İsmail ARSLAN

10 Kasım Mesajımdır

İsmail ARSLAN

Öyle ihvan fantezilerine değil, işte rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun 10 Kasım 2006 tarihinde yayınladığı ezber bozan Atatürk mesajı gibi manifestolara ihtiyacı var gençlerin. 

“Atatürk’ü ölüm yıl dönümünde rahmet ve minnetle anarken, kendimizle bir muhasebe yapmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü ülkemizde uluslar arası camiada bu müstesna devlet adamının yeterince incelenip, anlaşılmadığı, bu yüzden de hakkında yalan-yanlış yargılara varıldığı kanaatindeyim. Oysa Atatürk’ün hayatı, kişiliği ve görüşleri, başta ülkemiz olmak üzere diğer devlet adamlarına ışık tutacak, yol gösterecek muhteşem bir hazinedir. O’nu yanlış anlamak veya görüşlerini saptırmak, tüm insanlık için, özellikle de bizim için büyük bir hatadır.

Geriye dönüp baktığımda, Atatürk üzerinden siyaset yapan kişi ve grupların, bir iki slogan peşine takılıp, olayları nasıl saptırdıklarını görüyorum. Bir yanda, netleşmemiş “irtica” kavramının peşine takılarak, dinle ilgili her söylem ve davranışa itiraz eden güya “Atatürkçü” bir yaklaşım, diğer yanda Batı değerlerine kul-köle olurcasına saptırılan güya “Atatürkçü” bir hedef; aslında Atatürk’e yapılan en büyük ihanet bu tür saptırmalarda aranmalıdır. Çünkü, Atatürk, TBMM’nin gizli tutanaklarında da gördüğümüz gibi, “Bugün büyük çoğunluğu emperyalist ülkelerin boyunduruğu altında olan İslam dünyasının bir gün uyanarak, istiklallerine kavuşacaklarını ümit etmekle” bahtiyar olduğunu açıkça beyan edecek kadar İslam dünyasına duyarlı, Kuran’ın herkes tarafından kolayca anlaşılması için büyük bir çaba gösterecek kadar samimi bir Müslüman’dır.

Atatürk’ün Batıcılığı da saptırılmıştır. O, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmayı hedefleyen, yani Batı’nın vardığı noktayı aşan bir medeniyeti hedef göstermişti. Doğrusu da buydu. Oysa içeride bir kısım insanlar, O’nu Batı hayranı olarak tanıtarak halkından soğutma gayreti içindeyken, kendi içimizden bir kesim de, Atatürk’ü hiç okumadan, bu propagandaların etkisi altına girmiş ve Atatürk’ü kendi değerlerimize yabancılaşmakla suçlamıştı. Bunda, Cumhuriyet yönetimini içene sindiremeyen, aşırı tutucu Müslüman-Arap dünyasının ülkemizdeki propagandalarının da etkisi olduğu açıktır.

Biz ülkücülerin de, doğal milli liderimiz olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında olumsuz propagandalara ve gelişmelere seyirci kalmakla hata yaptığımızı itiraf etmek isterim. Gençlerimizi önce komünizm ve kapitalizm tehlikesi hakkında eğitirken, milliyetçi saydığımız yazar ve mütefekkirlerin görüşlerine sarılıp, Atatürk’ü sağlıklı olarak öğretip, inceletmediğimiz kanaatindeyim."

Yok şöyle demiş böyle demişmiş, Atatürk, Ümeyyeoğullarının dinine savaş açmış, lakin başarılı olamamış ve ama, Türkleri, yorgoların evlatları olmaktan kurtarmış bir yiğittir. Hazreti Adem'den son Peygambere kadar hiç değişmeden gelen İslam ile hiç sorunu yoktur, bilakis İslam diye, Türklere, Arapçılığı dayatanlarla sorunu vardı.

Tarihe mâl olmuş, devrine damga vurmuş her şahsiyet için sevenleri ve tenkitçileri açısından bir ifrat tefrit durumu vakıadır ve Gazi için de bu durum istisna değildir. Allah, hayırlarını mükafatlandırsın, kusurlarını afuv eylesin. Amin

Bu ülkede ne Rasulullah müslümanların bir kısmının umrunda, ne de Atatürk bir kısım Kemalistlerin... İsimleri altında kafalarındaki neyse ona ulaşmak amaçları. Bunun böyle olmadığını düşünenlerin var olması en büyük arzuları, lakin kendilerinin emin oldukları bu durum, onlarla birlikte ülkeyi de zayıflatıyor haliyle. Bu oyun çok sürdürülebilir olmadığı için, bir müdahale isabetli olurdu. Lakin müdahale edecek olanın da kendince bir hesabı olduğu için, bu da olası değil.

Bu cümleleri bir sonuca bağlamayacağım, zira sonuç hiç iç açıcı değil.

Yazarın Diğer Yazıları