İsmail ARSLAN

Belediye Seçimlerine Dair Oy Tercihim

İsmail ARSLAN

Belediye seçimlerine dair fikrim şudur: Aslında tabii olarak kötü ve taraf tutan yönetim sebebi ile bir çok yerde muktedir Parti, belediyeleri normal şartlar altında kaybedebilirdi, lakin dış mihraklar buna izin vermeyecek gözüküyor. Şöyle ki: Terör örgütleri aleni olarak aleyhte şekilde oylar şu adrese diye açıklamalar yapınca ve dolar operasyonları yine başlayınca, üstüne soğan patates ile millet terbiye edilmeye çalışılınca anlaşıldı ki Ak Parti başarılı olsun diye özellikle çalışan bir dış mihrak gerçeğimiz var. Bu milletin en hassas noktası mağduriyettir ve şu an tüm bu operasyonların millete yansıması Ak Partiye oy olacaktır. Yani yok öyle bu beka olayında çok da bir dahli iktidarın. Birileri özellikle iktidarda kalsınlar diye ciddi taktik destek vermekte ve umarım son tahlilde milletime bir zarar gelmez. Yani birileri sayemizde ayakta kaldıniz diye valilik teklif etmezler. Bu arada bendeniz onlarca kere söyledim, tekrarlayayım, oyumu mevcut bürokratik yönetim sistemi yıkılabilsin diye sistem değişikliğine girenlerin elleri zayıflamasın gayesi ile, kendilerine rağmen, sonra geleceklere ümidim ile Cumhur ittifakı yönünde kullanacağım.
-- 
Tepe yönetici kitlesi 10 20 kişiden müteşekkil, altta her birine bağlı ayrı ayrı 100 200 birimde toplamda 5000 civarı bağlı yöneticiden oluşan bir organizasyonun heveslerine hizmetçi milyonlar denince akla ilk gelen ne ise, aynen o işte son son.
Parti purti mevzusu bu kadar basit.
Celladın merhameti öldürürken acı çektirmemek ile sınırlıdır, ama o öldürme ile vaziyetidir nihayetinde.
Parti bu da diğerleri farklı mı derseniz, tüm emel sahiplerine ait organizasyonlar da son son bununla malum.
Çözüm ne?
Güdülmez ise yolunu şaşıracakları gütmeye illa ki bir vazifeli çıkacaktır.
İnsan hak ve hürriyetlerine saygılı, ama insan hak ve özgürlüklerine dayalı olmayan tüm mekanizmalar sömürme esaslıdır ve önüne saman ve su konulunca koyana itaati iman bilen herkesin sömürülmesi boynunun borcudur. Eski zaman şamatası s.24 Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
-- 
Çok değil sadece bir nesil dini kurtarma adına yapılan faaliyetler yasaklansa ve sadece dini yaşamak serbest olsa ardniyetli yapıların belki yarıdan fazlası kapanırdı gibime geliyor. Mali varlıklarını bağımsız denetime açmayan ne kadar STK var ise kapatılacak denilse yine kanaatimce ne kadar ardniyetli yapı varsa kapatılmadan kendini feshederdi. Bu zamanın en ciddi problemi çokça konuşulan ama yaşanmayan din ile yapılan avcılık. Aslında tam anlamı ile dolandırıcılık. Ahlaktan arındırılmış din nedir: Şeytanın nefsinin okşanmasıdır.
-- 
Güzel ahlakı tamamlamak için gelen Peygamberin ahlakı geri plana atan ümmeti okusa diye

Yıl 1984 olimpiyatları ve Judo final müsabakası.
Minderde Mısırlı Judocu Muhammed Ali Rasvan ve rakibi Japon Yaşuhiro Yamashita.
Müsâbakalar sırasında Yamashita'nın sağ kasları yırtılmıştır ve finâl karşılaşmasına sakat olarak çıkar.
Olayı hatırlamayanlar, bilmeyenler, bulup videosunu izlerlerse görürler.
Yamashita sol ayağıyla yürüyor, sağ ayağını resmen sürüklüyor peşinden...
Maç sırasında Muhammed Ali'nin antrenörü kenardan sürekli halde bağırır. " Sağ bacağına oyna!" 
Sağ bacağına vur !"

Hakikaten maçı izleyen herkes de görüyor ki, Muhammed'in rakibinin sağ ayağına bir defa vurması yetecekti. Fakat yapmadı.
Yenildi ve gümüş madalya ile yetinmek zorunda kaldı.

Maçtan sonra etrafını saran bütün gazetecilerin sorusu aynıydı.

-"Niçin?.. , Niçin yapmadın?..."
Cevaben:
"Benim Din'im insana, yaralıya, hele de yaralı yerinden vurmayı yasaklıyor. Eğer o durumdayken bir de ben oradan yüklenip oraya vursaydım, sakat da kalabilirdi. Madalya için bunu ona yapamazdım" der.

Muhammed'in bu tavrı ayakta alkışlandı ve Uluslararası Fairplay Komitesi "1984 Fairplay Ödülüne" lâyık görüldü. Daha sonra gittiği Japonya'da da onu bir kral gibi karşıladılar.

O sene binlerce kişinin onun bu tavrından etkilenip, İslam'ı inceleyip Müslüman olduğu kayıtlara geçti!..

Muhammed, kimseye "Müslüman olun" dememiş, Müslüman olmaları için de bir çaba sarfetmemiş; sadece Müslüman gibi davranmış ve bu da yetmişti.

"Müslüman kime denir?" sorusuna Hazreti Peygamber'in (aleyhisselam) cevabı gayet kısa ve özdür:
-Güzel âhlâk sahibi olana denir.

Hemen ardından gelen "peki güzel âhlâklı olmak ne demektir?" sorusuna ise cevabı:

"İşlediği her amelinden, kimseye bir zararı olmayan, olsa olsa yarar sağlayan insandır."

Yani diyebiliriz ki; Müslüman "Hayırlı" kimsedir.

"İslam'ı öyle sağ canlı ve diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin." Alıntı
 

Yazarın Diğer Yazıları