Müvekkil, sürekli engelli raporu sahibi ve ulaşımı için vasat bir araç, şartlar sağlandığı için ÖTV bağışıklığından yararlanarak alınıyor. Ardından başka bir rapor alması gerekiyor müvekkilin, yeni raporda engel oranı düştüğü için araç alımında alınmayan ÖTV cezalı olarak bir ihbarname ile talep ediliyor. İhbarname geldikten sonra bir ay içerisinde bağlantıya geçerek, vekaleti ile davasını açtığım tüm müvekkillerimin davaları kazanılmış, vergi ve cezalar iptal edilmiştir.
*
Soru: Benim engelli bir torunum var, bunlar bir araba aldılar ve 5 senesi doluyor, yenileme yapmayı düşünüyorlar, galerici bundan sonra doktor değil hakim kararı ile yenisini alırsınız demiş bu konuda bir bilginiz var mı ?
Cevap: Engelli kısıtlının mal varlığını artıran ve eksilten işlerde mahkeme izni şarttır.
*
Okuyan çocukları olan ailelerin evlerinde kullandıkları internet hizmetinden, bilgisayar ve TV alımlarında ve engel durumu gereği ulaşım sıkıntısı yaşayanların aldıkları araçlardan özel tüketim vergisi alınması açık bir haksızlıktır, zira ne internet hizmeti, ne bilgisayar ve ne de TV özel tüketim değildir ki, vergisinin hukuka uygunluğu olsun. Aynı mantıkla ulaşım için engellinin aracı da özel, keyfi bir kullanıma özgülenemez ki, özel tüketime dair vergisi olsun.
Özel tüketim vergisini yeniden ve hukuka uygun şekilde düzenleyemeyenler, anayasa yapma liyakatına sahip olamazlar.
*
Hukuk Fakültelerini 5 yıl yapmak, popülist bir söylem. Herkes hukuk okusun, problem yok, ama mevzu hukukçu yetiştirmek ise, 2 yıl hukuk felsefesi, sosyolojisi, etiği, temel bilgiler eğitimi sonrası, 2 yıl da profesörlerin hocalığında, ihtisas eğitimi ve sonrasında ilk yılı genel, ikinci yılı ihtisas alanına yönelik staj ve sonra, sınavla arabulucu, uzlaştırıcı, hakim, savcı yardımcısı, avukat olarak alan belirlemek ve kürsüye en az beş yıl avukatlık tecrübesi ile geçmek, makul bir öneri olabilirdi belki.
Yani maksat hukukun tecellisi ise, içi dolu icraat lazım, söz değil.
*
Müvekkil sürekli engelli ve ulaşımı için vasat bir araç, şartlar sağlandığı için ÖTV bağışıklığından yararlanarak alınıyor. Ardından başka bir rapor alması gerekiyor müvekkilin, yeni raporda engel oranı düştüğü için araç alımında alınmayan ÖTV cezalı olarak bir ihbarname ile talep ediliyor. İhbarnameye süresi içinde dava açılması gerekiyor normalde, lakin süre kaçırıldığı için, vergi dairesinin şifahi yönlendirmesi ile Maliye Bakanlığına başvuruluyor ve hukuk ihlali izah edilerek tarhiyatın iptal edilmesi talep ediliyor. Gelir idaresinin red cevabı ise tarhiyatı yapan idare tarafından tebliğ ediliyor. Bu işlemi dava konusu ediyoruz. Mahkeme ara karar ile idareye sana bir başvuru var mı diye soruyor. İdare yok diye cevap veriyor. Benim anladığım mahkeme esasa girmeden usulden davayı reddetmek ister. Lakin esasa girilip benzer durumda ihbarnameye karşı açılan davalarda kabul kararları var ve somut olayda idare müvekkilin engel durumunu yerinde tespit için müfettiş de gönderiyor ve engellinin ihtiyacı için aracın kullanıldığını bizzat tespit de ediyor. Eğer dava usuli bir gerekçe ile reddolunur ise * kararı hem istinaf edeceğiz, hem yeni başvuru yapacağız, hem de ondbusmana müracaat edeceğiz. Yanlış sistem diye eleştirip durduğum ve iktidarın da sonuna kadar sahip çıktığını ifade ettiğim ve kim gelirse gelsin değiştirilemeyen mevzu işte tam olarak bu. Açık bir hukuksuzluk için bile elli kapı çalınmadan ihlal giderilemiyor ve hatta bu kadar gayrete rağmen de hukuksuzluğun iptal edilmemesi gibi bir ihtimal halen son derece mümkün.
* Davamız kabul edildi, tarhiyat iptal edildi.
*
Particilik, mezhep, meşrepçilik, insanlığın muhatap olduğu en büyük talihsizliktir.
*
Tüm üretim ve tezgah satış maliyeti 50 kuruşu, bilemediniz bir lirayı geçmeyecek sade poğaçanın 7 8 liraya satıldığı bir toplumda devletin varlığı sorgulanası değil midir?
Ben bunu sorgulayınca devlet düşmanı mı oluyorum?
*
Onlar bizim amcaoğullarımız diyen ve dünyaya onlarla birlikte ayar vermeyi kendilerine bir hak ötesi vecibe gören bazılarının, asli gayesinden saptırarak, emellerine hizmet için kurguladıkları siyasal İslamdan insanlık kurtulduğunda, sıra ile önce siyasal hristiyanlık ve ardından siyasal yahudilik iflas edecek ve dünya, huzura kavuşacaktır da bunu görmeye ne bizim ne de evlatlarımızın ömürlerimiz yetmeyecektir, ama her bir insan, fert fert iyi insan olmakta, kendi zamanında başarılı olmak zorundadır son son.
*
Ne zaman ki bir insan, bir insandan laf açtığında, onun iyiliği, kötülüğü ile onu anmaz da, onu iyi veya kötü vasıflamasına sebep hasletlere vurgu yapar ve kişiyi değil, kişiliği, şahsı değil, şahsiyeti mevzu ederse, olgunluk yolunda bir adım atılmış demektir.
*
Ölene kadar yaşamaya madem mecburuz iyi bir insan olarak yaşamak aslolan.
*
En büyük Türk devleti cennettedir, bizim millet, en büyük göçünü oraya yapmıştır ve hala göç devam etmektedir.