Ravaber Türkiye pazarının %35'ine hakim
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren, sektörde her geçen gün hızla büyüyerek taş yünü üreticiliğinde aranan marka olan RAVABER bugünki üretim ağıyla Türkiye pazarında %35'lik bir paya sahip. Firma yöneticileri kısa zamanda çok iş yapmanın haklı gururunu yaşıyor.
Yalıtım sektöründe her geçen gün basamakları hızla tırmanan Ravaber taş yünü üretim tesisleri iç pazarda şu an Türkiye’de iki büyük üreticiden biri haline geldi.
Ravaber nasıl doğdu?
Yıllık üretimi 20 bin ton olarak Beşler Tekstil Sanayi A.Ş tarafından 2007 yılında kurulan taş yünü üretim tesisi İzoberrock kısa sürede inşaat sektöründe marka haline geldi. 2013 yılı üretim kapasitesi 60.000 ton olan firmanın yurtiçi satış ve dağıtımını Belçika menşeili Ravago Holding iştiraki Mardav Yalıtım A.Ş yürütmekteydi. Uzun süredir güvene dayalı devam eden ortak çalışma sonrası Ravago ile Beşler arasında atılan imzalar Ravaber Yapı Ürünleri San Tic. A.Ş ‘yi oluşturdu.
Bugün Türkiye pazarında geniş bir yere sahip olan Ravaber’de yetkililer; taş yünü üretimi için gerekli makina parkuru projelendirilmesi ve imalatı konularında yeterli know how’a sahip bir firma olan Beşler ile Ravago’nun uluslararası pazarlarda da yapı malzemeleri konusunda geniş pazarlama tecrübesini birleştirerek; uluslararası bir firma haline getirebilmek için kolları sıvadı.
Ortaklık teklifi onlardan geldi
Ravago firmasıyla ortaklık sürecinin nasıl geliştiğine değinen Genel Müdür Hasyüncü şunları söyledi:
“Ravaber’in yüzde 50’si Beşler Tekstil’in, yüzde 50’si ise Ravago’nun. Ravago, sektörde 46 ülkede 370’den fazla fabrikası olan ve yıllık cirosu 8 milyar Euro olan dev bir firma. 2013 yılından bu yana ortaklığımız devam ediyor. Ortaklığın amacı Beşler Tekstil’in aslında taş yününde finansal bir ortağa ihtiyacı yoktu. Ravago firması bize ‘Siz bu sektörde iyi işler yaptınız. Adınızı duyurdunuz. Sadece taş yünü üretiminde değil, makinalarda da bilgi birikimi sahibisiniz. Bizim Uluslararası Pazar bilgimizi sizin üretim bilginizi birleştirmek istiyoruz’ dediler. Bizde Ravaber’i uluslararası bir firma kimliğine büründürmek için gelen ortaklık teklifini değerlendirdik. Dolayısıyla ortaklığımızın en büyük beklentisi bu şekildeydi. Hatta sadece Ravago firması değil sektörde söz sahibi birkaç büyük firmadan daha teklif gelmişti. Ama dediğim gibi uluslararası pazara açılma düşüncesiyle Ravago’yu tercih ettik. Bugünki görüntüsüyle Ravaber artık uluslararası pazara açılacak duruma geldi”
Genel Müdür Harun Hasyüncü başarıya giden yolun ürün kalitesini artırmaktan ve çok çalışmaktan geçtiğini belirterek ekledi: “Ne kadar risk=o kadar kazanç”
Harun Hasyüncü, rekabetin yoğun olduğu bir sektörde yer aldıklarını dile getirerek ; “Biz başladığımızda 3 firma vardı. Şu an 8 firma var. Pastadaki payımızı koruma, hatta büyütme çabası içerisindeyiz. Büyüyen bir yapımız var. Hedefimiz 2016 yılında sektörde zirveye yerleşmek. Yeni yatırımla birlikte de Türkiye’nin en büyük üretim tesisine sahip, Pazarda da en büyük paya sahip bir firma olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Pazar payı olarak şuan pastada %35’lik bir paya sahibiz. İlk etapta bu yüzdeyi korumak sonrasında ise yüzdeyi artırmak niyetindeyiz” diye konuştu.
Seramik yün üretimi ilk olacak
Genel Müdür Hasyüncü ayrıca mart ayında Türkiye’de ilk kez seramik yünün üretimine başlayacaklarını belirterek; “Yenilikçi işlere imza atma yolunda da ilerliyoruz. Bunlardan bir tanesi seramik yün üretimi olacak. Türkiye’de ilk kez bir yapmış olacağız. İnşallah Avrupa’da Fransa’nın ardından bu işi yapan ikinci ülke olacağız” dedi.
Yalıtım arka planda kalmış
“Türkiye’de bugüne kadar yalıtım çok ön plana çıkarılmamış” diyen Hasyüncü nedenlerini ise şu şekilde sıraladı:
“Birincisi Türkiye’nin kişi başına düşen milli geliri. Yani insanlar başların sokacak bir yer bulamazken evleri yokken, “”Yalıtım yaptır kışın üşüme, yazın yanma” deme şansımız yok. Tamamen ülkenin gelir durumuyla alakalı. Araştırma yaptırmıştık bir ara. İnsanlar ısı yalıtımı, milli gelir 3 bin dolar üzerine çıktığı konuşulmaya başlanıyor. Daha sonrasında su yalıtımı ise 5 bin dolar milli gelire sahip olunca kişi başına o zaman konuşuluyor. 7-8-10 bin dolar olunca yangın yalıtımı konuşuluyor. 10 bin doların üzerine çıkınca da akustik, ses yalıtımı konuşuluyor. İkinci bir husus da Türkiye pazarı maalesef biraz tekelci bir yapı olmuş ve çok pahalı satılmış. Biz bu işe başladığımızda “Çok doğru bir karar vermişsiniz. Biz kullanmak istiyoruz ama normal yalıtım malzemesine göre 3-4 kat daha pahalı. Bunu veremediğimiz için de kullanamıyoruz ” diyenler oldu. Bugün ki gelinen nokta da Petrol türevi malzemeler ile mineral yün malzemeler arasındaki fiyat farkı çok daraldı. Onun için daha fazla tercih edilmeye başlandı. Türkiye’de sadece minera l yün değil yalıtım pazarı büyüdü. Çünkü küçük bir pazar. Küçüğü büyütmek kolay. Yani 1’i 2, 2’yi 4, 4’ü 8 yapmak kolay. Ondan sonra 8, 16-32 olmuyor.“
Enerji açığını kapatmanın yolu yalıtım
Enerji açığını kapatmanın yolunun yalıtımdan geçtiğini dile getiren Hasyüncü ; “Türkiye’de yalıtım çok önemli. Biz hep enerjiyi nasıl üretiriz, nasıl kendi imkanlarımızla yaparız diye bakıyoruz. Türkiye kullanmış olduğu enerjinin %73’ünü ithal ediyor. Yaklaşık %25’ini kendimiz üretebiliyoruz. Yani ancak 4’te 1’ini. Bu toplam kullanılan enerjinin de 3’te 1’i bina ısıtma ve soğutmalarında kullanılıyor. Diğer taraftan bakıldığında Türkiye’de %85 binada yalıtım yok. Yalıtımlı bina ile yalıtımsız bina arasında da % 50 enerji farkı var. İkisi de aynı sıcaklığa ulaşıyor ama biri birine göre yarı enerji tüketerek ulaşıyor. Buna rağmen %85 binada maalesef yalıtım yok. O da Türkiye’nin gereksiz yere enerjiyi verimli kullanmadığından dolayı her yıl 8-10 milyar dolarlık dış ticaret açığına artı bir etki yapmış oluyor. O yüzden en ucuz enerji aslında tasarruf edilen enerjidir. Enerji verimliliğinin en önemli etkenlerinin başında ise yalıtım geliyor” dedi.
Haber-Fotoğraf: Ramazan KARAKUŞ
Bakmadan Geçme