İsmail ARSLAN

Anayasa ve güncel tespitler

İsmail ARSLAN

Anayasa dediğimiz adından da belli, ana olmalı, temel olmalı, kısa ve öz olmalı…

Her şey onda olmamalı, sadece her sorunun anahtarı onda olmalı. Kazuistik yöntemlerle (her şeyin ayrıntı ile yazılıp çizildiği) yapılan yasa metinleri kısa ömürlüdür. 

Anayasa kazuistik yöntem ile yapılmamalı. Kıymetini zayi edecek uygulamalara muhatap olmamalı. Her yeni iktidar döneminde bir yerlerine dokunmanın vacip olduğu bir özellik arz etmemeli.

Çerçeve metin olmalı ve kuşatıcılığı hale hale olmalı. Dokunması şart değil, rüzgarı tesir etmeli. Özü olmalı ve ilkelerden dem vurmalı. İlkel olmamalı…

Ayının en hassas, acıya duyarlı yeri burnudur. Burnuna taktığınız küçücük bir halka ile bir ayıyı elinizde oyuncak edebilirsiniz.
Milletlerin de en zayıf oldukları nokta, değerleridir. Değerler için ölür insanlar ve öldürürler. Bunu unutmayalım ve devam edelim:

Zaman içinde o halka ne kadar da başka bir anlama kaymış, farkında mısınız? Süs olmuş ve estetik için malzeme kabul edilmiş…

Değerler böyle olmamalı…

Değerler, değer yargılarının altında ezdirilmemeli…

Örneğin dün töre saiki hafifletici nedendi; bugün ise ağırlaştırıcı…

Dün falan için ölümü göze alanların bugün onu iplerde salladıkları gibi...

Anayasa bir değerler manzumesi olmalı; değer yargılarının doldurulduğu metinler harabesi değil…

Anayasa bu milletin değerleri ile değer yargılarını ayrıştıran bir vasfa sahip olsun kafidir.

Uzatmamalı, utandırmamalı…
*
Uluslararası hukukta meşruiyet, çıkar, güç, etki ve imaj kurguludur. Öyle olmasa binlerce kilometre öteden, bir devlet, burnumuzun dibinde, aleyhimize oyun kurmaya kalkamazdı, bize ait olanı, bize rağmen, başkaya veremezdi, veya işgal edeni paylamak yerine, zaten kendine ait olanı geri almaya kalkışanı paylamaya teşebbüs edemezdi.

Oyun bozmak mı istiyorsun, güçlü olman lazım, haklı olmak sadece kölelerin tesellisidir bu arenada.
*
Birazcık inansak değerlerimize, evet 21. yüzyıl kesinlikle Batı'nın Türk dediğinde kastettiği anlamda Türk yüzyılı olacak. Net.
*
Kader mahkumu safsatası

Suç işleyenin esasta mazlum olduğuna, işlediği suçu elinde olmayan sebeplerle işlediğine atfen uydurulmuş bir saçmalık.

Adalete inancı ortadan kaldırmak, yargıyı itibarsızlaştırmak için uydurulmuş bir söylem. 

Dahası halt işleyenin vebalini Allah'a yükleme kastı da var bu deyişte.

İşin aslı ise herkes kendi elleri ile işlediklerinin karşılığını görür, yoktur öyle kader mahkumu diye bir hurafe.
*

Felç öncesi bir çok hata ve halta imza attım, evet ve ama artık fiziki olarak halt işleyemecek bir durumdayım.

Allah'tan niyazım beni tertemiz bir şekilde Kat'ına almasıdır.

Yaptığım tüm günahlardan pişmanım. Ne olaydı yapmasaydım. İnşallah bir daha da yapmam.

Şöyle de demek mümkündü:
Mandadan kurtulmak için bir fırsat doğmuşken, devamı için söz birliği etmek, dünyalık ve makam için daha uygun görülmüştür.

Yazarın Diğer Yazıları