Her kültürün tazim için farklı uygulamaları var, lakin ta'zim, yani idrak ile saygı esasen bir ritüelden çok daha anlamlı bir duruş gerektirir.
Mesela biz Türkler, büyüklerimizin önünde, onlara saygımız gereği ayak ayak üstüne atmayız. Bize mesajı nedir diye merak etmediğimiz Kitabı da duvara asarız. Lakin bir Arap, uzandığı yerde kitabı önüne koyup okuyabilir. Burada asıl saygıyı uzandığı yerde kitabı okuyan göstermiştir fikrimce, duvara asan değil.
Annesi o hali ile canını sıksa da, ona öf demeyen saygı göstermiştir, onun hazırladığı sofrada, kardeşiyle münakaşa edip, anasının yediğini burnundan getiren değil.
Allah'a tazim için de Onun belirlediği sembol hareketler ile namaz kılandan daha çok, kıldığı namazın şuuruna eren misaldir veya. Ya da ezan okununca müziğin sesini kısandan, çağrıya icabet ile namaza hazırlanan daha saygılıdır gibi.
*
Sosyalleşmek çok kişi ile iletişmek, her lafa girişmek değildir. Kuru kalabalıklar tiyatrosunun özne yıldızı olmakta değil, dostlar senfonisinin yüklem hamalı olmaktadır huzur...
*.
Bir toplum, ancak, haklarını kanırta kanırta kotarırsa, haklarının kıymetini bilebilir ve onları koruyup, geliştirebilir. Haklar, bir lütuf ve ihsan ile bahşedildiğinde ise, hak değil, lütfeden öncelenir ve bağışçıya duyulan minnet hisleri, hakların önüne geçer.
Bunu bilenlere, toplumu idare etmenin, çelik çomak oynamak kadar kolay gelmesi, bundandır. Verirler, zaten sana ait olanı ve sen, minnetinden şapşallaşırsın ona karşı.
*
Atalarımız Asya içlerinden bu taraflara büyük kuraklıklar kökenli göç etmek zorunda kalmışlardı. Şimdi bu taraflarda da ciddi kuraklık tehlikesi baş gösterdiğine göre, yeniden yol mu görülüyor bize, ne dersiniz?
*
Cumhurbaşkanı, karşıma bir aday koyamıyorlar, adaylığımı sorguluyorlar diyor, doğru diyor. Çamura yatmak böyle bir şey işte.