İsmail ARSLAN

1.000 yıllık devlet tecrübesi

İsmail ARSLAN

Toplum önündeki, özellikle din, diyanet gömleği ile meşhur, mevki, makam sahibi insanların özel hayat diye bir lüksleri olamaz.
Mesela ikinci eş adı altında, muta nikahı ile yaptığı modern zinayı din ile gölgelemeye çalışırsa illa rezil rüsva olacaktır.
Çocuğu olmuyor diye eşine başka bir erkek ile fuhuş yaptırarak doğan çocukları sahiplenen biri de müftülük yaparsa bu hal, yasa önünde ne kadar da korunsa, toplum vicdanı bunu asla kabullenmez gibi ya da.
Ya dinden el ayak çekilecek, veya din eline ayağına dolanacak, bu kadar net.
-- 
"Bizim 1.000 yıllık devlet tecrübemiz var" 

Özellikle siyasilerin pek bir sevdikleri meşhur söz.

Bu 1.000 yıllık devlet tecrübesi denen şeyde bakıyorsunuz, o 1000 yıllık devlet, bir ülkeye girdiğinde ve yerel idareyi düşürdüğünde, oradaki düzenin çanına ot tıkamıyor, kendileştirmiyor, bilakis idari maslahatı yine oraların insanları elleri ile yürütüyor. O insanları kıymetliyor, saygınlıklarına halel getirmiyor.

Herkesi ve her yapıyı kurgusundakine oturtmaya çalışanların kafasından muzdarip olanların, fiilen güç ellerine geçtiğinde aynısını, aynı taktikler ile yapmaya çalışmalarından anlaşılan tek şey, bu işlerin nefsani heveslerden başka bir şey ile tevilinin imkansızlığıdır.
-- 
Müslümanların en ciddi sorunu sahih bir itikada sahip olmamalarıdır. Ya şirkten arınmamış bir tasavvuf ya da ihsan barındırmayan bir tevhid inancına kendilerini mecbur gördükleri sürece de burunları zilletten kalkamayacaktır. İhsanı dışlayan (daimi olarak Allah'ın görüp durucu olduğu şuurundan, yakin ve murakabeden uzak) bir tevhidi anlayış da, rehberi, şeyhi tanrılaştıran ve Allah'tan değil, onlardan uman tasavvufi anlayış da batıldır. Hazreti Peygamber Cibril hadisi olarak bilinen hadiste iman islam ve ihsanı anlatmış ve dinin iman islam ve ihsan olduğunu ifade etmiştir.
Yani bir sapkınlıktan kurtulmak için başka bir sapkınlığın tavsiyesi meşru değildir. Müslüman dinini doğru öğrenip samimiyetle yaşamak ile ancak huzur bulabilecektir.
-- 
sen yıllarda yazarsın da
anlarda okurlar seni...
Anlar da okurlar belki diye ümit etsen de herkes algısınca alır son son. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
--
Malum yapının amacı devleti ele geçirmek idi. Ya da elinde olan yapılanmaya kendinden gayrının yerleşmesine mani olmaktı. Bu amacı din edinmiş nice cemaat ve grup mensubu şu anda devlet kurumlarında kök salma safhasında değil mi? Ne farkları var da bunlara seyirci kalınır? Devlet kapısından içeri girerken mensubiyetini dışarıda bırakamayanlara makam mevki vazife tevdi edenler de kanımca en az onlar kadar hamakat ehlidir
-- 
Bir fotoğraf gördüm bugün. Şehrimin tanınan bilinen bir çok stk yöneticisi onunla aynı karede yer alabilmek için çırpınıyor o fotoda. Başkanın oğlu ya o. Onunla anılmak görülmek ne kapılar açar ama değil mi.
Dert bir nam alma, layık olduğunu düşündüğü yere ulaşma derdi olunca insan neler nelerle meşgul olabiliyor.
Kişileri yüceltme temayülünün altında yücelme sendromu aranılsa yersiz mi olurdu.
İlkeler ağır geldiğinde en kolay savunma ilkelerin sırtına semer vurmak ve üstüne binmektir.
 

Yazarın Diğer Yazıları