Din konusunda sorunun kökü
Şunu kesin bir dille söylemek gerekiyor. Türkiye'de İslam olarak yansıtılan; ama Anadolu'da yaşam bulmamış ne varsa, hep problemli olmuştur. İnkar ededursunlar; ama şu millete dayatılan İslam portresinin insanlığa büyük zararı olacağından hiç şüphem yok. Son 40 yıldır tırmanan terör ve anlayışsızlığın mimarı, İslam sıfatlı, İslam dışı ithal fikirlerden beslenen anlayıştır. Anadolu insanı kadar İslamı net anlamış ve özümlemiş başka bir toplum bulma ihtimali yoktur. Hoca Ahmed Yesevi, Taptuk Emre, Edebali, Mevlana Celaleddin, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi erenlerin mayaladığı Anadolu toprakları, İslamın en doğru yaşanıldığı zamanlara şahit olmuştur. Vesileleri ile, bu milletin iman, DNA'sına işlemiştir. Öyleki sarhoş narası atarken bile ' Allah ' der. Ama o sarhoş haliyle bile, yaratıcısını reddetmez. Kendisi saflığından! küfreder, başkasına küfrettirmez. Günahı da bilir, sevabı da. Halt yapmayı ve özür dilemeyi de! İstisnaları ayrı tutmakla beraber, Anadolu insanı, İslamı hayatının neresine koymasını gerektiğini her zaman bilmiştir. O, reel hayatında herşeyi dengelemiştir. İslamı Anadolu'lu gibi yaşamak tek çaredir. Bizi bozuyor Pakistan, İran, Vahhabi Arabistan, Mısır kökenli İslam anlayışları. Devlet isimlerini verme nedenim, oralardan sel halinde memleketimize akan sapkın anlayışlara, kurtarıcı gözüyle bakan Anadolu'lu, bilmeli ki bir zamanlar bütün bu devletlerin halkı, onun himayesinde veya desteğinde varlıklarını devam ettirmişlerdir. Kedi nankördür derler ya, aslı yok! Anadolu'lunun engin şefkatinin eseri, adalet ve ferah içinde yaşayan bu devletler içindeki bazı şer düşünce sahipleri maalesef, İslam'ı çaptan düşürmenin çaresinin, Anadolu'yu bozmakla mümkün olduğunu anlamışlar ve ihanet etmişlerdir, hem kendi halklarına, hem de İslam'a! Bunun önüne sed çekmek gerekiyor. Kim çekerse artık. Yoksa çekilmez bir hale gelecek işler. Şahsım adına sürekli bu mücadeledeyim. Karşı düşüncelerin hakaret, santaj, ölüm tehditlerini, bu çağrıyı yaptığım her an duyuyorum. Lakin memleketimin önünü, mazisinin doğrularına sahip çıkmaktan başka hiçbir şeyin açamayacağını biliyorum.
--
Yeni Gençler
Yeni bir gençlik var gözlemlediğim kadarı ile: Bu gençlik, değerler ile değer yargılarını ayrıştırmış, içini onun bunun doldurduğu kavramlara paçavra muamelesi yapan bir gençlik. Ne muhafazakarlık ne de karşıtlığına dair üretilmiş kavramları iplemeyen, kendine özgü terminolojisi olan yeni bir gençlik, bu gençlik. Örtülü, devrimciye sıkılan gazdan köpürüyor; devrimci örtülüye yapılan saldırıya tepki veriyor. İdeoloji cikletini sıcak asfaltta eğlence niyetine kullanan bu gençlik, muhafazakar terminolojiye zil takmış göbek attırıyor... Topyekün siyaset terminolojinin ruhuna fatiha okuyup, siyasilere helva dağıtan bu gençlik, kendini tanımayanları ise hiç tanımıyor. Toplum mühendisleri şapa oturdular. Nemalanmaya çalışanlar elbette olacak; fakat bu gençlik, kimseye varlığını ve duruşunu yedirtmeyecek görünüyor...