Türkiye, Suriye'yi işgal mi etmek istiyor?
Böyle bir soruya kargalar bile güler.
Konu, Baas rejimi...
Hani şu Türkmenler de dahil kendi vatandaşına kan kusturan caniler.
Bizim Aleviler, onları Alevi sanıp destekliyorlar ya trajıkomik bir durum.
Yayımlanan kasetin harf harf çözümünü okudum.
Sınır boyunda yükselen risk analiz ediliyor ve irticalen müdahale için yöntemler konuşuluyor.
Bir devlet zirvesi.
Ordunun ikinci komutanı, devletin en üst düzey müsteşarları ve bir bakan konuşuyor.
Bu konuşmadan cımbız ile kelime seçerek yayım yapanların niyetini konuşma metnini tam olarak okuyan herkes net olarak anlar.
Hiç kıvırtmaya lüzum yok.
Bu köpürmeler, öfkeler, bu işi hükümete tahvil ile, ona olan garazdan dolayı çarpıtmalar bir C.H.P.li, Alevi, Kemalist olmak meselesi değil...
Düpedüz akıl tutulması.
İdraktan düşme durumu.
"Yaşasın zulüm, kahrolsun Suriyeliler" deyin de kurtulun bari bu ikilemden....
*
Bir zaman gelecek, insan beyninde neler dönüyor, kim, neyi, nasıl planlıyor, kurguluyor, önce alet ile ve sonra aletsiz şekilde öğrenme imkanı mümkün olacak ki, bu zaten daha önceki bazı medeniyetlerde bilinen ve uygulama bulan bir mevzu idi.
O gün geldiğinde hukuk ve ticaret de farklı bir kulvara geçecektir.
*
Şarkıda diyor ki: Ya benimsin, ya toprağın. Ortada bir sevgi olayı yok. Nefs meselesi mevzu. Malı bilip, malı ile ilgili tasarruf ehliyetine sahip olduğu kanaati var.
Seni asla başkasıyla paylaşmam, illa benim olacaksın diyor. Bu sözde ne yok ki, bencillik, cahillik, haset, vefasızlık, kadere isyan, zulüm, kendini beğenme, saygısızlık, hadsizlik, zorbalık, beddua, tehdit ve başka kötü huylar.
Hukuka gelene kadar halledilmesi gereken çok şey var.
Eğitim sistemimiz, ev, okul yanlış üstü yanlış, vesselam.
*
Milli teknoloji için milli tarım şarttır. Bu topraklara üç kuruş daha fazla kazanmak için genetiği ile oynanmış, onun bunun tohumu yerine, ata tohumu ekip, kimyasal gübre ve ilaç kullanmadan ürün almaya başlamadıkça ne hastalıkların sonu gelir ve ne de sömürülmenin.
İktidar yol köprü işlerinden biraz bu tarafa nazar etmezse, korkarım o yolları, köprüleri kullanacak millet kalmayacak.
Onu da yaparız bunu da çözeriz derlerse Allah derman versin derim, lakin tüm tökezlememizin sebebi kaynaklarımızı toprağı öldürmeye kullanmamız kökenlidir. Verimli topraklara şehirler kurmak gibi hataların ceremesini evlad ı iyalimiz çekecek maalesef. Bizim nesil zaten bu hata kökenli ürünleri kullandığı için ya kanserden, ya benzeri hastalıklardan eriyip tükenecek de, sonramıza nedir bu kast?