İsmail ARSLAN

Karafatmacılar

İsmail ARSLAN

Çarşaf giymiş kadına, onu aşağılamak amacı ile, hamamböceğine taktıkları karafatma nitelemesi ile hakaret eden alevi kadın, esasen en çok da en incitmekten çekineceği insanı farkına varmadan aşağılıyor: Fatma kim? Peygamberin kızı ve Ali'nin eşi. Bir böceğe, onun adını takarak ananların ahmaklığına işte böylesi cehaletle alet olmak da ancak Şark kurnazlarının düşeceği bir şapşallık olurdu.
--
Biz avukatların kadim handikaplarından biri de şudur: Kişi, davasını, oradan buradan araştırarak, öğrendiği, yarım yamalak bilgilerle kendisi açmıştır ve haliyle, davasının kabul edilmeme ihtimali iyice belirginleştiğinde, son bir hamle olarak bir avukata danışmayı akleder, lakin bunu da para vermemek için, hafta içi, hafta sonu fark etmez, telefonla yapar. İyi hoş yapar da, aslı, esası, ahvali nedir bilmediği mevzuda, avukat da haliyle bilgi verebilecek konumda olmadığından, bilgi belgelerle bürosuna davet eder müvekkil adayını. Kişinin derdi, buradan da alacağı bilgi ile, yoluna bildiğince devam etmek olduğu için, zorlar avukatı, bilgi vermesi için. Lakin avukat açısından bu bilgiyi vermenin etik olmaması ve avukatın rızkına vesile işin de, ücretsiz verilmesinin talep edildiği o bilginin işlenmesi olduğu düşünülmediği için, olumsuz cevap, yahu bunların da dinleri imanları para olmuş çıkarımı ile, bir başka avukatın telini çevirme ile devam etmesi oluyordur.
--
Eğer seçimlerde zaafiyet göstererek, İngiliz Kraliçesinden ünvan almışgillere ülkeyi teslim edecek olurlarsa, çok fena anılacak o başarısızlık sonrası, bu ihaleciler diyeyim, başka da söylemeyeyim. Başkaları adına konuşamam, ama İngilizin İstanbul'dan çekilme şartı olarak dayattığı idari sistemden kurtulabilme iradesine sahip oldukları zannı ile, toy odaklı başkanlık sistemine geçiş için kerhen de olsa abudiklerini göre bile desteklediklerim en azından bendenizin beddualarında boğulacaklardır bu olursa.
--
3.000 yıl bekledikleri, arzuladıkları o topraklarda, yahudilerin nasıl devlet olduğunu biliyor musunuz? Hani 2.Abdulhamid Han'dan toprak istemişlerdi, Osmanlı'nın bütün borçlarını kapatma ve yüklü bir miktar nakit karşılığı da Sultan Abdulhamid Han, onurunu satmamıştı Osmanlı'nın! 930'larda bunlar, o topraklarda devasa kumarhaneler kurdular! O kumarhanelere, sarı saçlı, mavi gözlü, alımlı genç kızları Almanya, Polonya, Rusya'dan getirdiler ve memalik sahibi arab efendilerin ilgisine sunumladılar kızları. Dev çiftlikler, her türlü konfor ziyade ve efendiler kızlarla ilgilenirken, onlar, bunların ellerinde ne varsa 'üttüler' Efendiler 'ütüldükçe' daha fazla kapıldılar kumara, daha bir yanaştılar kızlara ve akrabalarının eş dostlarının da adına -torunlarının hayatını çalma pahasına- döndürdüler ruleti. Ütüldükçe ütüldüler! Onlar varlıklarını kumar masasında kaybederken, eş zamanlı olarak mafyavari çeteler kurdu yahudiler. Baskınlar, gasb, yakma yıkma, öldürme... Vahşi batıyı taşıdılar o topraklara... 40'lı yıllara geldiklerinde. Şu anki devletlerinin -Arab İsrail savaşı öncesindeki sınırlarla- % 40'a yakın toprağını bilfiil tapulu olarak zimmetlerine almış haldelerdi! Gerisi de geldi malum! Bazı arkadaşlarım bu tarz ifşaatların birliğimizi zedelediği gerekçesi ile yapılmaması gerektiğini söyleseler de, yarınlar için geçmişteki ahmaklıklar önemli derslerdir kanaati ile bendeniz paylaşmaktan yanayım. Şu ana dair ne dersin derseniz: Müslümanlar abdestli kapitalistlerin maskarası olmuşlardır. Ya ahlak noktasında zirve olacağız; ya da çukurları dolduracağız derim.
--
 
Bir memlekette hakim, savcı ve hak müdafii asla geçim sıkıntısı çekmedikçe, akçe derdi sebebiyle etki altına alınma ihtimalleri bile ortadan kalkmadıkça, adalete itimat, ancak ahmak aldatmacasıdır. Mailis Nalars

 

Yazarın Diğer Yazıları