İsmail ARSLAN

Çeşitlemeler

İsmail ARSLAN

Diyanet İşleri Başkanının, yaygınlaşmış haramları bir kenara bırakıp, hakkında nas varid olmayan sigara hakkında haram olduğuna dair beyanı ve bu duruma sahip çıkılması, nasıl bir garabetin içine düştüğümüzün açık delili değil midir. Kamu malını talan, torpil, adam kayırmacılık, parti dinlilik, yalan, hırsızlık, zina, faiz, imam nikahı uydurması ile mutayı caiz görme gibi kepazeliklere dair hiç laf söz ettiği duyulmamış Başkan, Reis böyle irade etti diye sıgara hakkında neredeyse yaptırımlar bile uygulanması hakkında neler neler söylüyor. Halbuki bunlar varken ve bu ihlallerin yanında sigara, zurnanın son deliği bile değilken, kafaya bunu takmak kimin dinine hizmet demek ağır olacağını için demiyorum.
-- 
Bitkisel terkipleri şifa maksatlı kullanmada genel bilinen tavsiyeler harici, özel kullanımlarda muhakkak rahatsızlık hangi alan ile ilgili ise o alanın uzmanı bir doktora danışmadan terkibi kullanmak büyük hatadır. Mesela bendenizde kısmi felç sonrası epilepsi gelişti, şifa vesilesi ararken karabaş otu da öneriler arasında vardı ki kullandığım ilaçlar gereği ve rahatsızlığım adına en uzak durmam gereken bitki meğer o imiş. Konusunun uzmanı doktora sormak en isabetli iş.
--
Tıp, bir gün ölüme bir çare bulacak ve bu uzun yaşamak, kaliteli yaşamak olarak zuhur edecektir, lakin yine de öleceğiz, zira her canlı eceli gelene kadar yaşar ve ecel gelince ölüm kaçınılmazdır. Ecel kimi zaman doğal afet ve kimi zaman savaş, kaza olarak kendine illa ki bir vesile bulur.
--
10 sene fiili olarak avukatlık yapmayan asla hakim yapılmamalı. Adalete, hakkaniyete aykırı kararların ekserisi hukuk nosyonu noksanlığı sebebiyledir ve tabiri caiz ise yanmadan pişilmez. Hâkim, adalet ve adaletsizliği cemiyetin tam göbeğinde talim etmeden hüküm makamına oturmamalı.
--
Kut zaferini tarih kitaplarından, okul müfredatından çıkartanların ( e ama dizisini yaptık gazı ile oyalananlara iyi uykular dilerim) kolayca pes edecegini düşünmemek lazım. Öyle bir bürokrasi ve stk kurgulamışlar ki her hevası kabarık, onların gönüllü kuludur düzenlerinde.
Bir yerlere gelmek bir baltaya sap olmak sivrilmek hükmetmek putları ile her yerdeler. En ummayacağınız yerlerde, hiç ihtimal vermeyecekleriniz sunak başlarını tutmuş durumdalar.
Bu mevzu öyle liderin dirayeti ve idaresi ile çözülecek mevzu değil. Yetişmiş, ehil, şuurlu, kafası karışık olmayan bir nesil gerekiyor. 
Şu an yok böyle bir nesil ve bu nesile mürebbilik yapacak bir kadro.
Bol bol laf ve laf.
Adalet attalarda sürgünlerde iken, ferah ve refah hayaldir.
Öncelik adaleti ikame etmek olmalı ki niyetler düzele.
--
3 4 veya 18 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ederek öldüren birine, yaptığının karşılığı cezayı bu dünyada ödetebilecek bir yaptırım var mıdır?

Mevcut hukuk sistemimizde ödetici adalet sistematiği gereği bu suça hapis cezası uygun bulunuyor ki, zamanımızda maalesef benzer suçlar bu bakış tarzı gereği katlanacak artmaktadır.
Halbuki böylesi suçlarda faile, bu dünyada yaptığının karşılığını ödetebilecek bir müeyyide söz konusu değildir. Faile ancak bu suçları önlemek ve toplum vicdanını rahatlatmak için önleyici hukuk sistematiği gözetilerek yaptırım uygulanması mümkün olabilir.
Konuya bu zaviyeden bakıldığında esasen hapis cezası da idam cezası da yapılan menhiyatın karşılığı bir ceza olamaz. Ancak toplum dengesi ve suçu önleme gayesi ile bir müeyyide öngörülecek ise en azından idam söz konusu olmalıdır.
İslam hukukunda yer alan kısas da bu gibi suçlara karşı müeyyide anlamında uygun olmayacaktır. Tecavüze uğrayan ve öldürülen çocuğu için, babaya teklif edilecek parayı, onun, diğer çocuklarının geleceğini düşünerek kabulü dahi ilahi adaleti zedeleyecektir. Bu suçlar, kişilere karşı işlenen suçlar olma vasfından, işlendikleri anda çıkmışlar ve insanlığa karşı işlenmiş suç vasfını kazanmışlardır ki ceza i müeyyide de bu vasıf ilişikli olmalıdır.
Geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde teşhir edilerek idam ve tabii ki suç ve suçlunun hiçbir karanlık nokta bırakılmaksızın aydınlatılacağı, tüm çıplaklığı ile gerçeğin ortaya konulacağı bir yargılama şartı ile, suçsuz bir insanı öldürmek de unutulmamadır ki tüm insanlığı öldürmek gibidir.
--
İlkokullarda zırt dersi vırt dersi koyarsın da insan hak ve özgürlükleri, hukuk, adalet dersi koymaz, sürü güdüsünü geliştirirsen olay ta oradan başlar. Başa çıkamadığın sürü, elbette başını ezecektir.
'Arkasında biri var, bir şey var' Şarkta, tanrı inancından sonra en yaygın olan, bu sözdür.
Şarkta küpe taktığı için kendisine rahatsız edici bakışlardan yakınan genç adam, çarşaflı birini görünce onu rahatsız edici bakışlarla süzer.
Dünyanın en zelil insanı, ihtiyaç sahibinin işini görüp, bununla, onu kendine teşekkür ve takdire zorlayandır.
Tüm sakatlıklar insandaki tanrılık öykünmeleri kökenlidir.
Şeytan ki bütün küfrüne ve cehennem ikametlisi olduğu bilgisine rağmen, Allah'tan ümidini kesmemiş iken, ne oluyor şu insana, kendini ye'isin kucağına bırakıyor. Son nefese kadar tevbe kapısı açık ona halbuki. Yapması gereken tanrıcılık oynamayı terk ile, kulluğunu ikrar etmesi sadece.
Hiç abartmayalım, hepimiz insanız. Tepemizden tırnağımıza kadar, hiç lafı evirip çevirmeye lüzum yok. Birbirimizin hiç bir hali, hiç birimizi şaşırtmaz. Yaptıklarımız bize özgü hep ve çok sıradan. Aradan eksi ve artı yönlü çıkan ilginçlere istisna diyor ve yekün hesapta onları yok sayıyoruz.
--
Günümüzde ortadoks tıbbın yönlendirici güçleri ekonomik kaygılar ile hareket edenler olduğu için hastalıklar çoğalmakta ve çeşitlenmekte maalesef ve bu sebeple önleyici tıp karalanmakta ve gelişmesine engel olunmaktadır.
 
 

Yazarın Diğer Yazıları