Urfa Vergi Mahkemesi'nden de yine üç engelliyi ve ailelerini sevindiren, 7 ayrı hukuka aykırı vergi tarhiyatının iptal kararları geldi. Elhamdülillah, bir bedensel engelli hak müdafii olarak, şahsımı haksızlıklara mani olmaya vesile kıldığı için Allah'a sonsuz şükürler olsun. Mevzu hep aynı mevzu. Sürekli kayıtlı oranı uygun rapor ile alınan araç sonrası, e ama sen sonradan bir rapor daha almışsın, oran düşmüş, öde şu almadığım ÖTV ve ÖTV'nin KDV'ni. Bu konuda açtığımız tüm davaları kazanmamıza rağmen hala bu tarhiyatları yapmaya devam ediyorlar. Dava açan iptal ettirse de açmayan nasıl olsa ya kendisi ya da mirasçısı paşa paşa ödeyecek kafası ile.
'Ötekiler'imiz var; bizim de onlarca 'ötekiler' olarak vasıflandığımız... Algı ve anlayışlarımıza uygun zeminlerdeyiz ki, bu karakteristik bir tavır.
Farklı olanı, kabullendiği daireden -uymadığınca- dışa 'itelemek'... 'İteleme' sonucu, itelenen, haliyle 'iteleyenin' yanında olamıyor.
Ötekini itelememek!
Bu bir feraset, arifanelik ve olgunluk işi...
İnsanın dibinin değil, tepesinin vasfı...
Birinde bu tahammülü görmediğinizde kendinize eziyet etmenize gerek yok. Beri durun ve dayayın bacağınızı bizzat siz varlığınızı ondan iteleyin.
Kendi gibi düşünmeyen ve yaşamayanları, yaşam sahası dışına iteleyenlerin azgınlığı yeryüzünde kan akıtıyor. Tüm kan bundan akıyor diyemem; ama en çok bundandır.
Farklı farklıyız. Müştereklerimiz de var. Müştereklerde genişlikler varken, diğerinin alanına zıplamak hangi kelime ile ifade edilmeli karar veremedim; ama yakışmıyor.
Hırs oluşuyor, haset körükleniyor ve nifak başlıyor...
İtelendikçe kinlenmek, ötelendikçe nefret duymak, iğrenmek, ötekileştikçe yabancı düşmek hep bundan...
İtelenen, kakılan, eziyet gören insanlar başkalarının onların varlıklarını hoş görmemelerinin onlarda oluşturduğu baskıya yönelik çaresizlik ve tepkiyi, o baskının kaynağına kin tutarak ve fırsat bulduğunda öç alarak gösterirler.
Bazen bu kendilerine yönelik şiddete ve bazen de kişi bazlı ve daha çok topluluk halinde yok edişlere kadar işi götürür.
Kızıl ile yeşil, fahişe ile rahibe, dinsiz ile dindar, fakir ile zengin, çirkin ile güzel v.s v.s…
Biri birine öteki ve yabancı ya, dünya döndükçe anarşi bitmez.
Üç vakitlik ömür bin eziyet.
Esasen Cami müdavimi ile meyhaneci aynı hayatın tüketicisidir.
Birbirini tüketmek ile geçen ömür ziyandır.
Jorge Luis Borges, seksen beş yaşında bir şeyler karalamış. Şimdi ne yapılabilir ise yapılmalı... Yaşam an an kısalıyor hepimize. Yarınlara ertelediğimiz nice şeyler adına:
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
İkincisinde daha çok hata yapardım
Yeniden başlayabilseydim
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım
Ve sonbahar bitene kadar
Yürürdüm çıplak ayaklarla
Bilinmeyen yollar keşfeder,
Güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte seksen beşindeyim
Ve biliyorum ölüyorum..
Beyni besleyen damarlar başta olmak üzere, damarlarında darlık problemi olanlar için doktor tedavisi harici hayati önemi haiz tavsiye şudur:
Su tüketimi çok önemli. Oksijenli ve alkali olması daha da önemli.
Araştıran, sorgulayan, kayıtsız şartsız itaati sadece Allah'a ve Rasulune olan fertler, cemaat cemiyet yapılanmalarında hiç rağbet görüyorlar mıdır?
Maturidi akaidinde tahkik asıl iken, neden kör itaat talim edilir zamanımız medreselerinde?
Dert ne ola acep diye sormaya lüzum var mıdır?
Ayet ve hadisi fikrine delil kılmak için kullananların emel kağnılarına öküz olarak koşulacakların, akletmeye, muhakemeye ne ihtiyaçları olabilir ki...
Zaten binlerce parçaya bölünmüş bu milleti derleyip toparlama adına bir beklenti ile vazifeli makamlara seçilenlerden asla daha fazla ayrıştırıcı bir üslup kabul edilemez. Bir olalım derken bende birleşin denilmemeli. Benim dogrumda değil, insanlık onurunda denilmeli.
İnsanın en büyük zaaafı güçlü iken gücü ile civarını kendine ve doğrusuna itaate zorlaması ile ortaya çıkan kontrol edilmesi mümkün olmayan hükmetme dürtüsüdür. Bu dürtüde insan hayvanla aynı tıynettedir. Bununla savaşan insanlık onurundan nasiplenir. Bu dürtüye mağlup olanın kendini ne ile vasıfladığı bir anlam ifade etmez, zira vasfı gayet zahir bellidir.
Bunları şunun için yazdım: Önümüzde insan onurunda birleşebilme imkanları halen var iken, bu imkanları heder etmeyelim.
Hükümet virüsün ülkeye girmemesi ve salgına dönüşmemesi için önemli ve özel bir gayret verdi, çok teşekkürler bir vatandaş olarak. Bir de ümmü sistemi güçlendiren ürünlerin halka reçete edilmesi hususu ile bu çabayı taçlandırsalar ne hoş olurdu.
Diyanet'e de önemli bir vazife düşüyor şimdi: Salgın zamanları özellikle ibadetin toplu yapılmaması 100 kat daha faziletlidir gibi bir açıklama bu dinin öz mesajlarından olacaktır.
Üst üste 3 Cuma kaçırmayan ve ama 15 liralık kolonyayı 125 liraya satan Şark insanı cennete gidecek, bedava dezenfektan dağıtan, ilaç yapan Batılı cehenneme gidecek. İşte bu söyleminiz gençleri deist yapıyor, bilin istedim.
İtelenmiş Ötekilerin Ötelenmiş Hayatları
Algılara müdahaleler ben merkezli olunca -hep banacılık- anlaşmazlıklar büyüyor. Egoist eğilim, ötekine varlığınca varlık hakkı vermeme ve onu aidiyete alma, sahiplenme ile biliniyor.