İsmail ARSLAN

1500'lü rakamlar

İsmail ARSLAN

Geldiğimiz noktada 1500lü vaka sayısı filyasyon mevzusunda gevşeme alametidir. Vaka takibi sıkı olsa, her tespitin temas çevresi ciddi takibe alınsa, erken gevşemenin olumsuzlukları hafifletilebilirdi, salgın kontrol altında tutulabilir. 
Bugün vaka sorgulama ve takip ile bulaş mevzusu yeniden planlanmalı ve kaçak engellenmelidir, bu konuda gerekiyorsa kolluktan da destek alınmalıdır.
Tekrar yasakları genişletmeye kanımca lüzum yok, tedbir ve kontrol artırılmalı
--
Kendi işini kuran engellilere hibe desteği projesinden faydalanabilir miyim diye küçük bir araştırma yaptım. Kosgep girişimci belgesi ile başlıyor prosedür. Bre uygulayıcı! Bendeniz homeoffice çalışan bir avukatım ve sadece vergi hukuku alanında çalışıyorum. Eşim tüm sekretarya ve ulaşım işlerimi organize ediyor. Vergi alanında danışmanlığını yaptığım şirketlere gidip gelmemde o olmasa halim harap. Türkiye genelinden engelli derttaşlarımın  uğradıkları haksız vergilendirmelere mani olmak için UYAP üzerinden davalarımızı yürütebiliyorum. Eşimin yanımda bordroya tabi çalışması mevzuatınızca desteklerden yararlanabilmesine mani. %81 engelli olmama ve araç kullanmamın mümkün olmamasına rağmen, vergi bağışıklığından yararlanarak bir araç dahi alamıyorum saçma mevzuatınız yüzünden. Sizin kafası çalışanların desteğine ihtiyacınız var, kafanız gerçek durumu kavramaya basmıyor, ne desteği vereceksiniz siz bana. Gölge etmeyin başka ihsana lüzum yoktur.

--
O bir muhakeme üstadı olsa, bir analitik canavarı ya da, dağarcığında veri olmaz ise olmaz olasıca aptallık ürünü heyulasını kalın bağırsak tünel ağzından maddi gerçek diye püskürtür tüm hakkaniyet özlemlilerinin tepesine...
Önce veri olacak.
O veri ayıklanacak, saflaştırılacak, anlaşılabilirleştirilecek...
Sonra muhakeme.
"Ne oluyor bu dindarlara?" "Bu mu din?" "Bu ölümler, öldürmeler, kafa kol kesmeler" sorularının cevabı burada.
1400 yıl önce kaşık vardı da, kaşığı kullanmayan "tu kaka" ilan eden bir peygamber mi vardı?
Beton vardı da "şeytan icadı" muamelesi mi gördü?
Bilişim, teknoloji vardı da felsefesi mi yoktu?
İletişim aygıtları vardı da sırtını dönüp, güvercinler mi tercih etti ya da?
Daha önemlisi, 80 milyonun birlikte yaşadığı bir ülke mi vardı?
1400 yıl önceye ait bir coğrafi bölgenin yaşam alışkanlıklarını, o coğrafi bölgenin örfünü, giysisini, kap kacağını, helasını 1400 yıl sonra  "din budur" diye yazar çizer sunumlarsan, at izi it izine karışır!
1400 yıl önceden 1400 yıl önce de mevzu iman idi. İman da insan doğanların, insan kalmalarına ve onları kimin yarattığını unutmamalarına yönelik bir telkinden ibaretti.
Dünyanın en saçma görüşü, görüşsüz, nato kafa, teslimiyetçi bir dünyadan daha değerlidir.
Saygılar...
 
 
 

Yazarın Diğer Yazıları