İsmail ARSLAN

Bunalımdan kurtuluş çaresi

İsmail ARSLAN

Bugün köşemi ahirete göçmüş, ama eserleri ile irşada devam eden bir alime tahsis ediyorum:

"İslam davetine icabet eden, kim olursa olsun, ırkı ve cinsi ne, yeri ve yurdu nerede olursa olsun, İslam milletidir. Müslüman kardeştir. Nûr-u Nebevî'den feyz alan, Mü'min'dir. Öyleyse hakîkî ve gerçek manada milliyetçilik, İslam davasını kabul etmektir, başka değil... Diğer ifade ile ilâi Kelimetullah için birleşmektir, çalışmaktır. Teslim... İhlas... Allah için sevmek veya buğzetmektir. İman etmeyen kardeş, kardeşim değildir... Soyumda ve ırkımda olmayan, dilimle konuşmayan, Hazreti Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in Tevhîd davetine icabet eden, kardeşimdir. O bana akciğer, ben ona karaciğerim."

"Şu benim kanaatimdir: Türkler, dindeki birliği, i'tisâmı düşündükleri için en büyük kurtuluş olduğuna inandılar, topluca Müslüman oldular. İslam'a hadim oldular. Milliyetçiliklerini, benliklerini, i'tisâma dönüştürdüler. İ'tisâm yerinde milliyetçilik, milliyetçilik yerinde i'tisâm dediler. Allah da onları yer yüzünün hâkimi kıldı. Ne vakit ki bu milliyetçilik fikrinin dizginini gevşettiler ve gayri Müslimlerin debdebelerine göz diktiler, o andan itibaren hâkimiyetlerini kaybettiler. Şimdi de gayrı Müslimler, özellikle Ermeniler, Türklerin tekrar hâkimiyeti ele geçirmemeleri için onları birbirine düşürmektedir. Allah Azze ve Celle intibahlar ihsan etsin, bu gaflet uykusundan bizi uyandırsın. Elbette Azerî, Laz, Türklerden bir parça olduğu gibi, Kürtler de bir parçadır. Ne fayda ki, gayrı Müslimlerin tuzağına girip onlardan korkan ve yem peşine düşüp kafes kekliği olan zavallı insanlar, bu bütünlüğü idrakten aciz kaldılar; ve fitneyi çıkardılar. Allah Azze ve Celle din ve İslam şuuruyla bizi gafletten uyandırsın. Âmin diyelim.
*
Gençlerin bunalım ve sapmalardan kurtuluşlarının yegâne çaresi, Hazreti Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem'in azametine, O'nun ashabının şerefine inanmak; inançta, ahlakta ve ibadette, ashabın ardınca giden âlimleri rehber tanımaktır.

Yol İslam... Bu yolu tarif edenler, senedle ilimlerini alan gerçek âlimlerdir. Bu hususta birçok ayet ve hadisler vardır; bu yol akıl ile bilinmez.

Mesela, Allah Teâlâ'dan korkmanın, O'nu sevmenin, O'na saygı göstermenin ne demek olduğunu tarif edenler; Allah Teâlâ'nın Rasûlü'nün ashabı ve ashabdan doğru senedlerle bugüne kadar İslam dînini nakleden âlimlerdir. Elbette bu âlimlerin reisleri, yahi mezhebleri devam edegelen âlimler, başta Ebû Hanîfe İmâm-ı A'zam, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve İmam Ahmed'dir. Ayet ve hadisleri onların anlayışıyla anlamayıp, kendi aklıyla anlamaya kalkışanlar, yoldan saparlar. Demek sapmanın bir sebebi de mezhepsizliktir. Öyleyse Kur'an ve hadisleri, onların anlayışıyla anlamak gerekir.

Merhum Üstaz İsmail Çetin rahmetullahi aleyh.

Yazarın Diğer Yazıları