İsmail ARSLAN

Gecikmiş 23 Nisan mesajımdır

İsmail ARSLAN

Üikemde mısır şurubu kullanımı yasaklanmadan, vesayet yok bu ülkede diyen yalan söylüyordur.
Bağışıklığı düşürmede başka bir şeye lüzum yok, sadece Mısır şurubunu kullanmak yeterli. Astım, alerji, diyabet, viral rahatsızlıklar başta olmak üzere bir çok arızanın sebebi bu ülkede abuk subuk, gelişmiş ülkelerin terk ettikleri sahte gıdaların kullanımına izin verilmesidir.
--
Devletimle gurur duyuyorum bu virüs illeti ile mücadelesinden dolayı. Yaşlılar, kronik hastalar, fırsat bu fırsat ölsünler diyen dünyanın aksine, ne büyük bir medeniyet emsalliği sergiliyor. 
Allah devletimize milletimize zeval vermesin amin
--
Abd lakaplı şarlatanlara bir uçak dolusu tıbbi malzeme gönderiyoruz, karşılığında içlerinde korudukları haini iade edecekleri yerde, sınırımızdaki hainlere yardım gönderiyorlar.
E ama uluslararası ilişkilerimiz, stratejik ortaklığımız zarar görür diye diye bir asır yaşlanan cumhuriyetimiz, aynı kafa ile bir asır daha sürmeyebilir. Kendini ya Amerika, ya da İngiliz mandasına mecbur görenlerin dünyaları şatafatlı olsa da ahiretleri haraptır.
--
Müslümanların en ciddi sorunu sahih bir itikada sahip olmamalarıdır. Ya şirkten arınmamış bir tasavvuf ya da ihsan barındırmayan bir tevhid inancına kendilerini mecbur gördükleri sürece de burunları zilletten kalkamayacaktır. İhsanı dışlayan (daimi olarak Allah'ın görüp durucu olduğu şuurundan, yakin ve murakabeden uzak) bir tevhidi anlayış da, rehberi, şeyhi tanrılaştıran ve Allah'tan değil, onlardan uman tasavvufi anlayış da batıldır. Hazreti Peygamber Cibril hadisi olarak bilinen hadiste iman islam ve ihsanı anlatmış ve dinin iman islam ve ihsan olduğunu ifade etmiştir.
Yani bir sapkınlıktan kurtulmak için başka bir sapkınlığın tavsiyesi meşru değildir.  Müslüman dinini doğru öğrenip samimiyetle yaşamak ile ancak huzur bulabilecektir.
--
Denetime açık olmayan, şeffaf olmayan her müessese er geç niyeti bozacaktır. Esasen her STK, vakıf, dernek, sendika, oda, parti, cemaat, klik ve sair örgütlenmenin en azından maddi varlıkları bağımsız denetime tabi tutulmalı ve denetime yanaşmayan her oluşumun kapısına kilit vurularak faaliyetlerine son verilmeli, tüm varlıkları müsadere edilmelidir. Devlette de denetim mekanizması hakiki anlamda işletilmeli ve her türlü iltimas, menfaatlenme, haksızlığın engellenebileceği bir yapılanma geliştirilmelidir. Yapılamıyorsa devlet de kapısına acilinden kilit vursa, yeridir
--
Ayasofya camiye çevrilerek cuma namazı için hazırlanın, Fatih Sultan Mehmed demiş ki: İçinizde ikindi namazını hiç terk etmemiş biri varsa, o imam olsun. Kimse çıkmayınca, kendisi imam olmuş. Zira o hiç terk etmemişmiş.
Menkıbe böyle de, işin aslı ne ola acaba?
Çok değil, kulak dolgunluğu kadar ilmihal bilgisi olan herkes bilir ki: İkindi namazının sünneti gayr ı müekkeddir (nadirattan da olsa bazen kılmamak sünnettir) ve onu hiç terk etmemiş biri varsa, esasen sünnete muhalefet etmiştir.
Yüceltelim derken yerin dibine sokmaya misal böyle olsa gerek.
--
Bu coğrafyada yaşayan insanların en büyük problemi, kafaları ile kalplerinin aynı ölçütlere sahip olmamasıdır.
Bir olayı değerlendirmede mihenk olarak kişinin kalbi Şark, kafası Batı tipi algıyı muhakeme levazımı edindiğinde, ortaya çıkan sonuç, ağız tadını illa ki bozacaktır.
--
Sen yıllarda yazarsın da
Anlarda okurlar seni...
Anlar da okurlar belki diye ümit etsen de, herkes algısınca alır son son.

Yazarın Diğer Yazıları