Venezuella'da elektriği siber saldırı ile kesen Türkiye'ye şu mesajı çok açık şekilde vermiyor mu?
Bir düğmeye bakar, memleketinde o kadar atom bombam var, çok da zıplama, izin verdiğim alanda oyna.
--
Türkiye'nin NATO üyeliği, İngiliz'in ABD'ne devrettiği mandanın istikrarı için değilse, ülkenin kendi savunma sistemi kurgulamasına ne diye höykürür bu şanlı müttefikler?
E ama mecburuz, yapacak bir şeyimiz yok, zayıfız ile sistemi daha da tahkim etmeye devam diyorsanız diyecek söz yok.
En azından bürokrasiden kazımayı denese idiniz demek bile hayalperestlik sonuçta yani.
--
İstanbul'da yatsı ezanı okunurken binlerce kişinin ezan sesini bastıracak şekilde bağırıp çağırmaları görüntülerini izleyince kendime dedim ki: İsmail sen bu yaşına kadar böyle bir öfke ve hazımsızlık boşalmasına hiç şahit oldun mu veya tarihten böyle bir anektot hatırlıyor musun? Yok dedim. Peki bu ne o halde diye de sordum: Cevabım şu oldu: Beceriksizlik ve basiretsizlik. Bu insanlar tarihin her döneminde var idiler, ama hiç bu kadar bunaltılmış hissettirilmediler. Sürekli aşağılanan ve kıymetsiz hissettirilen insanlar bazen tepkilerini böyle ortaya koyarlar. Onlara küfretmeden önce biz ne yapıyoruz, neden bize bu denli kin ve öfke dolular diye sormak ile atılacak bir adım, kafayı kuma gömmekten hayırlıdır. Sen ben gibi düşünmüyorsan hainsin cehennemliksincilik ayrıştırıcılığı fetö pkkdan daha masum değildir.
--
Konunun ezan ile bir ilgisi olmadığını da bir çok şahitten dinledim. Sayın Meslektaşım Saygun Çelebi der ki 'ezan mevzuunda gezideki hataya düşmemek ve ayrımcılık yangınına benzin taşımamak lazım. Orada ezanın ıslıklanması söz konusu değil. Polis ezan okunmadan 2-3 dakika önce yürüyemezsiniz şeklinde megafon çağrısı yaptı ve oradakiler ıslıklarla protestoya başladı. O ortamda (caddede) ezanın duyulması zaten mümkün değil. Bu olay üzerinden bölücülüğün kralı yapılmaya başlanmış. Az biraz kafa çalıştırın, maaşlı trollerin maşası olmayın...'
--
Zaten binlerce parçaya bölünmüş bu milleti derleyip toparlama adına bir beklenti ile vazifeli makamlara seçilenlerden asla daha fazla ayrıştırıcı bir üslup kabul edilemez. Bir olalım derken bende birleşin denilmemeli. Benim doğrumda değil, insanlık onurunda denilmeli.
İnsanın en büyük zaaafı güçlü iken gücü ile civarını kendine ve doğrusuna itaate zorlaması ile ortaya çıkan kontrol edilmesi mümkün olmayan hükmetme dürtüsüdür. Bu dürtüde insan hayvanla aynı tıynettedir. Bununla savaşan insanlık onurundan nasiplenir. Bu dürtüye mağlup olanın kendini ne ile vasıfladığı bir anlam ifade etmez, zira vasfı gayet zahir bellidir.
Bunları şunun için yazdım: Önümüzde insan onurunda birleşebilme imkanları halen var iken, bu imkanları heder etmeyelim.
--
Aynı coğrafyada, aynı güneşin altında, aynı suyu içen insanların birbirine bu kadar öfkesi kesinlikle ölüm getirir. En başta baştakiler, herkes aklını başına alsın.
--
Eski devirlerde bazı hüküm sahipleri maaşlı adam tutarlarmış bana gördüğün hatalarımı çekinmeden söyle diye. Zamanın trendi ise hüküm sahibine sürekli meth u sena, hem de bedavaya. Hata söyleyenleri de mahkemeye havale.
--
Bizde lider demek, her konuda söyleyecek bir sözü olan ve asla yanılmayan insan demek olduğu sürece dünyanın en kaliteli düzenbazları hep bizden çıkacak demektir.
--
Benim fikrimce düşünme ve düşünceni ifade özgürlüğün var, aksi halde itibarsızlaştırılacak ve cezalandırılacaksın anlamına gelen her söz ve tavır tanrısal güç iddiacılığıdır ve her böylesi iki cihanda da rezil olmaya mahkumdur. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
--
Baş dönmesi denge sorunu yaşıyorsanız okuyunuz:
Başınızı boyundan sağa doğru tam çevirin gözlerinize kapatın o şekilde sağ tarafınıza uzanın sonra başınızı hiç kıpırdatmadan gözler kapalı doğrulup sola uzanın ve sonra doğrulup gözlerinizi açın bu hareketi üç defa tekrarlayın kristal ise sorun düzelecek inşallah, değilse baş dönmeniz devam ediyorsa, kbb uzmanına görünün. Hasta olun olmayın günde 2 litre su tüketin.