Allah Resulü’nün beşer olarak yaptıkları ile peygamber olarak yaptıklarını birbirinden tefrik etmek gerekir. Ona benzemekle (teşebbüh) onu örnek almayı (teessi) birbirinden ayırmak gerekir.
Zira hiçbir peygamber kendi kavminin kültürünü evrensel bir din kuralına dönüştürmemiştir.
Bir dine girebilecek en büyük bidat, peygamberin gönderildiği kavmin örfünü, âdetini, geleneğini, kültürünü din hâline getirmektir.
Binaenaleyh sünneti doğru anlamak için âdet ile ibadeti, yerel olan ile evrensel olanı, dinî olanla kültürel olanı birbirinden ayırmak gerekir." Prof.Dr. Mehmet Görmez
--
Suçu ceza ile önlemeye çalışmak çoğu zaman suça ortak olma ezikliğinin bir tezahürüdür.
Örnek:
Evli 3-4 çocuk babası bir işçiye 2000-3000 lira ücret ile bir ay geçin dediğinde, o, bu imkansızlığın pençesinde ve bir de metanetten ve iz'andan uzak bir anında eşinin "komşunun şusu var, busu var, bize de al, almıyorsan şu ol bu ol" demesine" (bu asla bir mazeret olmamasına rağmen) aklını kaçırıp şiddet ile karşılık verdiğinde "vay seni cani seni, al sana ceza" diyen devletin, bu adamın, ailenin yaşam koşullarını iyileştirmede kendini sorumsuz görmesi bu şiddete ortak olmaktır ve şiddet uygulamaktan daha ağır ayrı bir suç da bu suçun içinde saklıdır.
--
Allah, hakkımızda şu sözü söyletmeden canımızı alsın. Amin
Uzaktan iyi biri, ama yakından ise iyilikle ilgisi yok.
--
Düne kadar bu topraklarda at koşturan, asan kesen, yiyen, yolan, konanların hayallerine bile gelmeyen güç kayıplarının tek nedeni, dışlarında olan dünyanın varlığını kıymete almamaları idi. Onların bugün başlarına gelenin yarın onların başına bunu getirenlerin başlarına gelmemesi için tarihin tekerrür etmemesi icap ediyor ki, sebep işlendiğinde akıbet de değişmeyecektir.
--
Rüyalar bir zihin, bilinç işçiliğidir. İyi bir analizci rüyasını anlatan kişinin özlem ve beklentilerine, korku ve zaaflarına dair fikir sahibi olur. Bu nedenle rüyalar herkesle paylaşmamalıdır.
İş, bir arşivleme ve düzene sokma işlemi.
--
Yüzlerce gerekçe de bulsalar, adına ama bu af değil, düzenleme de deseler, af denilen şey, ülkede adalet mekanizmasının işlemediğinin ve hatta iflasının göstergesidir.
Uygulamayacağın kuralı koyarsan, yarın diye bir şey telaffuz edemessin adalette.
Özellikle gasp, hırsızlık, adam yaralama, öldürme gibi kişiye yönelik suçları devletin affetmeye hakkı yoktur ve olamaz da, dahası devletin var oluş gayesi özellikle sınırları içinde yaşayanlara karşı yapılan zarar verici eylemlere mani olmak, yapanlara müeyyide uygulamaktır.
Devletin tüzel kişiliğine karşı işlenen suçlarda da ancak vatandaşların ortak rızası olur ise af gündeme gelebilir.
Kısaca af adaletin yok sayılmasına hizmet eden bir olgudur.
Hukuku, adalet gözetmez yasalar ile felç eden devletlerde, adalet şovalyelerine saraylar bahşedilip cübbeler giydirilir ve onlar şöhret, servet ve riyaset büyüsü ile efsunlanır. Bu yazılmamış tarihlerden beri böylece devam etmektedir.
--
Belediyelerin bir kuruş bile STK'na yardım çıkarması kanun ile yasaklanmalıdır. Hiç bir başkanın, kendi ideolojisi yönünce farklı kliğe, şehrin parasını mama etme hakkı olamaz. Sağ diyorsun, bu var, sol diyorsun, var. Yazıktır, ayıptır.