/ Kayseri Gündem Sayı:1

Haber Merkezi

Bakmadan Geçme