Dini argümanlar ile piyasa yapan cemaat cemiyet ve tarikatların varlıklarını bağımsız denetime tabi tutun, yarıdan fazlası denetim lafını duyar duymaz, kalanlardan da amacı milleti sömürmek olanlar denetim sırasında kendilerini kapatırlar. Samimi olan dava derdindeyim diyenler ayakta kalır, denetimden sakınmaz.
--
Kadın kelimesinin Türkçe'nin kadim zamanlarındaki kullanımı "katun"dur. Katun, çadırı ayakta tutan direk demektir. Çadır, eski Türk yaşam tarzında her şeydir. Katun kelimesini Farisiler "hatun" olarak dillerine aldılar. Hatun kelimesini de yeni nesil Türkler Farisilerden devşirdiler. Bu dil olayları böyle kısaca...
--
Türkiye'de hukuk fakültelerinin sürücü kurslarından farkı kalmadı. Ben araba sürmeyi kursta öğrenen hiç görmediğim gibi, hukuk nosyonu edinerek okulu bitirmiş fakülte mezunu da görmedim. Sonrasında yavaş ya da hızlı tecrübe ve edinimler ile oluyor ne oluyorsa. Bu sebeple en az 5 yıl avukatlık yapmamış bir savcı veya hakim adalet mekanizmasına zuldür. Bir başka öneri de 5 yıl yardımcı vasfı ile görev alıp, sonra ünvanı sırtlanmak olabilir. Yok öyle sen okulu bitirdin geç kürsüye lüksü ey adil devlet.
--
Bu milletin yarısı neden benim partime oy vermiyor bir bakış tarzı, yarısı hain demek de.
Kendine meyli olmayanları pürkusur addetmek ve kendinde kusur görmemek ise en ciddi kusurdur.
Fikirlerin farklı olması tabiidir, ben ne diyorsam odurculuk ise beladır.
Bendeniz particilik belasından milletimiz kurtulmasını, millete hizmete talip olanlara basiret, liyakat temenni ediyorum.
--
Din adamlığı denilen iğrençliğe bir misal olsun: Vaizi dinliyorum, diyor ki, kul tevbe ettikten sonra aynı hatayı yine işlerse Allah der ki bu kulum benimle alay ediyor. Peki din ne diyor: Tekrar tevbe et. Bu vaiz kendi algısını din diye millete pazarlıyor. Kötüniyetli değildir, ama böyle sonuçta. Allah hepimizi esirgesin amin.