Adalet bir ilkedir, duruştur, tercihtir, kim onunla vasıflanırsa kıymetlenir, ancak hiç kimse adalete bir artı katamaz. Adaletin şahsında tecelli ettiğine inanılan herkes esasen adaletin sağladığı imtiyazdan faydalanmaktadır. Bu saygınlık kişinin şahsiyetinin bir değerinden değil, adaletin kıymetindendir. Bununla kanmak ve kandırmak da kolaydır, düşmek ve yükselmek de öylece.
--
Hakimi, hükmün mütemmim cüz'ü; ya da hakkaniyetin turnusolü kabul eden muhakeme sistemleri, sonuçta özünde sadece bir insana bu kadar değer yüklemesi yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu fark edemeyecek kadar sağduyu yoksunu oldukları için yanılgı içinde yanılgı üretmeyi otomatiğe bağlamışlardır.
Hakim, adaletin kökü değildir.
Hakim, adaleti tesis eden değildir.
Hakim, adalet testisi de değildir.
Hakim, doğrusu sadece diri adalet algısının aynası mesabesinde bir görünüm arz etmelidir.
Yasanın, toplumun üç adım gerisinden geldiği coğrafyalarda, kürsüdekinin üç adım atlama uzmanı olmasını beklemek ve adaletin şahsında tecellisini ummak safdilliktir.
--
Okumaktan, yeni bir şeyleri dağarcığına katmaktan, tahkikten, muhakemeden zevk almayanlar asla hukuk eğitimine yönelmesinler, zira hasbelkader mezun olmayı başarabilseler dahi, ahirinde seçecekleri mesleklerde hem kendilerine, hem de ilişikli olacakları her hayata zulmedeceklerdir.
Bizim eğitim öğretim mevzumuzun en ciddi handikapı ağız tadını en başta ciddiye almama temayülü ile, maddiyatı imar her sorunu çözerci yaklaşımı öğrencilere dayatmasıdır.
--
Baro seçimlerinde Reis'in gönlünde kim varsa oyum onadır deyicilere bir öngörümü paylaşayım, Reis iktidar barosu kurma niyetinde. Malum, Barolar Birliği ünvanının önünden Türkiye ifadesini kaldırmak gerekir çıkışı ile bu niyetini izhar etmişti. Yakında avukatlık kanunu değişikliği gündeme geldiğinde bu tespitimi hatırlayınız diye paylaşmak istedim. 2 veya 3 ayrı baro kurgulanabilir ve uzlaştırıcılar arabulucular da kendi yapılarını oluştururlarlar. Zamanla avukat arabulucu olamaz, arabulucu avukat olamaza evrilir mevzu.
Mevzunun esasta özü, avukatın hakkı ortaya koymadaki etkin rolü. Bu budur diye iddia edene hayır değildir diyerek bir de bunu ispatladıği zaman avukat, ne yapmış oluyor: Muktedirin karizmasını çiziyor ve hesaplarını bozuyor. Öyleyse kahrolsun avukatlar.