Devlet başkanının her şeyden anlamasını ve her hususa dair bir sözü ve fiili olmasını beklemiyorum. Sadece işleri ehillerine havale etmesini umuyorum.
*
'Yargıda Alevi ağırlığını kırdık, Feto yapılanmasını çökerttik' tarzı demeçler yanlıştır. Devlette hata yapıldı ise aslolan bunu telafi ve yeni hatalara sebebiyet vermeyecek mekanizmayı kurgulamaktır. Mesela konu yargı ise, kesinlikle liyakat ve ehliyet esastır. Falan mensubiyet, feşmekan tabiiyet aranmaz ve böyle bir hava oluşmasına bile asla müsaade edilmez.
Bendeniz 52 yaşındayım, Ankara Ün Hukuk Fakültesi mezunuyum. 20 yıllık esnaf tecrübem var. 8 yıl da avukatlık, ama bu durumumda bile, teklif etseler adli ve ceza yargısında kürsüye geçmem, yetersiz görürüm kendimi. Vergi yargısında hak yerini bulsun diye tüm gayretimi ortaya koyarım, ama adli yargıda ve cezada, fiilen en az 6, ideali 10 yıl avukatlık yapmayana kürsü emanet edilmemeli derim.
Türkiye bunu görür mü?
50 yıl sonra, adaletin tecellisi için bundan başka bir yol olmadığında herkes hemfikir olacaktır kanaatindeyim.
*
Tamam iyi hoşsunuz, geçmişte yapılan hataları temizlemek derdindesiniz, pek güzel, lakin bunu liyakat minvalinde yapmaz iseniz, esasta kınadıklarınızdan zerre farkınız yok demektir diye kanaatimi ifade etmiş olayım.
*
Bu kutuplaştırma, germe, bileyleme, kabartma işlerinin son son nelere kadir olabileceğini anlamak için toplum bilimci, allame i azam olmaya gerek yok. Aynı mahallenin çocuklarını birbirine öldürten karmaşalar çok eskimizde değil. Dün sağ sol ülkücülük akıncılık, bugün farklı vasıflarda, aynı cevher üzerinde farklı bir işçilik. Dün sağı solu yuvarlak masasından verdiği direktifle zıplatan, bugün başka bir sıfatlama ile benzer bir çabada...
*
Semboller yontuluyor.
Torna makinaları çalışıyor.
Robot ruhlar piyasaya çoktan sürüldü bile...
Dumanı ufukta belirmiş karmaşa günleri geldiğinde o kafası zehir gibi çalıştığını sandığınız nice toplum mühendisliği piyonu hamakat ehli zırtapozun göz dönmüşlüğüne, kindarlık ve öç duygusu esaretinde muvazeneyi kaybettiklerine dünya arzı bir kez daha tanıklık edecek.
Yanılgı noktası, değer yargısını "değer" sananların neler yapabileceklerini hesaba katmamaktır. Halbuki dünya böylelerin tahribatlarının eserleri ile tıklım tıklımdır.
Yarım yamalaklık kadar korkunç bir düşman yoktur.
Etki tüccarı, emel pazarlar.
Marifeti iknadır. İkna edilmişlerin hepsi aynı lahananın yapraklarıdırlar.