Hazreti Muhammed aleyhisselam, aynı hazreti Musa ve İsalar gibi, Allah'ın evrensel mesajını, içinde doğup büyüdüğü, evlenip yuva kurduğu, örfüne göre hayat sürdüğü kültür içinde ve ama tüm insanlığa talim etmiştir. Aleyhisselam'ın yaşadıği kültür ile Allah'ın evrensel mesajını karıştırmadan, hazreti Adem Aleyhisselam'dan Ona kadar gelen tüm Peygamberlerin ortak talimi olan dini, yani İslamı duru bir şekilde ortaya koyma istidadı, esasen tüm müslümanların beka meselesi olmalıdır. Aksi durumda ortada din kalmaz, bir kültürün dini kullanarak palazlanması hikayesi baki kalır payımıza. Nitekim Aleyhisselam'ın can parçası torununu ve ailesini, Kerbela'da katlederek o kültür, davasının Peygamber'in davası olmadığını tüm kainata deklere etmişken, Akletmez misiniz diyenin kulları, örfle dini ayrıştıracak kadar da olsa bir zeka pırıltısı gösterebilmelidir. Mailis Nalars
--
Tabii ki dini koruyacak olan Allah'tır, lakin yaşayacak olan ise muhatap olunandır. Neyi yaşadığını idrak etmeli muhatap.
--
Gayrındaki yaşamlara sarkmayan her yaşam sahibi, yaşamının efendisi ve zayıflığını başkaya yamayan, başkada derman arayan her yaşam ise onun bunun kölesidir. Mailis Nalars
--
Neden Olmuyor?
Müslümanların evlerinde olan mobilya Firavunların bile evlerinde yoktu. Bu değil diyeceğim. Diyeceğim o ki: Kitaptaki iman, imkan devşirmek değil, Allah'ın müslümanlara ağız tadı ikramından ibaret olmasına rağmen, tadı tuzu yerinde, yaşamından razı müslüman neredeyse yok denecek kadar az. Kendinden, hayatından razı olmayan birinden Allah razı olacak mı sanıldı? Sözde kalan her söylem, özü kuruttu. İslamı kurtarma yemyeşil, sulak arazi ve fakat İslam ile kurtulma tarafı sürekli nadasta.... Göz ayrı, dil ayrı, kalp ayrı, kafa ayrı iman ederse olacağı işte bu
--
İnsanın sonrası
Bir balık pusulasız doğduğu yere gidiyor. Bir kunduz kusursuz bir mühendislik ile ev ve barikatlar inşa ediyor. Yarasalarda radarlar, elektrikli balıklar, Monark kelebeklerinin yolculuğu, penguenler v.s. v.s. müthiş donanımlar, teknoloji ile erişmemiz şu an için söz konusu olmayan nice gelişmiş savunma ve yön bulma mekanizmaları... Dudak uçurtan nice donanım, lakin yerinde saymaya mahkumluk; ya da sınırları dahilinde gelişmeye. Zira akletme melekesi problemli... İnsan bitki, böcek ve hayvanların çoğuna göre aslında bomboş doğuyor. Sonradan öğrenmesi gereken bir sürü bilgi ve düşe kalka tecrübeler, erişebildiğince teknoloji. Aslında insanın tabiat şartlarında anne rahminde iki yıl geçirmesi gerektiğini biliyor muydunuz? Sanırım bilmiyorsunuz. bilmenizin bir faydası var mı? Belki soru bu: Faydası ne? Çözüm de bu soruda. İnsan meraklı bir canlı. Duyguları gelişmiş, karmaşık bir varlık. Bilgi, tecrübe, olgu benzeri önceki nesillere ait çoğu kazanımın yeni doğumlarda hafıza depolarında bulunmaması; ya da baskılanmış olması aslında onun yaşamı sorgulayabilir biçimdeki varlığında izah bulabilir. İnsan yol almaya meyilli bir canlı. Oluşturduğu bir doğa hali karşıtı kültür değer var. Bu değer doğaya parelel, doğanın da varlık bulduğu imkanları kullanarak yeni bir varlık sahası oluşturmaya yardımcı olmuş insanda. İnsan bunu işlemiş dnasına. Keşfi... Umudu... İrade ve akletmeyi... Kültür alanı olmasaydı sanırım şu an insan çoktan uzaydaydı. Dünya ona yetmemiş, kainata dağılmıştı. bunu başarabilecek tek tür insan, zamandaşı canlılara göre. İnsan ise hırs ve hasedi, yani nifakı tercih etti ve kavgalar, savaşlar paylaşma oranı bazlı sekteye uğrattı doğal gelişimini. Akletti; ama yanlış akletti. Belki böylesi de gerekliydi. Bu farklı bir tartışma. Bunu geçerek: Yirmi otuz yıl sonra düşünüyorum da geçen binlerce yılı telafi edebilecek atılımlar yine insanın eseri olacak. Ölen öldüğü ile kalacak ve geçmişteki en ünlü en etkin en derin şahsiyetlere popo ile gülünecek. O hırslar o hasetler, ölümler, mücadeleler... Acı acı gülümsenilecek hepsine. Çünkü insan ortak geçmişinde bulduğu, bildiği her şeyi beynine yükleyebileceği bir mekanizma ha icat etti, ha edecek durumda. Çhipler geliyor. Element kökenli hafıza depoları. Haricen yerleştirilecek ve mühendislik, tıp, sanat, bilumum bilim v.s. ne varsa her şey bir anda sizde olacak. Herkese hepsini yaparlar mı bilemiyorum; ama herkese hitap edecek tarzda bir şeyler muhakkak olacak. Mp3lerini kulaklıkla dinlemeyeceksin mesela. Beyninde çalacak. Hukuk okuyorsun ya, binlerce sayfa kanun... Bir sürü zaman. Gerek yok. Bir tık ile ne var ne yok sende olacak gibi... Her yeni nesilde yeniden bulunmaya bilinmeye mahkum ne varsa hepsi ilk anda alınmış ve bütün toplam değer sonrakine olduğu gibi nakledilmiş olacak hale gelecek. Bu durum, bildiğimiz hayal edebildiğimiz ne varsa hepsini topyekün kıymetsiz kılacak. Nifak nedenli kavgalar, ölümler, yokluk, kıtlık paylaşım sorunları, mülkiyet ve ceza mantaliteleri her şey değişecek ve doğa şartlarının elverdiği gerçekliklere kavuşulacak. Suni uydurma kanser olmuş yaşam normlarımız topyekün atta... İşte bu, bunun ilk bilgisidir. İnsanlığa hayırlı olsun.