İsmail ARSLAN

Bu Sevmek mi?

İsmail ARSLAN

İnsanın insanı sevmesi tabiidir; sevdiğinin ufak tefek hatalarını görmezden gelmesi de anlaşılabilir. Tabii olmayan, fahiş, çok açık hataları sırf sevmeden dolayı doğru kabul edip, hatalının, hatada olduğunu inkar etmektir. İnkardan da öte başkalara da 'doğru budur' diye dayatma saçmalığı vardır ki bu, insan erdeminin kalbinde dinamit patlatmaya eşdeğer dehşet bir suçtur!

Hata

Hatasında yanında olmadığında, ya da içindeki öküzü pohpohlamadığında veya yanlış söz ve işinde sırtını sıvamadığın için, seni öküz niyetine kullanmaya niyetlenip, kağnısının boyunduruğunu boynuna geçiren ve sırtında kamçı şaklatanın adı anılınca dünyadaki tüm insanların ortak refleksi surat buruşukluğudur.
-- 
Yaşamak Seninle, Sence, Senli

Bazen insan, her şeyin üstüne üstüne geldiği devirler yaşar. Hiçbir şey tam olarak istediği gibi olmuyordur mesela; veya en güçlü hissettiği anlarında zayıflığını fark eder.

İşte insanın kendini idrakında önemli bir yol ayrımıdır o anlar... 

Güçsüzlüğün güce galebe çalması insanın kötü olduğunu düşündüğü tarafıyla barışması ve onu kabullenmesi ile mümkün.

Barışmak ve dengelemek...

Geçinebilmek...

Günahı da sevabı da abartmamak, kuyulara hapsetmemek kendini, akmak...

Akan her şeyle beraber akmak, yolunca, debisince...

Zevk ve acı asla sürekli değildir.

Her şeyi yerince yaşamak...

İnsanız..

Acizliklerimizi, noksanlıklarımızı çok iyi biliyoruz aslında; ama geçinemiyoruz kendimizle. Bu olmayınca civarla geçinmek de mümkün olmuyor. 

Bir barış imzalamak lazım... Kötü bensem ve iyi de; ikisinin kavgası benden götürüyorsa ve yok olan tükenen ben oluyorsam, olması gerekeni yapmak gerekiyor.

O, bu, şu hayatımızı çalamamalı. Bizim vermek istemediğimiz hiçbir şeyi, hiç kimse bizden, hile, hurda, sihir, söz ile alamamalı...
Ve vermek istediklerimize de kimse mani olamamalı... 

Kendine kıymet vermek egoizm değildir, başkaların kıymet biçmesine hayatı oynamak ahmaklıktır. Sana ait olmayan meziyet seni yüceltmez. Sana ait olmayan meziyeti sende dillendiren, aslında kendini, sana yücelttiriyordur. 

Peki başkalarının hayatına yaşamak zorunda isen; ya da başkalarınca, buradan bir çıkış var mı?

Çare ne? Nasıl kendini yaşayacaksın?

Aciz isen ve elinden başka bir şey gelmiyorsa; bölünerek...

Gerekiyorsa bine bölünerek...

Kaça bölünmek gerekiyor ise, o kadara bölünerek...

Ve kaçını kiminle ne şekilde paylaşacağını sen tayin edebilmelisin.
Güç budur ve güçlü kendine ait yaşamı yaşayabilendir. 

Nasıl mı bölüneceğim? 

Cevabını bildiğin bir soru bu. Yaşamak istiyorsan hodri meydan...

İp uçları hep vardı. İçinde kaç kişi var ve neden sadece biri baskın eleman?

Yaşam, yaşama aç yaşanmaz.

Kuyuya iki kova su koy, iki haftada bozulur. Su akmaya meyyaldir. Onu bir kaba bir kuyuya hapsettiğinizde başınıza bela alırsınız.

Yaşam, yaşamınıza bela olmaya başladı ise, sorun sizin kuyu mantığınızda, yaşamda değil...

Yeni bir güne uyanman, düne göre daha da eskimen demektir.
Kuş değilsin.

Uçmak için kanadın yok; ama kanatlara hakimiyetin var.

Ruh ve beden senkronize olduğunda süzülürsün yaşamda, aksi durumda büzülürsün yatakta.

İkisini aynı anda yaşa ki, yaşından erken yaşlanmayasın.

-- 
Dem Vakti

Aslında ince bir ayar var tüm bu kabalığın gözüne gözüne. hani yırtınsanız bazen olmuyordur ya, bu incenin işleri hep.

Ortam tamamdır, senaryo, sahne, kurgu, ışık, enerji hepsi ayardadır da olmuyordur, bin yıl düşünseniz yapmayacağınız bir aptallık, bir aksaklık bir anda siz nedenli ya da nedensiz ortaya çıkıveriyordur; tıpkı normal gidişatta bin yıl etkileyemeyeceğiniz birinin bir anda başının döndüğüne şahit olduğunuz gibi, tersinden ve düzünden iki ikidircesine.

Kimi buna kader diyor, kimi kozmik denge, kimi olasılıklar hegemonyası, kimi dikiş nakış işi, kimi de saçmalık... Fakat var böyle bir şey ismi lazım olmasa da.

Biliyorum bir kayıp yok ve bir kazanç da. havanın atmosferde bir bölgeye yığılma yapmadığı ve bir bardak sudaki damlalar gibi... Getirisi götürüsü bir biçimde kendi dengesinde...

Ve suyu kaynatırdı eskiler. Oldu oldu; olmadı çay demlerlerdi...

Sukunet fırtına annesidir ve fırtına daima sukunet doğurur. Yıllanmış kuruntu sözlerde hep yazılıdır bunlar...

İnsan ise her yeni doğumda sıfırlar. Mailis Nalars
 
 

Yazarın Diğer Yazıları